İstanbul'un Silüetine Dokunan 3 Kule Projesi: Yüksek Fiyatlar ve Tartışmalı Süreç
Gündem

İstanbul'un Silüetine Dokunan 3 Kule Projesi: Yüksek Fiyatlar ve Tartışmalı Süreç

3

İstanbul'un gözde semtlerinden Beşiktaş'ta, bir zamanlar polis meslek yüksekokuluna ev sahipliği yapan stratejik arazi üzerinde yükselen ve şehrin silüetine damgasını vuran üç kuleli projenin inşaat süreci tamamlandı. Yedi yıldır hummalı bir çalışmanın yürütüldüğü dev projede artık iskeleler kaldırıldı, inşaat makineleri bölgeden çekildi. Bu görkemli yapılar, şehrin emlak piyasasında dudak uçuklatan fiyatlarla alıcı bulmaya hazırlanıyor. Lüks konutların başlangıç fiyatının 4.5 milyon Amerikan Doları olduğu, en üst segmentteki dairelerin ise 8.5 milyon Amerikan Doları'na kadar alıcı bulduğu belirtiliyor. Bu durum, projenin sadece fiziksel bir yapı olmanın ötesinde, aynı zamanda önemli bir ekonomik değer taşıdığını da gözler önüne seriyor.

Projenin geçmişi, arazi tahsisinden imar planı değişikliklerine kadar uzanan karmaşık bir süreci barındırıyor. 1993 yılında 'ortaöğretim tesisi' alanı olarak belirlenen arazinin, 2012 yılında belediye ile yapılan bir protokol neticesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmesiyle yeni bir döneme girildi. Bu devrin ardından yapılan plan değişiklikleriyle arazi, ticaret ve hizmet alanı statüsüne kavuşturuldu. İlk hazırlanan imar planları, araziye 'serbest yükseklik ve yüksek emsal değerleri' ile ticaret ve hizmet alanı fonksiyonu kazandırıyordu. Ancak, Şehir Plancıları Odası'nın bu planlara karşı açtığı davalar, projenin önündeki ilk büyük engelleri oluşturdu. Mahkemeler, planların hem yapı yoğunluğunu artırdığı, hem Boğaziçi Kanunu'nun ruhuna aykırı olduğu hem de çevresindeki mevcut yapılaşma koşullarının çok üzerinde bir yapılaşmaya izin verdiği gerekçeleriyle iptal kararları verdi.

Hukuki süreçler ve iptal kararlarına rağmen projenin hayata geçirilmesi, imar hukuku ve şehircilik ilkeleri açısından önemli tartışmaları da beraberinde getirdi. 2022 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, projenin inşaat ruhsatını 15 Ağustos 2022 tarihinde iptal etti. Ancak, bölgenin 2013 yılında 'riskli alan' ilan edilmesi, planlama yetkisini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na devretmişti. Bakanlık, Eylül 2022'de yeni bir imar planı hazırlayarak inşaatın devam etmesi yönünde bir adım attı. Bu gelişme, projenin hukuki statüsünü ve şehircilik ilkelerine uygunluğunu tekrar gündeme taşıdı. Sonuç olarak, arazide 170 metre yüksekliğinde üç kule yükseldi. Bu kulelerden ikisi, toplamda 251 lüks rezidansı barındırırken, üçüncü kule ise dünya çapında tanınan Mandarin Oriental Otel'i bünyesinde barındıracak. Otelde 156 oda, 16 süit ve 3 adet seçkin restoran yer alacak.

Projenin sadece konut ve otel fonksiyonlarından ibaret olmadığı, aynı zamanda altında geniş bir alışveriş merkezini de barındırdığı öğrenildi. Bu karma proje, hem konut hem de ticari alanlarıyla bölge ekonomisine katkı sağlaması hedeflenirken, projenin iptali için mücadele eden ve sonrasında hukuki süreçlerle karşı karşıya kalan isimler dikkat çekiyor. Şehir plancısı Ceyhan Çılgın, 'riskli alan' ilan edilen bir bölgede otel ve rezidans gibi yapıların nasıl inşa edilebildiği sorusunu yönelterek projenin meşruiyetini sorguladı. Öte yandan, projenin 2022'deki iptal sürecinde rol alan dönemin İmar ve Şehircilik Daire Başkanı şehir plancısı Gürkan Akgün'ün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan bir dava kapsamında Silivri'de tutuklu yargılanması ve projenin iptali için dava açan dönemin Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman'ın da Gezi Parkı Davası kapsamında uzun süredir tutuklu olması, projenin etrafındaki hukuki ve siyasi gerilimleri gözler önüne seriyor. Bu durum, büyük ölçekli projelerin hayata geçirilmesindeki karmaşık süreçleri ve bu süreçlerde yaşanan insan hikayelerini de ortaya koyuyor.

Paylaş

İlgili Haberler