Kanada'da Toksik Atık Deposu Altın ve Arsenik Kaynağına Dönüşüyor
Kanada'da geçmişte faaliyet gösteren bir maden sahasında, yerin onlarca metre derinliğinde muhafaza edilen yüz binlerce tonluk toksik arsenik atığı, çığır açan bir geri kazanım yöntemiyle değerlendiriliyor. 1948 ile 2004 yılları arasında işletilen ve önemli miktarda altın üretimi yapılan bu maden, zamanla devasa bir tehlike kaynağı haline gelmişti. Cevher işleme süreçlerinde ortaya çıkan ve arsenopirit mineralinden elde edilen arsenik trioksit tozu, madenin derinliklerindeki 14 ayrı bölgede, beton bariyerler ardında katı halde depolanıyor. Yaklaşık 7.6 milyon ons altının çıkarıldığı bu alanda biriken zehirli madde miktarı, hem çalışanlar hem de çevre için büyük bir risk teşkil ediyordu.
Mevcut depolama koşulları altında, bu tehlikeli atıkların yaklaşık bir asır boyunca dondurularak kontrol altında tutulması planlanıyordu. Ancak geliştirilen yeni bir laboratuvar teknolojisi, bu durumu tamamen değiştirecek bir potansiyel sunuyor. Bu yenilikçi yöntem, tehlikeli arsenik trioksit tozunu, elektronik ve yarı iletken sanayii için değerli hammaddeler olan yüksek saflıkta arsenik ve altına dönüştürmeyi hedefliyor. Bu sayede, çevresel bir tehdit unsuru, ekonomik değere sahip bir kaynağa evriliyor.
Geliştirilen iki aşamalı geri kazanım süreci, öncelikle atıkların su veya hafif alkali bir çözelti içinde çözülmesini içeriyor. Bu ilk adımda, arseniğin büyük bir kısmı sıvı faza geçirilerek ayrıştırılıyor. Altın ise bu aşamada çözünmediği için, toksik bileşenin ayrılmasının ardından altının da kolayca geri kazanılabilmesinin önü açılıyor. Sürecin ikinci aşamasında ise çözeltiye tiyoüre dioksit adı verilen bir kimyasal eklenerek, metal halindeki arseniğin çökeltilmesi sağlanıyor. Laboratuvar denemelerinde bu yöntemin, arseniğin yüzde 99'undan fazlasını geri kazandığı ve elde edilen malzemenin saflık oranının da yüzde 99'un üzerine çıktığı gözlemlendi.
Araştırmacılar, elde edilen nihai ürünün amorf yapıda olması nedeniyle, endüstriyel standartlardaki kristal yapıya sahip ticari arsenikten farklılık gösterdiğini belirtiyor. Bu durum, elde edilen arseniğin mikroelektronik ve yarı iletken sektörlerinde anında kullanıma uygun olmayabileceği anlamına geliyor. Ancak, yöntemin endüstriyel ölçekte uygulanabilirliği, maliyet etkinliği ve büyük hacimlerdeki atıklar üzerindeki verimliliği konusunda çalışmalar devam ediyor. British Columbia Üniversitesi'nden uzmanlar, bu tür maden atığı sahalarının gelecekte önemli bir metalik arsenik kaynağı olabileceğini ve geliştirilen yöntemin hem çevresel riskleri minimize etme hem de stratejik hammadde geri kazanımı sağlama potansiyeli taşıdığını vurguluyor.