İran Anlaşması Netanyahu'yu Derinden Sarsıyor: Siyasi Baskı Artıyor
Dünya

İran Anlaşması Netanyahu'yu Derinden Sarsıyor: Siyasi Baskı Artıyor

1

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın, İran ile birkaç gün içerisinde önemli bir anlaşmaya imza atmayı öngördüğünü duyurması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu beklenmedik bir siyasi çıkmaza sürükledi. Trump'ın, Netanyahu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, İran ile varılacak bu anlaşmanın büyük önem taşıdığını ve bölgedeki çatışmaları sonlandırma vaktinin geldiğini belirttiği aktarıldı. Bu gelişme, Netanyahu'nun en büyük endişelerinden birinin gerçeğe dönüşmesi anlamına geliyor. Zira, 'savaş zamanı başbakanı' olarak konumlandırmaya çalıştığı imajı, savaşın hedeflenen sonuçlara ulaşmadan sona ermesiyle zedelenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Netanyahu'nun siyasi kariyerini ve geleceğini tehdit eden bir diğer önemli faktör ise, savaş sonrası kendisini bekleyen kapsamlı yolsuzluk soruşturmaları. Bu davaların olası bir hapis cezasıyla sonuçlanma ihtimali, Netanyahu üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. İsrail halkına 'tüm düşmanlarını yok etme' yönünde vaatlerde bulunan Netanyahu'nun, Lübnan'daki operasyonlara rağmen Hizbullah'ı etkisiz hale getirememesi ve İsrail Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki intihar vakalarındaki artış gibi olumsuz gelişmeler, zaten kırılgan olan pozisyonunu daha da güçleştiriyor. Trump ile yaptığı görüşmede Netanyahu'nun, anlaşmayı engelleme konusunda etkisiz kalacağını kabul ettiği ve nihai metnin İran'ın nükleer programına yönelik ortak kaygıları gidereceği konusunda ABD Başkanı'na güvendiğini ifade ettiği gelen bilgiler arasında yer alıyor.

İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde yaşanan bu kritik gelişme, Netanyahu'nun siyasi rakipleri tarafından, ülkeyi ABD'nin barış şartlarını sorgusuz sualsiz kabul eden bir konuma itmekle eleştirilmesine neden oluyor. Bu durum, Netanyahu'nun üzerindeki siyasi baskıyı artırırken, onu zorlu bir süreç beklediği yorumlarına yol açıyor. İsrailli yetkililer, kamuoyu nezdinde Trump yönetimini doğrudan eleştirmekten kaçınsalar da, özel görüşmelerde dile getirilen memnuniyetsizliklerin basına yansıdığı görülüyor. İran'ın, Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolünü sürdürmesi, yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş mali varlıklarının serbest bırakılması gibi önemli kazanımlarla bu süreçten çıkma ihtimali, İsrail için ciddi bir hayal kırıklığı yaratıyor.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın açıklamalarına göre, Trump'ın Amerikan çıkarlarını önceliklendiren bir anlaşma peşinde olduğu belirtilirken, İsrail'in İran'ın nükleer faaliyetleri, balistik füze programı ve vekil güçler konusundaki ortak ilkelere bağlılık beklentisi vurgulandı. Ancak, mevcut anlaşma taslağının yalnızca nükleer silah edinme konusundaki taahhütleri içerdiği, füze ve vekil güçler gibi kritik başlıkların dışarıda bırakıldığı görülüyor. Bu durum, İsrail'in hem uluslararası arenada hem de askeri kapasitesi açısından stratejik bir dezavantaj elde ettiği şeklinde yorumlanıyor. ABD'nin Ortadoğu'daki en yakın müttefiki konumundaki İsrail'in, Amerikan kamuoyundaki desteğini de zayıflatma riski taşıyor. Hafta başında İran ile artan gerilim sırasında, Netanyahu'nun enerji ve altyapı tesislerine yönelik büyük çaplı saldırı planladığı ancak Trump tarafından son anda durdurulduğu öne sürüldü. Anlaşmanın, Hizbullah'ın da dahil olduğu bir ateşkesi kapsaması ihtimali, İsrail yönetiminde Hizbullah'a karşı operasyonel hareket serbestisinin kısıtlanacağı endişesini doğuruyor. Savunma Bakanı Katz, İsrail'in İran'ın nükleer silahlanmasını engelleme konusunda bağımsız hareket etme kabiliyetini sürdürdüğünü ve buna göre hazırlık yapacağını ifade etti. Kıdemli bir ABD'li yetkilinin, barış sürecine tüm tarafların katılması halinde İsrail'in de yer alacağına inandıklarını belirtmesi dikkat çekiyor. Öte yandan, İran medyasında anlaşma sonucunda Tahran'a milyarlarca dolar aktarılacağı yönündeki iddialar üzerine Beyaz Saray'ın, İsrail'e güvence vererek İran'ın elde edeceği faydalar öncesinde yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği mesajını ilettiği bildirildi. Savaşın ilan edilen hedeflere ulaşılmadan sona erdirilmesinin, Netanyahu için ciddi bir stratejik gerileme olarak değerlendirilmesi muhtemeldir.

Paylaş

İlgili Haberler