Libya'da Çölün Altından Milyonlara Akan Dev Su Projesi
Dünya

Libya'da Çölün Altından Milyonlara Akan Dev Su Projesi

3

Libya'nın engin Sahra Çölü'nün derinliklerinde yer alan ve milyonlarca yıldır varlığını sürdüren devasa bir tatlı su kaynağı, ülkenin yaşam damarı haline geldi. Yaklaşık 40 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu tahmin edilen bu fosil su rezervi, modern mühendislik harikası olan 4.000 kilometrelik devasa bir boru hattı sistemi aracılığıyla, ülkenin kurak kıyı bölgelerindeki yerleşim yerlerine ulaştırılıyor. Günlük 6,5 milyon metreküp gibi etkileyici bir kapasiteyle çalışan bu stratejik proje, toplamda 25 milyar dolarlık bir yatırımla hayata geçirildi ve milyarlarca insanın en temel ihtiyacı olan içme suyunun karşılanmasında kilit rol oynuyor.

Dünyanın en büyük sulama ve su temin projelerinden biri olarak kabul edilen 'Büyük Yapay Nehir' olarak da bilinen bu proje, Libya'nın güneyindeki çöl bölgelerinde bulunan yeraltı su rezervlerini, kuzeydeki yoğun nüfuslu kıyı şeritlerine taşıyor. Yaklaşık 4.000 kilometreyi bulan beton boru hatları, hem içme suyu hem de tarımsal sulama maksatlı kullanılıyor. Bu sayede milyonlarca insan temiz suya erişim sağlarken, aynı zamanda çöl alanlarının tarıma kazandırılması da mümkün hale geliyor. Ancak, projenin temelini oluşturan su kaynağının yenilenemez bir fosil su olması, bu devasa altyapının uzun vadeli sürdürülebilirliği hakkında ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Sistemin kullandığı su, Sahra'nın geçmişte çok daha farklı ve yeşil bir ekosisteme sahip olduğu dönemlere, yani yaklaşık 40 bin yıl öncesine ait Nübyen Kumtaşı Akiferi'nden çekiliyor. Bu antik su rezervi, günümüzdeki yağışlarla beslenmediği için yenilenme potansiyeli taşımıyor. Yapılan bilimsel ve teknik incelemeler, mevcut su çekim hızının devam etmesi durumunda, bu değerli kaynağın önümüzdeki 60 ila 100 yıl içinde tamamen tükenme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Ancak bazı uzmanlar, bu sürenin çevresel etkenler ve kullanım yoğunluğuna bağlı olarak daha da kısalabileceği konusunda uyarıyor.

İnşaatına 1984 yılında başlanan ve çeyrek asırdan fazla bir süre devam eden bu devasa proje, Libya'nın kendi kamu kaynakları ve petrol gelirleri kullanılarak, uluslararası finansal kuruluşların desteği olmadan tamamlandı. İlk aşamada 1991 yılında Bingazi'ye, ardından 1996'da başkent Trablus'a su verilmesiyle projenin önemli bir bölümü faaliyete geçti. Zamanla diğer kıyı kentleri de bu su ağına entegre edildi. Toplam maliyeti 25 milyar doları aşan bu mühendislik başarısı, Libya'nın deniz suyu arıtma tesislerine olan yüksek bağımlılığını önemli ölçüde azalttı. Ayrıca, tarım arazilerinin genişlemesine olanak tanıyarak buğday, arpa gibi temel ürünlerin ve çeşitli meyvelerin üretimine de ivme kazandırdı.

Projenin teknik detayları da dikkat çekici. Kullanılan beton boruların çapı 4 metreye ulaşırken, sistemin günlük su taşıma kapasitesi 6,5 milyon metreküp olarak belirlenmiş. İlk inşaat aşamalarında yaklaşık 85 milyon metreküp toprak hafriyatı gerçekleştirildi. Su şebekesi, yerin 500 ila 800 metre derinliklerinden çıkarılan ve toplamda 1.300 adet kuyu ile besleniyor. Suyun, güneydeki daha yüksek rakımlı bölgelerden kuzeydeki yerleşim yerlerine taşınmasında, büyük ölçüde yerçekimi kuvvetinden faydalanılıyor olması, projenin enerji verimliliği açısından da önemli bir özellik taşıyor.

Ancak, projenin geleceği önemli risk faktörlerini barındırıyor. Özellikle 2014 ile 2020 yılları arasındaki siyasi istikrarsızlık ve çatışma dönemlerinde, suyun pompalanmasını sağlayan istasyonlar, boru hatları ve su kuyusu sahaları fiziksel hasar gördü. Sistemde bulunan yedek hatlar sayesinde su akışı bir ölçüde sürdürülebilse de, azalan su kaynakları, bakım eksiklikleri ve devam eden siyasi belirsizlikler, bu hayati projenin işleyişini tehdit etmeye devam ediyor. Bu durum, Libya'nın su güvenliği açısından büyük bir endişe kaynağı oluşturuyor.

Paylaş

İlgili Haberler