Kılıçdaroğlu'ndan Dokunulmazlıklar ve Demirtaş Açıklaması: Siyasi Tuzakları Bozduk
CHP'nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı önemli bir açıklama ile kamuoyunda uzun süredir tartışılan milletvekili dokunulmazlıkları konusundaki duruşunu ve geçmişte alınan kararların gerekçelerini detaylandırdı. Kılıçdaroğlu, özellikle 2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılması sürecine ilişkin olarak, kendisinin ve partisinin bu konudaki tutumunun yanlış anlaşıldığını ve çarpıtıldığını savunarak, gerçekleri kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duyduğunu ifade etti.
Mevcut siyasi atmosferde, kendisinin de birçok dava ile karşı karşıya kaldığını ve hapishane cezasıyla yargılandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlık türünü doğru bulmadığını net bir dille ifade etti. Bu çerçevede, parti içinde yapılan çalışmalara da değinerek, 22. Dönem milletvekillerinin ve milletvekili aday adaylarının, kendilerine tanınan dokunulmazlık imkanlarından faydalanmayacaklarını noter huzurunda beyan etmelerinin, konuya verdikleri önemin bir göstergesi olduğunu vurguladı. Bu adımın, dokunulmazlıklar konusundaki hassasiyetlerini ve prensipli duruşlarını ortaya koyduğunu belirtti.
2016'daki süreçte, iktidarın anayasa değişikliklerini referandum yoluyla hayata geçirme niyetini 'ülkenin üzerine çöken bir karabasan' olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, o dönemde 'bağırlarına taş basarak' risk aldıklarını ve ülkenin içine sürüklendiği tehlikeli kutuplaşmayı engellediklerini iddia etti. Oylamada 'evet' demelerinin temel amacının, iktidarın kurduğu siyasi tuzağı bozmak ve tüm milletvekillerinin hiçbir suçtan çekinmediğini göstermek olduğunu savundu. Bu kararın, siyasi bir hata veya teslimiyet olmadığını, aksine iktidarın elindeki en güçlü propaganda aracını etkisiz hale getirme hamlesi olduğunu ileri sürdü. Ayrıca, o dönemin yasal düzenlemelerine göre dokunulmazlığı kaldırılan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması gerektiğini, ancak iktidarın yargıyı bir araç olarak kullanarak bu süreci ve evrensel hukuk ilkelerini ihlal ettiğini ve milletvekillerini apar topar tutukladığını belirtti.
Kılıçdaroğlu, açıklamasının ilerleyen bölümlerinde, hukuku katledenlerin muhalefet değil, bizzat 'Saray rejimi' olduğunu vurguladı. Selahattin Demirtaş'ın durumuna özel olarak değinen Kılıçdaroğlu, Demirtaş'ın, dönemin siyasi iklimini ve hukuki boyutunu en iyi bilenlerden biri olduğunu ifade etti. Kendisinin ve partisinin, Demirtaş dahil tüm siyasi tutsakların haksız ve hukuksuz yere cezaevinde tutulmasına karşı en başından beri en yüksek sesi çıkardığını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş'ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis'te ve Adalet Yürüyüşü'nde ön saflarda mücadele ettiklerini hatırlattı. Bu çerçevede, mevcut durumda bu mücadeleyi görmezden gelen, Erdoğan yönetimiyle gizlice pazarlık masasına oturan ve Demirtaş'ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tutarsız tavırlarını eleştirdi. Kılıçdaroğlu, geçmişteki tuzakları bozarak hukuk zemininde kaldıklarını, ancak bugün yanlış bilgilerle kamuoyunu yanıltan siyasetçi ve gazetecilerin, bilerek veya bilmeyerek iktidara hizmet ettiğini savundu. Halkına karşı bir günahları olmadığını ve Adalet Yürüyüşü'nden taviz vermediklerini belirten Kılıçdaroğlu, Saray rejimiyle ve onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlı olduğunu yineledi. Son olarak, Selahattin Demirtaş, Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay, Gezi tutukluları ve haksız yere tutuklu bulunan tüm belediye başkanlarının haklarını sonuna kadar savunacağını ve ülkede adaletsizlik ve mazlumiyet kalmayana dek herkes için adalet, herkes için hukuk demeye devam edeceğini ilan etti.