Küresel Piyasalar Aşırı İyimser Senaryoyu Fiyatlıyor: Deutsche Bank Uyardı
Küresel finans piyasalarında hakim olan aşırı iyimserlik havası, önde gelen finans kuruluşlarından birinin dikkatli olunması yönündeki uyarılarıyla gölgelendi. Deutsche Bank'ın makro stratejisti Henry Allen tarafından hazırlanan ve müşterilere iletilen bir analiz, mevcut piyasa koşullarının sürdürülebilir bir temele dayanmadığına işaret ediyor. Allen, hisse senetlerinin tarihi zirvelerde seyrettiği ve genel olarak riskli varlık sınıflarında canlı bir ivmenin gözlemlendiği bir ortamda, piyasaların adeta kusursuz bir ekonomik senaryoyu fiyatladığını ifade etti. Bu durumun, potansiyel riskleri göz ardı etme eğilimini güçlendirdiği belirtiliyor.
Analizde, piyasa katılımcılarının merkez bankalarının faiz artırımı döngülerini büyük ölçüde tamamladığına ve emtia piyasalarındaki arz sıkıntılarının etkilerinin sınırlı kalacağına dair beklentilere odaklandığı vurgulanıyor. Ancak Allen, bu beklentilerin, ekonomik büyümenin beklenenden daha güçlü kalması veya enflasyonist baskıların beklenenden daha uzun sürmesi gibi olası olumsuz senaryoları yeterince dikkate almadığını savunuyor. Mevcut fiyatlamaların, herhangi bir aksiliğe mahal vermeyecek kadar hassas bir denge üzerine kurulu olduğu ve bu dengeyi bozabilecek beklenmedik gelişmelerin piyasalarda ciddi türbülans yaratabileceği öngörülüyor.
Deutsche Bank'ın analizinde iki temel senaryo öne çıkıyor. İlk senaryoya göre, eğer küresel ekonomik büyüme beklenenin üzerinde bir güçlenme gösterirse, bu durum finansal koşulların daha da gevşemesine ve dolayısıyla faiz oranları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşmasına neden olabilir. ABD'de finansal koşulların son yılların en rahat seviyesine ulaşması ve birçok büyük ekonomide enflasyonun hedeflerin üzerinde seyretmesi, merkez bankalarını ek faiz artırımları yapmaya itebilir. Piyasaların yalnızca tek bir faiz artırımı olasılığını fiyatlaması ise, tarihsel verilerle çelişen iyimser bir tablo çiziyor ve bu durum önemli bir risk taşıyor.
İkinci ve daha endişe verici senaryo ise ekonomik büyümenin beklenenden daha fazla yavaşlaması durumunda ortaya çıkıyor. Bu senaryoda, riskli varlık sınıflarına olan talebin ve desteğin önemli ölçüde zayıflaması bekleniyor. Banka, bu yavaşlamanın mutlaka tam bir resesyona işaret etmediğini, ancak 2015-2016 dönemindeki piyasa düzeltmeleri veya 2022'deki ayı piyasası gibi daha önceki dönemlerde yaşanan benzer türbülansların yaşanabileceğini belirtiyor. Ayrıca, petrol piyasalarındaki mevcut durumun ve olası arz şoklarının mevcut kırılganlıkları daha da artırabileceği uyarısında bulunuluyor. Deutsche Bank, böylesi bir ortamda yaşanabilecek yeni bir şokun, hem hisse senedi hem de tahvil piyasalarını eş zamanlı olarak olumsuz etkileyebileceği ve mevcut dengenin hata payının neredeyse sıfırlandığı konusunda yatırımcıları dikkatli olmaya çağırıyor.