Köpek Katliamı İddiaları: İfşa Edenlere Dava, Belediyeye Takipsizlik Kararı
Erzincan'da, bir hayvan bakım merkezinde sahipsiz köpeklerin canlı canlı toprağa verildiği yönündeki vahim iddiaları kamuoyuna taşıyan hayvan hakları savunucusu İbrahim Kaya ve olayın tanığı olduğunu beyan eden eski bir belediye çalışanı Erdal Gezeroğlu hakkında, 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlamasıyla dava açıldı. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, bu iddiaları dile getiren kişilerin cezalandırılması talep edildi. Bu gelişme, iddiaların ortaya atılma biçimi ve hukuki süreçteki farklılıklar nedeniyle önemli tartışmalara yol açtı.
İddianamede, Erzincan Belediyesi'nin şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmanın detaylarına yer verildi. Savcılık, İbrahim Kaya ve Erdal Gezeroğlu'nun sosyal medya paylaşımları ve basın açıklamalarıyla kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini savundu. Savcılığın değerlendirmesine göre, 'Erzincan Belediyesi'nin köpekleri canlı canlı gömdüğü ve onlara işkence ettiği' yönündeki ifadeler, bilgi verme hakkı veya kişisel görüş bildirme sınırlarını aştığı ve kamu düzenini bozabilecek nitelikte olduğu gerekçesiyle cezai işlem gerektiren bir durum olarak kabul edildi. Bu durum, iddiaları dile getirenlerin değil, iddiaların kendisinin soruşturmaya tabi tutulduğu izlenimini yarattı.
Soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenen eski belediye çalışanı Erdal Gezeroğlu'nun ifadeleri de iddianamede önemli bir yer tuttu. Gezeroğlu, ifadesinde belediyeye ait çöp depolama alanında çok sayıda köpeğin çukurlara atıldığına tanık olduğunu belirtti. Bazı köpeklerin canlı olarak gömüldüğünü, çukurlara girmekte direnen hayvanların ise iş makineleri aracılığıyla hayatlarının sonlandırıldığını öne sürdü. Bu durumu belediye yönetimine bildirdiklerini ancak sonrasında yaşananlar nedeniyle işten çıkarıldığını iddia etti. Bu tanıklık, iddiaların somutlaştığı ve ciddi bir boyut kazandığı bir gelişme olarak öne çıktı.
Diğer yandan, Erzincan Belediyesi hakkında yürütülen ayrı bir soruşturmada savcılık, iddiaların merkezindeki olay yerinde yapılan kazılarda sadece bir köpek leşine ulaşıldığını tespit etti. Yapılan otopsi ve incelemelerde, söz konusu köpeğin canlı gömüldüğüne, işkenceye maruz kaldığına veya zehirlendiğine dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtildi. Bu bulgular ışığında, savcılık belediye görevlileri hakkında 'çevreyi kirletme', 'hayvana işkence' ve 'hayvanı kasten öldürme' gibi suçlamalarla ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu takipsizlik kararı, iddiaları gündeme getirenler hakkında dava açılmasıyla çelişkili bir durum ortaya koydu.
Hakkında iddianame hazırlanan hayvan hakları savunucusu İbrahim Kaya, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü ve adil olmadığını belirterek karara tepki gösterdi. Dosyada çok sayıda görüntü kaydı ve görgü tanığı beyanının bulunduğunu vurgulayan Kaya, savcılığın sadece belediye personelinin yönlendirmesiyle seçilen tek bir köpek üzerinden inceleme yapmasını eleştirdi. Kaya, iddialarında hayvanların zehirlendiğini hiçbir zaman söylemediğini, sadece anestezik maddeler uygulanarak baygın halde toprağa gömüldüklerini belirttiğini hatırlattı. Anestezik maddelerin tespiti için numunenin olay anında alınması gerektiğini, aylar sonra yapılan incelemelerle bu tür maddelerin varlığının bilimsel olarak kanıtlanmasının mümkün olmadığını savundu. Bu durum, soruşturmanın yöntemine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.
Kaya, belediye hakkında yürütülen soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanmasına rağmen, yaşananları kamuoyuna duyuranların yargılanacak duruma gelmesini sert bir dille eleştirdi. Bu sürecin kendisini mücadelesinden vazgeçirmeyeceğini ifade eden Kaya, kamuoyunun sunulan görüntüleri kendi vicdanıyla değerlendireceğine inandığını belirtti. Hayvanlara yönelik bu tür iddiaların tüm boyutlarıyla derinlemesine araştırılması gerektiği bir ortamda, yaşananları gündeme taşıyanların sanık sandalyesine oturtulmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kaya, hayvan hakları mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini sözlerine ekledi.