İşverenin Tarihsiz Belge Oyunu Yargıdan Döndü: İşe İade Kararı
Özel sektörde çalışanların haklarını korumaya yönelik hukuki süreçler, işverenlerin hileli taktiklerine karşı önemli zaferlerle sonuçlanmaya devam ediyor. Son dönemde yaşanan bir olayda, bir güvenlik görevlisinin imzaladığı ancak üzerinde tarih bulunmayan bir belgeyi, işveren tarafından istifa dilekçesi olarak kullanma girişimi, mahkeme tarafından kesin olarak engellendi. Bölge Adliye Mahkemesi'nin verdiği karar, benzer durumdaki çalışanlar için emsal teşkil edecek nitelikte.
Olayın merkezindeki özel güvenlik görevlisi M.K., işvereninin kendisini 03 kodlu, yani 'istifa' gerekçesiyle işten çıkardığını belirtti. Ancak M.K., bu durumun gerçeği yansıtmadığını ve işten ayrılma gibi bir niyeti olmadığını savunarak hukuki yollara başvurdu. İşverenin tek kanıtı ise M.K.'nin imzaladığı ve üzerinde tarih olmayan bir belgeydi. Bu belge üzerinden işten çıkarma işlemini yasal göstermeye çalışan işverenin bu girişimi, mahkeme salonlarında çürütüldü.
Davaya bakan İş Mahkemesi, ilk incelemesinde işverenin sunduğu belgenin hukuki geçerliliğini mercek altına aldı. Yapılan detaylı incelemede, belgenin üzerinde herhangi bir tarih bilgisinin bulunmadığı ve içeriğinde yalnızca 'Çalışmış olduğunuz projeden başka bir projede görev almak üzere ayrılıyorum' gibi muğlak bir ifadenin yer aldığı saptandı. Bu bulgular ışığında mahkeme, söz konusu belgenin işçinin özgür iradesiyle verilmiş gerçek bir istifa dilekçesi olarak kabul edilemeyeceğine hükmetti. İşten çıkarma işleminin geçersiz olduğuna karar veren mahkeme, davacı işçinin işe iadesine hükmetti.
İşverenin avukatı, İş Mahkemesi'nin kararına katılmayarak dosyayı bir üst mahkemeye, yani İstinaf Mahkemesi'ne taşıdı. Dosyayı titizlikle inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 8. Hukuk Dairesi, alt derece mahkemenin verdiği kararı onadı. BAM, kararında tarihsiz bir belgenin tek başına istifa anlamına gelmesinin mümkün olmadığını net bir dille ifade ederek işverenin itirazını reddetti. Mahkeme, işçinin işe iadesine ek olarak, işverenin süresi içinde işe başlatmaması durumunda ödenmesi gereken tazminat miktarını da belirledi. Bu tazminat, işçinin çalışma süresi ve fesih nedenleri göz önünde bulundurularak takdiren 4 aylık brüt ücret olarak saptandı. Bu nihai karar, işverenin haksız fesih uygulamalarına karşı işçi haklarının ne denli güçlü bir şekilde korunduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.