Küresel Ticarette Belirsizlik: 2025'te 202 Milyar Dolarlık Yatırım Kaybı
Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tarafından yapılan son analizler, küresel ticarette yaşanan belirsizliklerin ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi. ICC Genel Sekreteri John Denton, mevcut durumun sadece Kovid-19 pandemisi veya 2008 küresel finans krizi dönemlerindeki belirsizlik seviyelerini aşmış durumda olduğunu belirtti. Bu öngörülemezliğin, özellikle işletme yatırımları üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğuna dikkat çekildi. Denton'a göre, bu durumun 2025 yılı için tahmini maliyeti tam 202 milyar dolarlık bir yatırım kaybı anlamına geliyor.
Araştırmanın detaylarına göre, ICC'nin Oxford Economics ile iş birliği yaparak hazırladığı rapor, ticaretteki dalgalanmaların küresel işletme yatırımlarını olumsuz etkilediğini ve yatırım büyümesini yalnızca yüzde 0,4 seviyesine indirdiğini ortaya koyuyor. Ancak durumun daha da kötüleşme potansiyeli bulunuyor. Eğer mevcut belirsizlikler ve dalgalanmalar artış gösterirse, bu rakamın 2026 yılına gelindiğinde yaklaşık 380 milyar dolarlık bir kayba ulaşabileceği öngörülüyor. İş dünyası için en büyük tehdidin, geleceğe dair öngörülemeyen bu durum olduğu vurgulandı.
Denton, mevcut ticaret ortamını 'dur kalk' döngüsü olarak tanımladı. Bu döngüde, gümrük vergileri sürekli olarak uygulanıp geri çekiliyor, bazen geri ödemeler yapılıyor ve farklı hukuki gerekçelerle yeniden düzenleniyor. Bu durum, işletmelerin planlama yapmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Ancak asıl büyük değişim, sadece ticaret akışlarının düzenlenmesinden ziyade, jeoekonomik hedeflerin giderek daha fazla ön plana çıkması. Hükümetler artık tedarik zincirlerini ve bağımlılıklarını aktif olarak yeniden şekillendiriyor. Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz geçitlerinin jeoekonomik bir baskı unsuru haline gelmesi, bunun somut bir örneği olarak gösteriliyor. Bu tür olaylar, sadece enerji arzını değil, aynı zamanda yakıt fiyatlarını, sanayi üretimini ve küresel gıda güvenliğini de etkileyen hem fiyat hem de arz şoklarına neden olabiliyor.
Bu yapısal değişimlerin, özellikle kırılgan ekonomiler için büyük riskler taşıdığına da değinildi. ICC'nin araştırmaları, çok taraflı ticaret sisteminin zayıflaması veya çökmesi durumunda, gelişmekte olan ülkelerin mal ticaretinde yüzde 33'lük bir düşüş yaşanabileceğini gösteriyor. Düşük gelirli ülkelerde ise ihracat kayıplarının yüzde 43'e kadar çıkması gibi daha da ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu durum, küresel ekonomik eşitsizlikleri daha da derinleştirebilecek bir potansiyel taşıyor. ICC'nin, özel sektörün küresel politika tartışmalarında daha güçlü bir ses olmasını sağlamak amacıyla, 170'ten fazla ülkede faaliyet gösteren işletmeleri ve meslek örgütlerini temsil ederek çalıştığı belirtildi. Bu çabaların bir sonucu olarak, ticaret, büyüme ve istihdam konularında somut öneriler içeren bir mutabakat metni hazırlandığı ifade edildi. Bu mutabakat, kısa vadeli pratik adımlardan uzun vadeli yapısal reformlara kadar geniş bir yelpazede çözüm önerileri sunuyor.
Denton, küresel ticaret sisteminin mevcut baskı altında olduğunu ve basit, sınırlı düzenlemelerin artık yeterli olmayacağını vurguladı. İhtiyaç duyulan şeyin, yapısal reformlarla desteklenen pragmatik bir iş birliği olduğunu belirtti. Bu bağlamda, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bünyesinde belirli bir takvime bağlı olarak reform sürecinin hızlandırılması gerektiğine işaret etti. Denton, ilerlemenin, istekli ülkelerden oluşan koalisyonlar aracılığıyla sağlanabileceği fikrini savundu. Bu yaklaşımın, ülkelerin kendi hızlarında sürece katılmalarına olanak tanırken, çok taraflı sistemin yerini almak yerine onu tamamlamayı amaçladığını açıkladı. Kurumların, reel ekonominin karşı karşıya olduğu baskılara daha hızlı ve doğrudan yanıt vermesi gerektiği de vurgulandı. Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin bu duruma örnek teşkil ettiğini belirten Denton, önceliklerinin seyrüsefer özgürlüğünü korumak, gemi ve mürettebat güvenliğini sağlamak ve özellikle gübre sevkiyatları yoluyla gıda güvenliğini güvence altına almak olduğunu ifade etti. Açık, öngörülebilir ve kurallara dayalı bir ticaret sisteminin ekonomik güvenlik, dayanıklılık ve büyümenin temel motoru olduğuna dair güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan Denton, küresel ticaret kurumlarının günümüzün karmaşık ve rekabetçi ortamında bu vaatleri yerine getirecek şekilde modernize edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. ICC'nin, bu çözümleri hayata geçirmek için kararlı hükümetler ve işletmelerle çalışmaya hazır olduğunu belirtti.