Isparta'da Gül Hasadı Başladı: Zahmetli Süreçten Yüksek Değerli Ürünlere
Gündem

Isparta'da Gül Hasadı Başladı: Zahmetli Süreçten Yüksek Değerli Ürünlere

3

Türkiye'nin gül bahçesi olarak bilinen Isparta'da, kendine özgü kokusu ve değerli bileşenleriyle öne çıkan gül çiçeği hasadı mevsimi başladı. Üreticiler ve mevsimlik tarım işçileri, gün ağarmadan bahçelerde mesaiye başlayarak, seher vaktinin serinliğinde bu özel çiçeği topluyor. Sabahın erken saatlerinde toplanan güller, fabrikalarda işlenerek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülüyor. Bu meşakkatli süreç, gülün yağına, konsantre özüne (konkret) ve suyuna hayat veriyor.

Hasat sezonu, genellikle haziran sonuna kadar devam ediyor. Bu dönemde gül bahçeleri, binlerce işçiyi ağırlıyor. İşçiler, gün doğumundan önce başlayıp, öğle saatlerine kadar açmış tüm gül çiçeklerini titizlikle topluyor. Toplanan taze güller, daha sonra belirlenen alım noktalarına çuvallar içinde getiriliyor. Burada hassas bir şekilde tartılarak teslim alınıyor. Ardından, bu değerli ham madde, kamyonetlerle gül yağı üretim tesislerine taşınıyor. Fabrikalarda işçiler tarafından kazanlara boşaltılan güller, yüksek sıcaklıkta işlenerek gül yağı, konkret ve gül suyu gibi kıymetli ürünlerin elde edilmesini sağlıyor.

Isparta'da gül işleme sektörünün lokomotif kuruluşu olan Gülbirlik, bünyesindeki dört farklı fabrikada gül yağı üretimi gerçekleştiriyor. Bunun yanı sıra, özel sektöre ait çok sayıda fabrika da aynı üretim sürecini uygulayarak, elde edilen ürünleri kozmetik ve parfüm endüstrisinin kullanımına sunmak üzere yurt dışına ihraç ediyor. Bu ihracat, hem ülke ekonomisine döviz girdisi sağlıyor hem de Isparta'nın gül ürünleri konusundaki küresel marka değerini pekiştiriyor. Gülün bu denli değerli bir ürüne dönüşmesindeki süreç, binlerce yıllık bir geleneğin modern teknolojiyle buluşmasını temsil ediyor.

Isparta'da gülcülüğün kökleri, 1800'lü yıllara kadar uzanıyor. Rivayete göre, 'Gülcüzade İsmail Efendi'nin askerlik görevini yaptığı Bulgaristan'dan getirdiği gül fidelerini Isparta topraklarına dikmesiyle bu değerli bitkinin yetiştiriciliği başlamış. O dönemlerde odun ateşinde, oldukça zahmetli imbik yöntemleriyle elde edilen gül yağı, günümüzde çok daha gelişmiş ve modern tesislerde üretiliyor. Güneykent bölgesinden üretici Hüseyin Kaya, 20 yıldır bu işle uğraştığını ve gülcülüğün büyük emek istediğini belirtiyor. Kaya, 'Çocuğa bakar gibi bakmak' gerektiğini vurgulayarak, ot temizliği, ilaçlama ve gübreleme gibi süreçlerin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade ediyor. İşçi bulmanın zorluğuna dikkat çeken Kaya, buna rağmen sabahın erken saatlerinde temiz havada gül toplamanın keyifli bir uğraş olduğunu sözlerine ekliyor. Bu yıl 2 dekar alandan yaklaşık 1,5 ila 2 ton arasında gül çiçeği beklediğini ve bunun kendisine yaklaşık 160 bin lira gelir getirmesini öngördüğünü ancak tüm masraflar düşüldüğünde elinde kalanın çok daha az olacağını da dile getiriyor.

Gül hasadı sürecinde işçi olarak çalışan ve aynı zamanda işçi ekibi sorumluluğunu üstlenen Orhan Ayan, bu yılki hasat döneminde kilo başına 34 lira ücret aldıklarını belirtiyor. Sabahın erken saatlerinde, genellikle saat 04.30 veya 05.00'te başladıkları mesailerinin, bahçedeki gül bitene kadar sürdüğünü aktarıyor. Ortalama bir işçinin günlük 20 ila 25 kilogram arasında gül topladığını ve bunun da günlük 700 ila 800 lira arasında bir kazanç sağladığını ifade ediyor. Ayan, yaptıkları işten duydukları keyfi de dile getirerek, bu zorlu ama bereketli sürecin bir parçası olmaktan memnuniyet duyduklarını belirtiyor.

Paylaş

İlgili Haberler