Kaşif Kozinoğlu'nun Ölümündeki Sır Perdesi Aralanıyor
Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndaki görevinden sonra Milli İstihbarat Teşkilatı'nda Dış Operasyonlar Daire Başkanlığı gibi kritik bir pozisyonda bulunan Kaşif Kozinoğlu'nun hayatı, Ergenekon Soruşturması kapsamında Türkiye'ye çağrılmasıyla bambaşka bir boyuta taşındı. Yurtdışındaki görevinden ülkesine dönen Kozinoğlu, Silivri Cezaevi'ne konuldu. Bu durumun kendisini derinden üzdüğü ve maruz kaldığı haksızlığa karşı çıktığı, çeşitli kişilere gönderdiği kapsamlı mektuplarla ortaya konuldu. Bu mektuplardan 42 tanesi, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından derlenerek 'Kaşif Kozinoğlu'nun Mezara Götürmediği Sırlar' adlı kitapta toplandı. Bu mektuplarda Kozinoğlu'nun devlete karşı duyduğu derin üzüntü ve rahatsızlık da açıkça ifade ediliyor.
Doğu Perinçek, Kaşif Kozinoğlu'nu son derece donanımlı, birikimli ve entelektüel bir şahsiyet olarak tanımlarken, cezaevinde zehirlenebileceğine dair endişelerini ve bu kaygılarını mektuplarında dile getirdiğini belirtiyor. Perinçek'in kendi kanaati de Kozinoğlu'nun cezaevinde zehirlendiği yönünde. 3 Kasım 2011 tarihinde cezaevinden hastaneye nakledilirken hayatını kaybettiği açıklanan Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili iddialar, aradan geçen yıllara rağmen hala gündemdeki sıcaklığını koruyor. Adalet Bakanlığı'nın, faili meçhul cinayetlerin yanı sıra kuşkulu bulunan bazı ölümlerle ilgili yürüttüğü kapsamlı geçmişe dönük araştırmalar kapsamında, Kaşif Kozinoğlu'nun vefatıyla ilgili iddialar da mercek altına alınmış durumda. Yapılan bu çalışmalar neticesinde, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu cezaevinde görevli 10 infaz koruma memuru hakkında işlem yapıldığı ve bir infaz koruma memurunun ise Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisakı nedeniyle arandığı ve mevcutlu yurt dışında olduğu tespit edildi.
Kozinoğlu, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda kamuoyunca tanınan bazı komutanlarla birlikte görev yapmıştı. MİT'e geçişinin ardından Mehmet Eymür'ün emrinde çalışmaya başlayan Kozinoğlu, cezaevine konulmasının yarattığı derin üzüntü ve haksızlık hissiyle devletin üst kademesindeki bazı yetkililere mektuplar yazarak, durumu hakkında şikayetlerde bulunuyordu. Bu mektuplarda, 'Beni cezaevinde öldürecekler' şeklinde endişelerini dile getiriyordu ancak bu eylemi kimin veya kimlerin gerçekleştireceğine dair spesifik bir bilgi vermiyordu. O döneme tanıklık eden ve cezaevinde görevli bir komutan, Kaşif Bey'in fiziksel sağlığına ve sporuna önem verdiğini ancak kalp sağlığı konusunda aynı hassasiyeti göstermediğini ifade ediyor. Komutan, 'Hatta, üç damarı tıkalıydı. Doktora gitmesi yönündeki ısrarlı tavsiyelerimize 'Bana bir şey olmaz' diyerek karşılık veriyordu' şeklinde konuştu. Ancak ne yazık ki bir şey oldu ve Kozinoğlu hayatını kaybetti.
Ergenekon soruşturmaları sürecinde yaptığı cesur açıklamalarla dikkat çeken gazeteci-yazar Tuncay Özkan, o dönemde yaşadıklarını ve gözlemlerini aktarıyor. Kozinoğlu ile aynı cezaevinde bulunan ve koğuşları arasında sadece iki oda bulunan Özkan, aralarındaki iletişimin mazgal deliğinden selamlaşma şeklinde olduğunu belirtiyor. O gün cezaevinde olağanüstü bir durum yaşandığını, acil durum butonuna defalarca basıldığını ancak yardımın gelmesinin beklenenden çok daha uzun sürdüğünü anlatıyor. Özkan, bu tür durumlarda cezaevinde bir sağlık sorunu yaşandığını anladıklarını ifade ediyor. Yaklaşık yarım saatlik bir gecikmenin ardından Kozinoğlu'nun tekerlekli sandalyeyle götürüldüğünü ve dış kapıda bir ambulansın bekletildiğini kaydediyor. Ancak asıl şüphe uyandıran nokta, ambulansın doğrudan hastaneye gitmeyip Silivri'de bir köprünün altında bekletilmesi. Mahkemede bu durumun sorgulanması üzerine, 'Müdahale için yeterli olmadığı, başka bir ambulansın beklenmesi gerektiği' şeklinde bir açıklama yapıldığı ancak bu beklemenin de yaklaşık 20 dakika sürdüğü belirtiliyor. Özkan, bu olayın ardından mahkumların Kaşif Kozinoğlu'nun bir suikasta kurban gittiğine inanmaya başladığını dile getiriyor. Normal şartlarda acil bir durumda yardımın en geç 3-5 dakika içinde ulaşması gerektiğini belirten Özkan, bu uzun gecikmenin başlı başına bir soru işareti olduğunu vurguluyor.