Maden Faciası Sanığı Kanadalı Üst Düzey Yönetici Lüks Otelde Ev Hapsinde
Gündem

Maden Faciası Sanığı Kanadalı Üst Düzey Yönetici Lüks Otelde Ev Hapsinde

4

Erzincan'ın İliç ilçesinde meydana gelen ve 9 maden işçisinin hayatını kaybettiği elim facianın ardından başlatılan hukuki süreçte şaşırtıcı bir gelişme yaşandı. Olayın sorumlularından biri olarak gösterilen ve daha önce iki kez serbest bırakıldıktan sonra yeniden tutuklanan Kanadalı şirketin Türkiye operasyonlarından sorumlu Başkan Yardımcısı Iain Ronald Guille'in, İstanbul'da lüks bir otelde ev hapsinde tutulduğu ortaya çıktı. Bu durum, hayatını kaybeden işçilerin aileleri ve kamuoyu nezdinde büyük bir tepkiye yol açtı.

İşçi ailelerinin avukatlarından Ümit Altaş, bu uygulamaya sert tepki göstererek adaletin tecelli etmediği yönündeki endişelerini dile getirdi. Altaş, Guille'in kaldığı otelin gecelik oda fiyatlarının yaklaşık 10 bin liradan başladığını belirterek, tesisin SPA merkezi, spor alanları, kapalı ve açık yüzme havuzları gibi birçok imkanı barındırdığını vurguladı. Avukat Altaş, "Ev hapsi verdiğiniz kişiyi beş yıldızlı otelde tutuyorsunuz. Sınırı nasıl belirliyorsunuz? Havuza gidebiliyor mu? Açık büfe kahvaltısını yapabiliyor mu?" şeklindeki sorularıyla, uygulamanın adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu.

Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dokuzuncu duruşmasında, Guille ve Kıdemli Geoteknik Mühendisi Ali Rıza Kalender'in itirazlar sonucunda yeniden tutuklanıp ardından tekrar tahliye edildikleri bilgisi avukatlara yeni ulaştı. Avukat Altaş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ölümüne sebebiyet vermekle suçlanan bir kişinin, lüks bir otelde tutulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Altaş ayrıca, sabit ikametgahı olmayan Guille'in, özel bir hastaneden tek bir profesör imzasıyla 'seyahat etmesi sakıncalıdır' raporu alabildiğini, oysa sıradan vatandaşların benzer raporlar için aylar süren bürokratik süreçlerle uğraştığını ifade etti. Bu durumun, sanığa tanınan ayrıcalıklı muameleyi gözler önüne serdiğini söyledi.

Avukat Ümit Altaş,Anagold şirketinden gelen belgelerde imza ve kaşe eksikliğine dikkat çekerek, mahkemenin şirketlerden daha üstün olması gerektiğini ve sanıkların mahkemeye getirilmesi için gerekirse ambulans masraflarını bile karşılayabileceklerini belirtti. Guille'in özel bir hastaneden aldığı ve seyahat etmesini sakıncalı bulan raporu da eleştiren Altaş, Türkiye'de sabit ikametgahı bulunmayan, vatandaşların ölümüne sebep olmakla suçlanan ve ülkenin çevresel felaketlerinden biri olarak nitelendirilen bu olayın baş sorumlusu olduğu iddia edilen kişinin, sadece bir profesör imzasıyla seyahat edemez raporu alabilmesinin adalet sistemine olan güveni sarstığını dile getirdi. 2022'de madende yaşanan siyanür borusu patlaması ve o dönemde dile getirilen "Çökecek, insanlar ölecek" uyarılarını hatırlatan Altaş, kapasite artışıyla birlikte artan üretim hırsının faciaya davetiye çıkardığını savundu. Bu tür bir felaketin ardından işçilere yalnızca "çevreyi taksirle kirletmekten" para cezası verilmesinin de kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Paylaş

İlgili Haberler