İskenderiye Feneri'nin Kayıp Blokları Denizden Çıkarıldı
Dünya

İskenderiye Feneri'nin Kayıp Blokları Denizden Çıkarıldı

2

Mısır'ın tarihi İskenderiye kıyılarında, Akdeniz'in derinliklerinde yatan ve Antik Dünya'nın Yedi Harikası'ndan biri olarak kabul edilen efsanevi İskenderiye Feneri'ne ait olduğu düşünülen devasa taş bloklar, titiz bir operasyonla su yüzüne çıkarıldı. Ağırlıkları 70 ila 80 ton arasında değişen toplam 22 adet büyük taş blok, deniz tabanından dikkatle kaldırıldı. Bu olağanüstü girişim, kayıp yapının dijital ortamda sanal olarak yeniden canlandırılması projesinin önemli bir aşamasını oluşturuyor.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'nin (CNRS) Mısır'daki İskenderiye Araştırmaları Merkezi (CEAlex) bünyesinde görevli arkeolog ve mimar Isabelle Hairy'nin bilimsel önderliğinde yürütülen bu arkeolojik çalışmalar, Mısır Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı'nın denetimi altında gerçekleştiriliyor. Projenin finansal kaynakları son üç yıldır Dassault Systèmes Vakfı tarafından sağlanırken, operasyonda kullanılan devasa dubalar ve vinç sistemleri ise Fransız yapım şirketi GEDEON Programmes'in katkılarıyla temin edildi. Bu uluslararası işbirliği, antik bir yapının sırlarını modern teknolojiyle aydınlatma amacını taşıyor.

Denizden çıkarılan buluntular arasında, antik yapıların girişlerinde kullanılan kapı lento ve söveleri, bir eşik taşı ve taban blokları gibi mimari unsurlar bulunuyor. Ayrıca, Mısır ve Yunan mimari geleneklerinin birleştiği bir tarzda inşa edilmiş, üzerinde Mısır motifleri taşıyan bir pilon da gün yüzüne çıkarıldı. Araştırmacılar, bu parçaların, fenerin anıtsal giriş bölümüne ait olduğunu ve dönemin mimari anlayışını yansıttığını belirtiyorlar. Elde edilen her bir taş blok, ileri düzey fotogrametri teknikleri kullanılarak taranacak ve detaylı üç boyutlu dijital modellere dönüştürülecek. Bu modeller, son on yılda su altında dijitalleştirilmiş yüzden fazla benzer bloğun oluşturduğu geniş veri tabanına entegre edilecek.

İskenderiye Feneri'nin bulunduğu alanla ilgili sistematik sualtı araştırmaları, ilk olarak 1994 ve 1995 yıllarında arkeolog Jean-Yves Empereur'un liderliğinde yoğunlaştı. Ancak bölge ilk kez 1968 yılında tespit edilmişti. 1994'teki ilk kapsamlı incelemede, deniz tabanında sfenks heykelleri, dikilitaşlar, sütunlar ve granit bloklar dahil olmak üzere 3.300'den fazla arkeolojik nesne kayıt altına alınmıştı. Günümüzde Hairy'nin yönetimindeki PHAROS programı kapsamında devam eden çalışmalar, tarihçiler, nümismatlar, arkeologlar ve mimarlardan oluşan multidisipliner bir ekibin ortak çabasıyla ilerliyor. Ekip, MÖ 4. yüzyıldan MS 15. yüzyıla kadar fenerle ilgili bilinen antik metinleri ve görsel tasvirleri derleyerek, fiziksel kalıntılardaki eksik bilgileri tamamlamayı hedefliyor. Elde edilen tüm veriler, Dassault Systemes Vakfı çatısı altındaki gönüllü mühendisler tarafından bilimsel simülasyonlar aracılığıyla işlenerek, yapının inşa ve yıkılış süreçleri detaylı bir şekilde analiz edilecek. Bu projenin nihai hedefi, ziyaretçilerin sanal ortamda keşfedebileceği, son derece detaylı bir 'dijital ikiz' oluşturmaktır.

Paylaş

İlgili Haberler