Kılıçdaroğlu'ndan İlk Açıklamalar: "Partiyi Arındıracağım"
Gündem

Kılıçdaroğlu'ndan İlk Açıklamalar: "Partiyi Arındıracağım"

9

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin aldığı 'mutlak butlan' kararının ardından CHP Genel Başkanlığı görevine atanan Kemal Kılıçdaroğlu, ilk canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Sözcü TV'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, partinin genel merkezine polis müdahalesiyle ilgili olarak, kendisinin böyle bir talepte bulunmadığını belirtti. Ortaya çıkan görüntülerin vicdanları sızlattığını ifade eden Kılıçdaroğlu, genel merkeze polisle girilmesini asla onaylamadığını vurguladı.

Kılıçdaroğlu, mahkeme kararını kabul etmeseydi valiliğin kayyum atayabileceğini ancak 'mutlak butlan' kararı nedeniyle görevi kabul etmek zorunda kaldığını söyledi. Kendisinden neden korkulduğunu anlamadığını belirten Kılıçdaroğlu, amacının partiyi arındırmak olduğunu ve bu süreçte eski yönetimin de kendisiyle birlikte geldiğini dile getirdi. Partinin kültüründe itiraz kültürünün bulunduğunu ancak hiçbir zaman kirli ilişkilere yer verilmediğini ve bu tür ilişkilere bulaşanların partide barınamadığını ifade etti. Bir duruşma öncesinde kendisine gelen üç arkadaşının ne yapacağını sorduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, partiye kayyum atanmasına itiraz edeceğini ancak 'mutlak butlan' kararı karşısında görevi kabul etmenin zorunlu olduğunu söyledi. Kendisine verilen görevin partiyi doğru bir kurultaya götürmek olduğunu ve bunun basit bir görev olduğunu belirtti.

Mutlak butlan kararının çıkacağını önceden bilip bilmediğine dair sorulan soru üzerine Kılıçdaroğlu, önceden bilseydi bu tür bir video yayınlamayacağını ifade etti. Belirli dönemlerde videolar çektiğini ve mahkemeye gittiğini, yargıçlarla konuştuğunu kanıtlaması durumunda genel başkanlığı bırakacağını söyledi. Bu tür olayların yıpratma amaçlı gündeme getirildiğini savundu. Kılıçdaroğlu, partinin kirlilikten arınması gerektiğini ve bu partinin ahlaki üstünlüğünü hiçbir zaman kaybetmediğini vurguladı. Eleştirilerin dikkate alınması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan'ı her dönem eleştirdiğini ve Özgür Özel'in müzakere teklifine karşı mücadele edilmesi gerektiğini söylediğini hatırlattı. Bir AK Partili siyasetçiyle iki saat görüşülmesinin ve bunun parti sorunlarını konuşmak olarak açıklanmasının gazeteciler tarafından sorgulanması gerektiğini ifade etti. Ülkenin içinde bulunduğu durumdan kimin sorumlu olduğunu sorgulayan Kılıçdaroğlu, siyaset üretmenin ve kısır tartışmalardan uzaklaşmanın önemine değindi. 38. Olağan Kurultay'dan hemen sonra Özgür Özel'e partinin temel sorunlarını açıkladığını ve bazı belediye başkanlarıyla ilgili raporların bulunduğunu söyledi. Parti zarar görmesin diye sustuğunu ancak partinin ahlaki üstünlüğünü kaybedemeyeceğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, partinin ahlaki üstünlüğünü kaybeden bir parti olarak nasıl seçimlerden birinci parti çıktığı ve anketlerde birinci sıradaki yerini koruduğu sorusuna, birinci parti olmaktan memnuniyet duyduğunu ancak bunun bir süreç işi olduğunu söyledi. Birçok belediye başkanının istifa edip başka partilere geçtiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, siyasette en çok soruşturmayı geçiren kişinin kendisi olduğunu ve ahlakının kimse tarafından tartışılamayacağını savundu. Belediye başkanlarının halka hesap vermesi gerektiğini ve CHP'li belediye başkanlarının her an soruşturma açılabileceği bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirtti. Aziz Kocaoğlu ve Yılmaz Büyükerşen'in yargılandığını ancak bu tür meseleleri parti meselesi haline getirmediklerini söyledi. Belediye harcamalarının denetlenmesi gerektiğini ifade etti. Kendilerinden para istendiğine dair itirafların bulunduğunu ve bir partinin belediyeden para isteyemeyeceğini, bunun rüşvet anlamına geleceğini belirtti. İlkokul mezunu birinin bile böyle bir durumun yanlış olduğunu anlayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, Sayın Özel'e bu durumun yanlış olduğunun söylenmediğini ve genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan olup olmadığını sordu. Rüşvet itirafında bulunan bir kişi hakkında neden işlem yapılmadığını sorgulayan Kılıçdaroğlu, mecliste unutulan 250 bin dolarla ilgili haber yapan kişi hakkında neden dava açılmadığını sordu. Bu tür durumların sorgulanmadan ahlaki üstünlüğün sağlanamayacağını belirtti. Siyasi tutukluluk haliyle kişisel çıkarlar için zenginleşme kapısını CHP'nin açamayacağını ve tarihinde böyle bir durumun olmadığını söyledi.

Görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eleştirilerine ilişkin olarak Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun psikolojik durumunu bildiğini ve ona cevap verme niyetinde olmadığını söyledi. Arınma ve temizlik kavramlarının önemine değinen Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ı en çok ve en sert eleştiren kişinin kendisi olduğunu ve mahkum olanın da kendisi olduğunu belirtti. İBB iddianameleriyle ilgili hukukçu olmadığını ve tüm iddianameleri okuma şansının bulunmadığını ifade etti. İmamoğlu tutuklandığında evini ziyaret ettiğini ve o zamanki açıklamalarının arkasında olduğunu söyledi. Yolsuzluğun partisi olmayacağını ve yolsuzlukta çifte standart uygulamasının yanlış olduğunu vurguladı. Özgür Özel'e bazı belediye başkanlarının aday gösterilmemesi konusunda dört isim verdiğini ve ellerindeki raporun bu yönde olduğunu belirtti. Sarıyer Belediye Başkanı'nın neden içeride olduğunu ve yıllarca hizmet vermiş birinin bir atölyeden aldığı kazak ve gömlek nedeniyle hapse atılmasının sorgulanması gerektiğini sordu.

Belediye başkanının çıkara yönelik bir şey yapmamışsa başının üstünde yeri olduğunu, ancak çıkara yönelik bir eylemde bulunmuşsa onun bu partide yeri olmadığını kesin bir dille ifade etti. Avukat istedikleri takdirde göndereceklerini söyledi. Yargının siyasallaştığını en çok söyleyen kişinin kendisi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, insanların para istedim dediği ve itirafçıların tespit edildiği bir durumda bunu siyasi olarak değerlendirmenin doğru olup olmadığını sorguladı. Kılıçdaroğlu, siyasallaşmış bir yargının yolsuzluk davalarını da kullanıp kullanamayacağı sorusuna karşılık, o zaman tüm davaların kapatılması ve Türkiye'de yolsuzluk olmadığı sonucuna varılması gerektiğini söyledi. İddianamede yazılanlara inanarak neden arınmadan bahsedildiği sorusuna ise, isim vermediğini ve partinin yıpranmasını istemediğini, kendisinin sorgulandığını belirtti. Mutlak butlan davasının tarafı olmadığını ve bu işlerle uğraşmayacağını söyledi. İfade verenlerin daha önce değişimci olarak kendilerini tanımlayanlar olduğunu ve parayla kurultayı satın alma iddialarının mahkeme tarafından iptale neden olduğunu belirtti. Mahkemenin kendisini ve Parti Meclisi'ni göreve davet etmesinin sebebinin bu olduğunu ifade etti.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılması yönünde oy vermesinden dolayı pişman olup olmadığı sorusuna Kılıçdaroğlu, pişman olmadığını söyledi. Kendi kurultayının dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili temel bir hüküm kurduğunu ve kurultayın sözünü dinlememenin doğru olmadığını belirtti. Demirtaş'ın siyasi tutuklu olduğunu ve bunu daha önce de defalarca dile getirdiğini söyledi. 38. Olağan Kurultay ile ilgili herhangi bir şikayetinin olmadığını, herkesin mutlak butlan davasını kendisinin açmış gibi kamuoyuna lanse ettiğini belirtti. Paranın döndüğü ve iradenin satın alındığı yerde hiçbir fark olmadığını, sorunun dengeyi değiştirecek boyutta bir para hareketi olduğunu ifade etti. Bu durumu sadece CHP için değil, siyasi tarih açısından da ciddi bir olay olarak gördüğünü söyledi. Bir kurultayın parayla satın alınmasının aynı zamanda bir milli güvenlik sorunu olduğunu, yarın başka bir ülkenin kurultayı satın alması durumunda ne yapılacağını sordu. CHP'nin kurultaylarında kavgalar ve sert tartışmalar yaşansa da para pul işlerinin olmadığını, bu durumun sorgulanması gerektiğini belirtti. Parayı alan kişilerin bunu itiraf etmesinin ardından ne söyleneceğini sordu.

