İstanbul'da Deprem Gerçeği: 40 Bin Konutun Yarısı Yüksek Riskli Çıktı
Gündem

İstanbul'da Deprem Gerçeği: 40 Bin Konutun Yarısı Yüksek Riskli Çıktı

33

Marmara Bölgesi'nde yaşanan son sarsıntılar, Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'un deprem hazırlıkları konusundaki acil durumunu bir kez daha gözler önüne serdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yürütülen kapsamlı bina tarama çalışmaları, kentteki yapı stokunun ne denli büyük bir risk taşıdığını çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Temmuz 2020 ile Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen incelemelerde, incelenen 40 bin yapının yarısından fazlasının orta veya yüksek derecede riskli olduğu tespit edildi. Bu sonuçlar, olası bir büyük İstanbul depreminde yaşanabilecek felaketin boyutları hakkında ciddi endişelere yol açtı.

Yapılan analizler sonucunda, incelenen 40 bin konutun 10 bin 432'sinin 'yüksek riskli' kategorisinde yer aldığı, 8 bin 368'inin ise 'çok yüksek riskli' olarak sınıflandırıldığı belirlendi. Bu durum, değerlendirmeye alınan binaların yaklaşık yüzde 50'sinin, yani yarısının, olası bir depremde ayakta kalma olasılığının son derece düşük olduğunu gösteriyor. Bu binaların büyük çoğunluğunun 1999 yılından önce inşa edilmiş olması, güncel deprem yönetmeliklerine uygunluk konusunda ciddi soru işaretleri barındırdığını ortaya koyuyor. Şu ana kadar riskli olduğu belirlenen 2 bin 330 yapının yıkımı tamamlanırken, 612 bina için de yıkım süreçleri başlatıldı. Bu dönüşümle birlikte toplam 28 bin 263 bağımsız bölümün yenilenmesi hedefleniyor ve bu süreçte yaklaşık 100 bin kişinin daha güvenli konutlara taşınması planlanıyor.

İBB'nin hızlı tarama çalışmaları kapsamında, İstanbul'un hangi ilçelerinin deprem açısından daha savunmasız olduğu da netleşti. Yapılan analizlere göre, Avcılar, Zeytinburnu, Bağcılar ve Küçükçekmece ilçeleri, yapı stoklarının risk durumu açısından en öncelikli bölgeler olarak öne çıkıyor. Bu ilçelerde riskli yapı oranlarının daha yüksek olması, olası bir depremde bu bölgelerde daha yoğun hasar bekleneceği anlamına geliyor. Öte yandan, daha az riskli olarak görülen ilçeler de bulunuyor. Örneğin, Şile'de risk oranı sıfır olarak kaydedilirken, Çekmeköy ve Beykoz gibi ilçelerde de risk oranlarının oldukça düşük seviyelerde seyrettiği gözlemlendi. Bu farklılıklar, İstanbul'un coğrafi yapısının ve yapılaşma geçmişinin deprem riskini nasıl etkilediğini de gösteriyor.

Toplamda 173 bin 189 kişinin hızlı tarama hizmeti için başvuruda bulunduğu belirtildi. Başvuruların yoğunlaştığı ilçeler arasında Kadıköy ilk sırada yer alırken, en az talep ise Sultanbeyli'den geldi. Bu başvuru yoğunluğu, vatandaşların deprem gerçeğiyle yüzleşme ve binalarının güvenliğini sorgulama konusundaki artan duyarlılığını yansıtıyor. Ancak, başvuruların tamamlanması ve riskli yapıların dönüştürülmesi süreci, büyük bir planlama, finansman ve zaman gerektiriyor. İstanbul gibi deprem riski yüksek bir bölgede, bu tür çalışmaların hızlandırılması ve olası bir yıkıcı depreme karşı hazırlıkların en üst düzeyde tutulması büyük önem taşıyor. Yetkililer, vatandaşları da riskli binalarda ikamet etmemeleri ve gerekli tedbirleri almaları konusunda uyarıyor.

Paylaş

İlgili Haberler