Kızının Katil Halısını Anneye Verdiler: Başsavcı Bile Şaşkın
İstanbul'un Büyükçekmece Gölü'nde geçtiğimiz yıl cansız bedeni zincir ve halıya sarılı halde bulunan Sedef Güler'in annesi Gülizar Sezer, adaletin yerini bulmadığını belirterek büyük bir dramı gözler önüne serdi. Kızının ölümüne dair en önemli delillerden biri olan ve cesedinin sarılı olduğu halının, bir cinayet delili olarak değil de 'özel eşya' muamelesi görerek kendisine teslim edilmesi, acılı anneyi adliye önünde isyan ettirdi.
Bakırköy Adalet Sarayı önünde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyelerinin de desteğiyle açıklamalarda bulunan Sezer, soruşturma sürecindeki ihmalleri ve delil karartma iddialarını sert bir dille eleştirdi. Elinde tuttuğu halıyı göstererek adalete seslenen anne, "Çocuğumu elimden aldılar ve bu halıyı bana gönderdiler. İki yıldır kimseye teslim edemiyorum. Kızım uyuşturucudan ölmedi; ağız ve burun kapatılarak vahşice katledildi. Tırnaklarının arasındaki DNA örnekleri kime aitti? Yatağın ortasındaki kesik parça ve yok edilen dijital materyaller neden detaylıca incelenmedi? Bu olayda kimler korunuyor?" diyerek savcılık makamına yüklendi.
Anne Sezer, davada sanık olarak yargılanan Yavuz Güngör hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kararının, mahkeme başkanı tarafından şerh konulmasına da anlam veremediğini belirtti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Gülsüm Kav ise olayın vahametine dikkat çekerek, "Bu halı, yaşanan büyük adaletsizliğin somut bir simgesi haline gelmiştir. Bir cinayet davasının ana delilinin, annesine bu şekilde teslim edilmesi kabul edilemez bir durumdur." ifadelerini kullandı.
Kızının ölümüne neden olan olayın en önemli fiziksel kanıtının, bir kişisel eşya gibi kendisine ulaştırılmasını dile getiren Gülizar Sezer, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı: "İki yıldır bu halıyı kimseye veremiyorum. Her duruşmada, mahkeme salonunda yaşadığım zulmün ardından, hakaretlere maruz kalarak ayrıldım. Sanki yargılanan benmişim gibi hissettim. Bu halı hep benim yanımda oldu. Başsavcı ile görüştüğümde, 'Nasıl olur da bu halıyı size teslim ederler?' diyerek büyük bir şaşkınlık dile getirdi. Ancak bu şaşkınlık, maalesef somut bir adıma dönüşmedi ve soruşturmada bir ilerleme kaydedilemedi."