Küresel Piyasalar: İran Anlaşması Umut Verirken Belirsizlikler Baskı Yarattı
Küresel finans piyasaları, ABD ile İran arasında imzalanan ön anlaşma ve bunun sonucunda Hürmüz Boğazı'ndaki ticari faaliyetlerin yeniden canlanması beklentisiyle bir miktar hareketlilik yaşasa da, genel olarak temkinli bir atmosfer hakim. Bu olumlu gelişmelere rağmen, müzakerelere dair gelen çelişkili haber akışı ve devam eden jeopolitik riskler, yatırımcıların iştahını sınırlıyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş eğilimi risk iştahını bir nebze desteklese de, piyasaların genel yön arayışı devam ediyor.
ABD ve İran arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelere karşın, anlaşmanın detaylarının henüz tam olarak netleşmemesi ve küresel ölçekteki jeopolitik dengelerle ilgili gelen karışık sinyaller, uluslararası yatırımcıların risk alma eğilimini azaltan temel faktörler olarak öne çıkıyor. Bu durum, küresel piyasalarda genel bir bekle-gör stratejisinin benimsenmesine yol açıyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in Beyaz Saray'daki açıklamalara göre, ABD ve İran arasındaki 60 günlük müzakere sürecinin başladığı ve her iki ülkenin de mutabakat zaptındaki taahhütlerini yerine getirme yönünde ilerlediği belirtildi. Vance, İran'ın üst üste ikinci gece boyunca Hürmüz Boğazı'ndaki hiçbir gemiye yönelik olumsuz bir eylemde bulunmadığını ve CENTCOM'un bir düzineden fazla geminin deniz ablukasını geçmesine izin vererek ABD'nin taahhütlerini yerine getirdiğini ifade etti. Bu gelişmeler, savaşın durdurulması ve sorunların diplomatik yollarla çözülmesini amaçlayan 14 maddelik mutabakat zaptının dijital ortamda imzalanmasının ardından piyasalarda olumlu bir hava estirdi.
Ancak bu olumlu gelişmelere rağmen, yerel medya kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, İsviçre Dışişleri Bakanlığı'nın planlanan ABD-İran görüşmelerini iptal ettiğini duyurması ve ABD Başkan Yardımcısı Vance'in İsviçre seyahatinin ertelendiği yönündeki açıklamalar, belirsizlikleri artırdı. Bu tür çelişkili haberler, piyasalardaki iyimserliğin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Öte yandan, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararları da piyasaların gündemindeki önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Analistler, piyasaların zaten Fed'in olası faiz artırımlarını fiyatladığını, bu nedenle jeopolitik risklerdeki azalmaya yönelik pozitif fiyatlamaların daha fazla öne çıktığını belirtiyor.
Düşen petrol fiyatları ve buna bağlı olarak tahvil getirilerindeki gerileme, hisse senetleri üzerindeki baskıyı önemli ölçüde hafifletiyor. Özellikle teknoloji sektörü, küresel borsalardaki yükselişlere öncülük ediyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş, enerjinin maliyetinde büyük pay sahibi olduğu havacılık şirketlerinin hisseleri üzerindeki baskıyı da azaltıyor. Bununla birlikte, enerji fiyatlarının henüz savaş öncesi seviyelere tam olarak dönmemesi, enflasyonist baskıların devam etme riskini canlı tutuyor. Bu durum, Fed'in faiz indirim beklentilerinden uzaklaşarak faiz artırımına gidebileceği yönündeki spekülasyonları güçlendiriyor.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol'un küresel enerji piyasasındaki beklenen değişimlere dair yorumları da dikkat çekici. Birol, Hürmüz Boğazı'ndaki durum ne olursa olsun, önümüzdeki 2-3 yıl içinde dünya enerji haritasının yeniden şekilleneceğini, mevcut ortaklıkların yeniden tanımlanacağını ve yeni iş birliklerinin kurulacağını öngörüyor. Bu analiz, enerji piyasalarındaki uzun vadeli dönüşümün kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor.
ABD'nin İran'a uyguladığı ambargonun kaldırılmasıyla petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye başlaması, petrol fiyatlarının varil başına 80 doların altına inmesine katkı sağladı. Ancak görüşmelere ilişkin devam eden belirsizlikler nedeniyle Brent petrolün varil fiyatı şu sıralarda yüzde 0,4 artışla 79,5 dolar seviyelerinde işlem görüyor. Haftalık bazda Brent petrol, yüzde 7,7'lik bir düşüşle haftayı tamamlamaya hazırlanıyor. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi ise yatay bir seyir izleyerek yüzde 4,46 seviyesinde bulunuyor. Piyasalarda, Fed'in enflasyonla mücadeledeki kararlılığına olan güvenin artmasıyla tahvil faizlerindeki satış baskısı bir miktar azaldı.
Diğer yandan, Fed'in şahin politikalarını sürdürmesi ve para piyasalarındaki fiyatlamaların bu yıl içinde kesin bir faiz artırımına işaret etmesiyle dolar endeksi, yüzde 2,2'lik bir artışla 101,1 seviyesine ulaşarak son 13 ayın zirvesini gördü. Altının onsu ise dolara olan talebin artmasıyla birlikte yüzde 1,8 oranında bir azalışla 4.131 dolardan işlem görüyor.
