Komşu Ülkede Gişe Rekortmeni Film Tartışma Yarattı: Kültürel Kimliğe Saldırı mı?
Homeros'un ölümsüz destanından uyarlanan ve Christopher Nolan'ın yönetmenliğini üstlendiği 'The Odyssey' filmi, gösterime girmesinin ardından hem küresel gişede rekorlar kırarak hem de Yunanistan'da beklenmedik bir kültürel tartışmanın fitilini ateşleyerek gündeme oturdu. Filmin ilk hafta sonunda elde ettiği 264 milyon dolarlık muazzam hasılat, yönetmenin kendi kariyerinin en yüksek açılış rakamı olarak kayıtlara geçerken, filmin görsel şöleninin yanı sıra kadrosundaki isimler, tarihi gerçeklere yaklaşımı ve aldığı devlet destekleri de yoğun eleştirilerin ve tartışmaların odağı haline geldi.
Yunanistan'da en çok yankı bulan ve siyasi krize dönüşen tartışmaların başında, Oscar ödüllü siyahi oyuncu Lupita Nyong'o'nun kadroya dahil edilmesi ve ona mitolojinin en kritik karakterlerinden Truvalı Helen ile Clytemnestra rollerinin verilmesi yer alıyor. Bu cesur oyuncu seçimi, Yunanistan'daki milliyetçi Niki Partisi'nin sert tepkisini çekti. Parti yönetimi, film projesine kamu kaynaklarından aktarılan yaklaşık 6 milyon Euro'luk devlet desteğini eleştirerek, bu tercihin Yunan kültürel kimliğine yönelik ideolojik bir müdahale olduğunu savundu. Ünlü yönetmen Yannis Smaragdis de bu durumu 'Yunanlılara karşı düşmanca bir tutum' olarak değerlendirerek eleştirilere katıldı.
Ancak, sanat camiasından ve hükümet kanadından bu eleştirilere karşı güçlü savunma mekanizmaları da devreye girdi. Kültür Bakanı Lina Mendoni, devletin bir sanat eserinin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda bir sanatçının yaratıcı özgürlüğüne müdahale edemeyeceğini belirterek Christopher Nolan'ın sanatsal vizyonunu destekledi. Klasik Filoloji Profesörü Christos Tsagalis ise, Homeros'un eserlerinin yüzyıllardır farklı kültürler tarafından yeniden yorumlanmasının, eserin evrenselliğini pekiştirdiğini vurguladı. Tartışmaya farklı bir bakış açısı getiren oyuncu ve yönetmen Renos Charalambides ise konunun ırk temelli tartışmalardan uzaklaştırılması gerektiğini savunarak, güzellik algısının yaşla sınırlı tutulmasını eleştirdi ve Truvalı Helen'in neden daha yaşlı bir kadın olarak tasvir edilemeyeceğini sorguladı.
Lupita Nyong'o'nun Truvalı Helen yorumu kadar dikkat çeken bir diğer önemli değişiklik ise, Truva Atı'nın şehre girmesini sağlayan Truva casusu Sinon karakteri üzerine yapıldı. Sinon, Homeros'un 'Odysseia' destanında yer almamakta, daha çok Vergilius'un 'Aeneis'i ve diğer mitolojik anlatılardan alınmış bir karakterdir. Christopher Nolan'ın bu rol için Elliot Page'i seçmesi ve karakteri, erken yaşta orduya katılmış, elitlerin manipülasyonlarının kurbanı olmuş bir figür olarak yeniden tasvir etmesi de yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Yönetmenin bu tercihiyle, savaşın sıradan insanlar üzerindeki yıkıcı etkisini ve üst sınıfların insan hayatını nasıl bir piyon gibi kullandığını göstermeyi amaçladığı düşünülüyor. Ayrıca, filmde hiçbir tanrının fiziksel olarak canlandırılmaması, bunun yerine tanrısal iradenin yalnızca doğaüstü olaylar (fırtınalar, denizler) aracılığıyla ve IMAX teknolojisinin derinliğiyle hissettirilmesi, geleneksel mitoloji filmi beklentisi olan izleyicileri şaşırttı. Athena karakteri bile, doğrudan göklerden inen bir tanrıça yerine, hayatını kaybetmiş genç bir Truvalı rahibenin ruhuna bürünen mistik bir rehber olarak kurgulanmış.