İşsizlik Fonu'nun Milyarları Mercek Altında: Sermaye Piyasası Skandalı mı?
Çalışanların güvencesi olması gereken İşsizlik Sigortası Fonu'nun (İSF) milyarlarca lirasının, işsizlere ulaşmak yerine sermaye piyasalarında değerlendirilmesi ve bu durumun potansiyel bir fon kriziyle ilişkilendirilmesi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Edinilen bilgilere göre, İşsizlik Fonu'nun yaklaşık 3.4 milyar liralık bir bölümünün, mevduat ve devlet tahvilleri gibi geleneksel araçlar yerine daha riskli olabilen sermaye piyasası enstrümanlarında değerlendirildiği iddia edildi. Bu durum, fonun amacından sapıp sapmadığı ve alınan risklerin boyutları hakkında ciddi soruları beraberinde getiriyor.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Cevdet Akay, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İşsizlik Sigortası Fonu'nun mevcut büyüklüğüne dikkat çekerek, fonun varlıklarının önemli bir kısmının sermaye piyasalarında değerlendirilmesinin yarattığı endişeleri dile getirdi. Akay, “Ağustos ayı sonu itibarıyla fonun toplam varlığı 851 milyar liraya ulaşmış durumda. Ancak bu tutarın 3.4 milyar lirasının, standart mevduat ve devlet iç borçlanma senetleri dışındaki sermaye piyasası araçlarında kullanılması dikkat çekici. Bu durum, fonun parasının da spekülatif fonlara takılmış olabileceği endişesini doğuruyor” ifadelerini kullandı. Milletvekili Akay, bu paranın işsizlere destek olmak yerine fon yöneticilerinin veya ilişkili kişilerin yatırımlarına mı aktarıldığı sorusunu gündeme getirdi.
Akay'ın açıklamaları, fonun yönetimindeki potansiyel çıkar çatışmalarına da ışık tutuyor. Takasbank Yönetim Kurulu üyelerinin aynı zamanda portföy şirketlerinde genel müdürlük ve yöneticilik görevlerini üstlendiği belirtildi. Bu durum, hem karar alma hem de uygulama mekanizmalarında yer alan kişilerin, kendi portföylerini yönetirken fonun kaynaklarını kullanma potansiyeli taşıdığı anlamına geliyor. Bu türden bir iç içe geçmişlik, “haksız menfaat” iddialarına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, bir gayrimenkul yatırım ortaklığı şirketinin yönetiminde bulunan ve eşinin bir AKP milletvekili olduğu bir ismin yanı sıra, partinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesinin de yer aldığı öne sürüldü. Bu şirketin fonlarla olan para hareketleri ve elde ettiği kârlar da ayrı bir inceleme konusu olarak değerlendiriliyor.
Fonun yatırım stratejileri ve varlık dağılımı, kamuoyunun yakından takip ettiği bir diğer konu. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yatırım fonlarındaki yüksek pay sahibi yatırımcıların açıklanmasına yönelik aldığı yeni düzenleme kararı sonrasında, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da Aktif Portföy Para Piyasası Katılım Fonu'na yatırdığı 2.18 milyar liralık bir paya sahip olduğu ortaya çıktı. Bu katılım fonunun, faizsiz finans prensiplerine uygun olarak kısa vadeli finansal araçlara yatırım yaptığı bilgisi paylaşıldı. Ancak, fonun toplam varlığı içindeki payı ve bu yatırımın fonun genel stratejisiyle ne kadar uyumlu olduğu gibi detaylar, şeffaflık beklentilerini artırıyor. İşsizlik Fonu'nun milyarlarca lirasının bu türden fonlarda değerlendirilmesi, hem fonun işleyişi hem de kamu kaynaklarının kullanımı açısından daha detaylı bir kamuoyu denetimi gerektiriyor.