24 Mayıs Pazar günü genel merkeze polisle girilmesine ilişkin görüntülere yönelik soruyu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, görüntülerin vicdanını sızlattığını ve üzüldüğünü belirtti. Bir CHP Genel Başkanı'nın böyle bir durumda olmaması gerektiğini söyledi. Milletvekillerinin içeri alınmamasına tepki gösteren Kılıçdaroğlu, hangi gücün milletvekillerini genel merkeze almadığını sordu. Genel merkeze zorla girilmesini ve polisle müdahale edilmesini asla savunmadığını dile getirdi. Avukatına polisin girmesini isteyip istemediğini sorduğunu ve icra memurunun kararı tebliğ etmesinden daha doğal bir şey olamayacağını belirtti. Polisin şiddet uygulamasını ve genel merkezden dışarı taş atılmasını asla doğru bulmadığını söyledi. Adnan Beker'in oradaki varlığını ve CHP ile ilişkisini sorgulayan Kılıçdaroğlu, içeride partili olmayan birçok insanın bulunduğunu ve binanın içinin ne hale getirildiğini videoya aldırdığını belirtti. Partinin kapısına barikatlar, masalar, sandalyeler konulmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Genel merkeze zorla polisle girilmesi için ortam hazırlandığını iddia etti. Olayın sağlıklı çözülmesi ve taşkınlık olmaması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Polisin hangi CHP'li ile çatıştığını ve kimin burnunun kanadığını soran Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nin kapılarının asla kapatılamayacağını ve günün 24 saati açık olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, mahkemenin kurultayı şaibeli bulması nedeniyle yeniden bir kurultay yapacaklarını belirtti. Şaibe kelimesini ilk kullananların Erdoğan ve Bahçeli olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, kimsenin kurultayda şaibe olmadığını söylemediğini ifade etti. Kayyım atandığında bir kaymakamın istediğini yapacağını, ancak PM, MYK ve YDK gibi organların varlığını sürdüreceğini söyledi. Mutlak butlan kararına karşı çıkanların partiye kayyım atanmasını savunduğunu ve bunların şu anda milletvekili olduğunu belirterek akıl tutulması yaşandığını iddia etti. Arınmadan korktuklarını ve kirlileri arındıracağını, millete bu partinin ahlaki üstünlüğünü koruyacağına dair söz verdiğini söyledi. Para pul işine girenlerin bu partide yeri olmadığını ve görevden alınanların gerekçelerinin disiplin kuruluna iletildiğini belirtti. En son mutlak butlan kararında adı geçen ve para dağıtanların disiplin kuruluna sevk edildiğini ve aklanıp gelmeleri yönünde bir davet yapıldığını söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek ile temasının olup olmadığı sorusuna Kılıçdaroğlu, bu davayla hiçbir ilgisi olmadığını, davayı açan veya tanık olmadığını belirtti. Mutlak butlan kararının farklı olduğunu ve bir düşünceden kaynaklanmadığını, para hareketi olduğunu söyledi. Erdoğan'ın en alt hakime bile daha rahat talimat verebileceğini ancak tüm yargıçların Erdoğan'ın talimatıyla hareket ettiğini söylemenin doğru olmadığını ifade etti. Bu mutlak butlan kararının sıradan bir karar olmadığını ve ders kitaplarına girecek bir ilk olduğunu belirtti. Partiyi arındırma görevinin CHP'nin tarihi tarafından kendisine verildiğini ve bunu yapmadığı takdirde partiye ihanet etmiş olacağını söyledi.

