KKTC'de Facia Sonrası Sorumluluk Hamlesi, Türkiye'de Tepkilere Yol Açtı
Gündem

KKTC'de Facia Sonrası Sorumluluk Hamlesi, Türkiye'de Tepkilere Yol Açtı

37

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Türkiye arasındaki deniz ulaşımını sağlayan bir feribotun karaya oturduğu ve faciayla sonuçlanan elim olayın ardından, Ada'da önemli kararlar alındı. KKTC Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, görevi kötüye kullanma ve ihmallerle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında görevinden azledildi. Bu gelişme, olayın tüm sorumlularının ve ihmallerin titizlikle araştırılacağının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Ayrıca, faciada hayatını kaybedenlerin tamamının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasına rağmen, KKTC yönetimi 3 günlük ulusal yas ilan ederek örnek bir tavır sergiledi. Bu kapsamda, hukuki sürecin daha etkin işlemesi amacıyla bakan Arıklı'nın milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması talebi de gündeme getirildi.

Türkiye'de ise benzer trajediler yaşandığında genellikle bir yas ilanı veya sorumluluk üstlenme durumunun gözlenmemesi, kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılanıyor. Soma'daki maden faciası, Çorlu'daki tren kazası, Erzincan'ın İliç ilçesindeki maden sahasındaki toprak kayması ve Bolu'nun Kartalkaya bölgesindeki kayak faciası gibi pek çok elim olayda yüzlerce vatandaş hayatını kaybetmiş olmasına rağmen, sorumluluk makamlarında herhangi bir sarsılma yaşanmadığı eleştirileri sıkça dile getiriliyor. KKTC'de bayrakların yarıya indirilmesi ve eğlence etkinliklerinin iptal edilmesi gibi yas göstergeleri, Türkiye'deki sessizlikle tezat oluşturuyor.

Türkiye'de uzun süredir milli yas kararlarının kimler için alındığına dair tartışmalar devam ediyor. Geçmişte, Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz El Suud'un vefatı (2015), İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin ölümü (2024) ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye'nin hayatını kaybetmesi (2024) gibi durumlarda milli yas ilan edilmesi, ülkenin kendi vatandaşlarının kaybına gösterdiği tepkiyle mukayese ediliyor. Vatandaşların hayatını kaybettiği facialarda ise benzer bir hassasiyetin gösterilmediği yönündeki eleştiriler, toplumun farklı kesimlerinden yükseliyor.

Yaşanan ve yüzlerce insanın hayatını kaybettiği veya yaralandığı büyük facialar arasında Van depremi (610 can kaybı), Reyhanlı saldırısı (52 can kaybı), Çorlu tren faciası (25 can kaybı), Bartın maden faciası (41 can kaybı), İliç'teki toprak kayması (9 işçi hayatını kaybetti) ve Gürcistan'da düşen askeri kargo uçağındaki 20 askerin şehit olması gibi olaylar bulunuyor. Bu ve benzeri pek çok olayda ihmaller ve denetimsizlik iddiaları gündeme gelse de, ilgili bakanların veya üst düzey bürokratların istifa etmesi ya da görevden alınması gibi sonuçlar doğurmadı. Soma'da 301 madencinin, Aladağ'da 11'i çocuk 12 kişinin, Çorlu'da 7'si çocuk 25 kişinin, Kahramanmaraş merkezli depremlerde 53 binden fazla vatandaşın, İliç'te 9 işçinin ve Kartalkaya'da 36'sı çocuk 78 kişinin yaşamını yitirdiği olaylar, bu duruma örnek olarak gösteriliyor. Bu tür olayların ardından genellikle sorumluluğun üstlenilmediği ve koltukların sarsılmadığı yönündeki kamuoyu beklentisi, KKTC'deki gelişmeyle birlikte daha da belirginleşti.

Paylaş

İlgili Haberler