New York borsasında işlem gören endeksler, ABD ile İran arasındaki mutabakatın yarattığı iyimserlik ve teknoloji hisselerindeki güçlü performansın etkisiyle günü yükselişle kapattı. Kurumsal tarafta, ABD Başkanı Trump'ın yarı iletken üreticisi Intel'in ABD'de çip tasarımı ve üretimi konusunda Apple ile iş birliği yapacağına dair duyurusu, Intel hisselerinde yüzde 10,64'lük dikkate değer bir artışa neden oldu. Çip sektöründeki diğer büyük oyuncuların hisselerinde de benzer yükselişler gözlemlendi; Nvidia hisseleri yüzde 2,95, Micron Technology hisseleri yüzde 8,7 ve Marvell Technology hisseleri yüzde 7,27 oranında değer kazandı. SpaceX hisseleri ise halka arz sonrası ilk günlerdeki hızlı yükselişinin ardından yüzde 3,56'lık bir düşüş yaşadı. Makroekonomik veri cephesinde, ABD'de ilk kez işsizlik maaşı başvuru sayısı, 13 Haziran ile biten haftada 226 bin kişiyle piyasa beklentilerinin hafif üzerinde gerçekleşti. ABD piyasaları, köleliğin sona ermesini anan federal tatil olan '19 Haziran' (Juneteenth) nedeniyle bugün kapalı olacak.
Avrupa borsalarında ise genel olarak pozitif bir seyir hakimdi. Düşen petrol fiyatlarının yarattığı olumlu etkiyle birlikte birçok borsa günü alış ağırlıklı tamamladı. İngiltere Merkez Bankası (BoE), beklentilere paralel olarak politika faizini yüzde 3,75 seviyesinde sabit tuttu. BoE Para Politikası Kurulu'nun açıklamasında, Orta Doğu'daki çatışmaların enerji fiyatları ve İngiltere ekonomisi üzerindeki etkisinin, enflasyon görünümündeki belirsizliğin ana kaynağı olmaya devam ettiği vurgulandı. BoE Başkanı Andrew Bailey, petrol fiyatlarındaki düşüşün olumlu olduğunu belirtirken, fiyatların hala savaş öncesi seviyelerin üzerinde olduğuna dikkat çekti. Bailey, son dört aydaki yüksek enerji fiyatlarının enflasyonist baskı oluşturduğunu ve merkez bankasının görevinin, enflasyonun yüzde 2'lik hedefe sürdürülebilir şekilde ulaşana kadar bu baskıların kalıcı olmasını engellemek olduğunu ifade etti. BoE üyelerinin çoğunluğu faiz oranını sabit tutma yönünde oy kullanırken, az sayıda üye faiz artışı lehinde görüş bildirdi. Analistler, İngiltere'den gelen makroekonomik verilerin BoE'nin bekle-gör politikasını desteklediğini belirtti. Kararın ardından İngiltere'nin 2 yıllık tahvil faizi hafif bir artışla yüzde 4,18'e yükseldi. Sterlin/dolar paritesi ise değer kaybını hızlandırarak mart ayından bu yana en düşük seviye olan 1,3170'e kadar geriledi.
Almanya'da önde gelen ekonomik araştırma kuruluşlarından Ifo Enstitüsü, Orta Doğu'daki savaşın ekonomik etkilerini göz önünde bulundurarak ülkenin gelecek yılki büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti. Ifo, bu yıl için GSYH büyüme tahminini yüzde 0,8 olarak korurken, 2027 yılı için daha önce yüzde 1,2 olarak açıkladığı büyüme tahminini yüzde 0,8'e düşürdü. Bu gelişmeler ışığında, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1,04 gerilerken, Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,37, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,44 ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,18 oranında değer kazandı. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar güne karışık bir seyirle başladı.
Asya borsalarında ise tatil nedeniyle işlem yapılmayan pazarların etkisiyle düşük işlem hacmi ve genel olarak negatif bir seyir gözlemlendi. Dolar/yen paritesinin yaklaşık iki yılın en yüksek seviyesi olan 161'e yükselmesi, Japon yetkililerin döviz piyasasına müdahale edebileceği beklentilerini artırdı. Japonya'da mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) beklentiler dahilinde yüzde 1,5 artış gösterdi. Ülkede çekirdek TÜFE ise yaklaşık dört yılın en yavaş artışını kaydederek yüzde 1,8'e ulaştı. Japonya'da TÜFE'nin 2026 yılına kadar ılımlı seviyelerde seyretmesinde, hükümetin yakıt ve enerji maliyetlerine yönelik sübvansiyonlarının, Ortadoğu çatışmasından kaynaklanan yüksek enerji fiyatlarının etkisini dengelemesi etkili oldu. Ancak üretici fiyatlarındaki keskin artış, girdi maliyetlerinin tüketicilere yansıyarak enflasyonu artıracağı endişelerini beraberinde getiriyor. Bu gelişmeler sonucunda kapanışa doğru Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,7, Güney Kore'de Kospi endeksi ise yüzde 1,4 değer kaybetti. Çin ve Hong Kong borsalarında ise tatil nedeniyle işlem yapılmadı.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,82'lik önemli bir yükselişle 14.827,35 puandan tamamladı. Dolar/TL kuru ise dün günü yüzde 0,2'lik bir artışla 46,4393 seviyesinden tamamlarken, bugünkü işlemlerde önceki kapanışının hemen üzerinde 46,4440'tan alıcı buldu. Analistler, yurt içinde bugün açıklanacak kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve uluslararası yatırım pozisyonu verilerinin yakından takip edileceğini belirttiler. Yurt dışında ise ABD ve Çin piyasalarının kapalı olması bekleniyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.900 ve 15.000 puan seviyelerinin direnç, 14.700 ve 14.600 puan seviyelerinin ise destek olarak takip edileceği öngörülüyor. Bugün yurt içinde açıklanacak ekonomik veriler arasında haziran ayı kapasite kullanım oranı, haziran ayı reel kesim güven endeksi ve nisan ayı uluslararası yatırım pozisyonu yer alıyor.