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen'in, Özgür Özel yönetiminin bazı gazetelere ve televizyonlara para vererek Kılıçdaroğlu'na kumpas kurulduğu iddiasıyla ilgili soruya Kılıçdaroğlu, televizyon kanallarını bilmediğini ancak geçmişte de bazı kanallarla protokolleri olduğunu ve belli bir bedel ödediklerini belirtti. Bu protokollerin Sayıştay tarafından denetlendiğini söyledi. Sosyal medyayla ilgili bir harcamalarının olmadığını, ancak bu sefer sosyal medyaya büyük paralar ödendiğini doğruladı. Neden ödendiği konusunda yorum yapamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, MYK üyesinin yanında çalışan birinin gazetecilere bir şey söylemesi üzerine o kişiyi partiden uzaklaştırdıklarını ifade etti.

833 delege imzasıyla olağanüstü kurultay talep edildiğini belirten Kılıçdaroğlu, kesinlikle partiyi en kısa zamanda kurultaya götüreceklerini söyledi. Tedbir kararı nedeniyle şu anda bunu yapamadıklarını, ancak arkadaşlarıyla konuşup gerekirse temyiz dilekçesini çekeceklerini ifade etti. Olağanüstü kurultay yerine olağan kurultay yapacaklarını ve bunun en fazla dört beş ay süreceğini belirtti. Eski delegelerle kurultay yapamayacaklarını çünkü mahkemenin kurultayı şaibe nedeniyle iptal ettiğini söyledi. Şaibe denilen delegelerle kurultay yapılması durumunda yine mutlak butlan kararı çıkacağını ifade etti. Delegeye mi yoksa parti üyelerine mi güvenilmediği sorusunu yöneltti.

Kılıçdaroğlu, birilerine FETÖ ithamında bulunup bulunmadığı ve geçmişte FETÖ'cü bazı isimlerle çalışılıp çalışılmadığı sorulduğunda, o dönemde FETÖ'nün yasaklı olmadığını, gazeteleri ve televizyonları olduğunu söyledi. Özgür Özel'in 'FETÖ sızmasın diye MİT'ten destek istedik' açıklamasına dikkat çektiğini belirten Kılıçdaroğlu, hiçbir partinin MİT'ten kendi üyeleriyle ilgili bilgi isteyemeyeceğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına dair soruya Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayını neden tartıştıklarını sordu. Bu rejimi ve sistemi kabul etmediğini, anayasayı değiştirmek istediklerini belirtti. Cumhurbaşkanı adayının yetkili organlar tarafından belirleneceğini ve buranın AK Parti veya MHP olmadığını, tek başına karar alamayacağını söyledi. Buranın CHP olduğunu ve itiraz kültürünün bulunduğunu vurguladı. Zamanı geldiğinde, eğer anayasa değişmezse ve mecbur kalırlarsa bir cumhurbaşkanı adayı belirleyeceklerini ancak yine de duruma bakacaklarını ifade etti.

Anayasa değişikliği ile ilgili görüşlerinin olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, mevcut parlamentonun parlamento olmadığını ve iradelerinin sıfıra indiğini söyledi. 600 milletvekiline boşuna maaş ödendiğini ifade etti. Anayasa değişikliğinde güçlendirilmiş parlamenter sistem önerilirse ve parlamentoyu gerçekten parlamento yaparlarsa buna evet diyeceklerini belirtti.

Paylaş

İlgili Haberler