İmamoğlu'ndan Kılıçdaroğlu'na Ağır Suçlamalar: 'Siyasi Kayyım' ve 'Dahili Bedhah'
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin önde gelen isimlerinden Ekrem İmamoğlu, partisindeki güncel gelişmelere ve eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun tutumuna ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Gazeteci Murat Sabuncu'ya verdiği özel bir röportajda İmamoğlu, Kılıçdaroğlu'nun partideki pozisyonunu sert sözlerle eleştirdi. İmamoğlu'na göre, partinin başına delegelerin iradesiyle değil, yargı eliyle getirilen bir yönetimin demokrasiyle bağdaşmadığını belirtti. Bu durumu 'siyasi kayyımlık' olarak nitelendiren İmamoğlu, milletin sandıkta vermediği yetkinin mahkeme kararlarıyla elde edilmeye çalışılmasının siyaseten ve ahlaken meşru olmadığını vurguladı.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun partideki durumunu 'dâhili bedhah kayyım' olarak tanımlayan İmamoğlu, partiyi dışarıdan yıkamayanların şimdi içeriden teslim almaya çalıştığını ifade etti. Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün millet egemenliği ilkesi üzerine kurduğu bir direniş partisi olduğunu hatırlatan İmamoğlu, partinin genel merkezinin artık sadece bir bina olmadığını, tüm partililerin ruhunu ve yüreğini taşıdığı meydanlar olduğunu dile getirdi. İmamoğlu, 'Şimdi otursunlar, boş duvarlara baksınlar. Darbeye direnenleri izlesinler.' diyerek mevcut yönetime üstü kapalı bir göndermede bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın demokrasiyi 'betona gömmek istediği' yönündeki iddialara da değinen İmamoğlu, kendisinin dört duvar arasında en özgür halini yaşadığını, buna karşın kayyımın sıkışıp kaldığını belirtti. Erdoğan'ın emir aldığı kişilerin figüran olduğunu ve asıl amacın Cumhuriyeti, demokrasiyi ve adaleti yok etmek olduğunu söyledi. İmamoğlu, Allah ömür verdikçe ve millet destekledikçe mücadelesini sürdüreceğini, asıl önemli olanın Cumhuriyet'in ve emanetin geleceği olduğunu vurguladı. Bu mücadelede kazanacaklarını sözlerine ekledi.
Mücadelenin CHP içinde mi yoksa yeni bir parti kurularak mı devam etmesi gerektiği sorusuna İmamoğlu, 'Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız' yanıtını verdi. Hukukun, delegelerin ve millet iradesinin yol arkadaşı Özgür Özel'in genel başkanlığındaki CHP'yi işaret ettiğini belirten İmamoğlu, ancak hukuk çiğnenir, irade yok sayılırsa milletle birlikte yürünen her yolun meşru ve güçlü olacağını ifade etti. Erdoğan'ın muhalefete darbe yaptığını savunan İmamoğlu, milletin kimseye boyun eğmeyeceğini ve kendi diliyle, ruhuyla, iradesiyle iktidara yürüyeceklerini söyledi. Yeni bir parti kurulması durumunda bunun bir 'demokrasi cephesi' mi yoksa lider merkezli bir hareket mi olacağı sorusuna ise Türkiye'deki tüm demokratların birleşmesi gerektiğini, bunun doğu-batı, kuzey-güney, kırsal-kent ayrımı yapmadan bir yolculuk olması gerektiğini belirtti. Gücünü milletten alan, ihtiyaçlara cevap veren kadroya sahip ve güçlü bir liderlikle yol yürüyen bir hareketin Türkiye'yi geleceğe taşıyabileceğini vurguladı. Bu vizyonun, Genel Başkan Özgür Özel ile başlattıkları 'değişim hareketinin' özü olduğunu söyledi.
İmamoğlu, '24 Mayıs'ın bir milat' olduğunu belirterek, bu tarihte ittifakla birleşenlerin, mahkeme kararıyla siyaset alanının boğulmasını destekleyenlerin ve demokrasi cephesinin yanında olanların net bir şekilde ayrıştığını ifade etti. Tüm baskılara rağmen beyaz gömlekleriyle yola çıkanların, özgür Türkiye ve özgür gelecek için adım attıklarını söyledi. Yaşananların CHP'nin iç meselesi olmadığını, doğrudan seçimli demokrasinin geleceğiyle ilgili büyük bir kırılma olduğunu vurguladı. Seçimlerin tanınmadığını, kurultayların yok sayıldığını ve YSK'nın tutumunun demokrasiyi yok edenlerin son çivisi olduğunu söyledi. 2017'deki mühürsüz oylarla başlayan sürecin, 2019'daki İstanbul seçimlerinin iptaliyle devam ettiğini ve bugün muhalefetin devlet gücüyle dizayn edilmeye çalışıldığı bir aşamaya gelindiğini belirtti. Bu durumun, milletin sandık yoluyla iktidarı değiştirme hakkının korunup korunamayacağı meselesi olduğunu ve aksini iddia edenlerin kendi varlık amaçlarını anlamsızlaştırdığını sözlerine ekledi. Kendi partilerine darbe yaptıranların arkasına Erdoğan'ın yargı gücünü aldığını ve bunun bir CHP içi tartışma değil, sarayın darbesi ve kuklalarının bir oyunu olduğunu iddia etti.