İstanbul'un Yeni Sakini: Çiğdeci Kuşları Yerli Türlere Tehdit Oluşturuyor
Son yıllarda İstanbul'un yeşil alanlarında ve parklarında giderek daha fazla görülmeye başlanan çiğdeci (Hint maynası) kuşu, kentin yerel biyoçeşitliliği için önemli bir tehdit haline geldi. Anavatanı Hindistan ve Pakistan olan, doğal yaşam alanı Güney Asya'nın bazı bölgelerine kadar uzanan bu sığırcık türü, hızla yayılması ve yerli kuş türlerine karşı oluşturduğu baskıyla dikkat çekiyor. Kahverengi tüyleri ve sarı bacaklarıyla tanınan çiğdeci, dünyanın en tehlikeli 100 istilacı canlı türü arasında gösteriliyor.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ergün Bacak, yaptığı değerlendirmelerde, çiğdeci kuşunun şehir yaşamına kolay adapte olabilme yeteneğinin popülasyon artışında kilit rol oynadığını belirtti. Hem bitkisel hem de hayvansal gıdalarla beslenebilmesi, bu türün beslenme konusunda geniş bir yelpazeye sahip olmasını sağlıyor. Bu durum, özellikle insan yaşamıyla iç içe geçmiş kentsel alanlarda hayatta kalma şansını artırıyor. Dr. Bacak, türü ilk olarak 2000'li yılların başlarında Kartal bölgesinde gözlemlediğini, ancak son 7-8 yıllık süreçte özellikle Gülhane Parkı gibi merkezi noktalarda yoğunlaştığını ve Yıldız Parkı, Emirgan Korusu gibi daha geniş alanlarda da varlığını sürdürdüğünü ifade etti. Bu yayılım, kentin ekolojik dengesi açısından endişe verici bir tablo çiziyor.
Çiğdecilerin sadece beslenme çeşitliliğiyle değil, aynı zamanda agresif davranışlarıyla da diğer yerel kuş türleri için ciddi bir tehlike oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Bacak, bu kuşların diğer kuşların yuvalarını ele geçirebildiğini, besin kaynaklarını çalabildiğini ve hatta yumurtalarını yiyebildiğini vurguladı. Özellikle serçeler, sığırcıklar ve yuvalarını dar alanlara yapan diğer kuş türleri bu durumdan olumsuz etkileniyor. Kentleşmenin artmasıyla birlikte daralan yaşam alanları ve azalan besin kaynakları, yerli kuş popülasyonlarını zaten zorlarken, çiğdecilerin bu rekabetçi yapısı durumu daha da vahim hale getiriyor. Dr. Bacak, serçe popülasyonundaki azalmanın nedenlerinden birinin kediler olabileceği gibi, çiğdecilerin de bu süreçte önemli bir etken olabileceğini belirtti. Kartal ve Gülhane Parkı gibi bölgelerde yüzlerce bireyden oluşan popülasyonların varlığı, bu tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
Bu istilacı türün yayılmasını kontrol altına almak ve yerel kuş türlerini korumak adına Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle kapsamlı izleme ve müdahale programları geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Bacak, popülasyonun düzenli olarak takip edilmesi ve gerek görüldüğünde üremenin kontrol altına alınması için insani yöntemlerin değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. İstanbul'un zengin biyolojik çeşitliliğinin sürdürülebilmesi için, yeşil papağan ve iskender papağanı gibi diğer istilacı türlerin yanı sıra çiğdecilerin yarattığı tehditlere karşı acil önlemler alınması şart. Kent ekolojisindeki değişimler, martılar, leylekler ve serçeler gibi tarih boyunca İstanbul'la özdeşleşmiş türlerin yanı sıra yeni türlerin daha görünür olmasına neden olurken, değişen mimari nedeniyle yuva alanı bulmakta zorlanan serçeler gibi yerel türlerin korunması için yeni yaşam alanları yaratılması ve kuş yuvalarının teşvik edilmesi de büyük önem taşıyor.