İstanbul'da Kritik Eşikte: Meclis Dengeleri ve Siyasi Kulvarlar
Türkiye siyasetinde 'kazananın' İstanbul'u alacağı söylemi, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından farklı bir boyuta taşındı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan Ekrem İmamoğlu'na yönelik devam eden hukuki süreç, şehirdeki siyasi dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Yargıtay'da bekleyen ve İmamoğlu hakkında verilen mahkumiyet kararının onanması durumunda siyasi yasak getirmesi beklenen dava, olası bir erken seçim senaryosunu gündeme getiriyor. Bu durum, mevcut meclis yapısındaki hassas dengeyi de doğrudan etkileyecek.
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'ndeki üye dağılımı, olası bir siyasi yasak durumunda kritik önem taşıyor. Şu anki tabloya göre, Cumhur İttifakı'nın 158, ana muhalefet partisinin ise 147 üyeye sahip olduğu belirtiliyor. Ancak, Üsküdar'da yaşanan siyasi değişimleri hatırlatan çevreler, benzer bir senaryonun İstanbul'da da tekrarlanabileceği uyarısında bulunuyor. Eğer meclis üyelerinden 10 kişilik bir grubun saf değiştirerek Cumhur İttifakı'na yönelmesi durumunda, belediye meclisindeki çoğunluk el değiştirecek. Bu gelişme, İmamoğlu'na oy veren yaklaşık 4 milyon 432 bin seçmenin iradesinin farklı bir siyasi yoruma tabi tutulması anlamına gelecek.
Siyasi gözlemciler ve parti liderleri, İstanbul'daki bu hassas durumu yakından takip ediyor. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı değerlendirmelerde, İstanbulluların iradesinin Ekrem İmamoğlu'ndan yana olduğunu vurgulayarak, belediye meclis üyelerinin bu emanete sahip çıkacağına dair inancını dile getirdi. Ancak Özel, 'yaklaşan bir tehlike' olduğuna dikkat çekerek, tüm tarafların daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Özel, meclis üyeleri üzerindeki olası baskılara ve taraf değiştirmeye zorlama girişimlerine karşı uyarılarda bulunarak, bu tür hamlelerin aslında farklı siyasi hedeflere hizmet ettiğini ima etti.
Yeniden Refah Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da benzer endişeleri dile getirerek, AKP'nin Üsküdar'da uygulanan taktikleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi için de hazırlıyor olabileceği ihtimalini ortaya koydu. Günaydın, Üsküdar'da yaşananların 'kılıfsız minare' benzetmesiyle özetlenebilecek kadar hızlı ve hazırlıksız bir şekilde gerçekleştiğini ifade etti. İstanbul gibi büyük bir metropolde demokratik süreçlerin işleyişi konusunda şüpheleri olduğunu belirten Günaydın, en kötü senaryoların dahi AKP tarafından değerlendirilebileceği yönünde tespitlerde bulundu. Bu durum, yerel seçimler sonrası CHP'nin kazandığı ilçe belediyelerinde yaşanan istifa ve kayyum süreçlerinin ardından meclis dengelerinin nasıl etkilendiğini de gözler önüne seriyor.