Marmara Denizi Altındaki 'Ateş Topu' İddiası Bilimsel Tartışma Yarattı
Marmara Denizi'nin tabanında yer aldığı iddia edilen devasa bir sıcaklık birikimi, yani 'ateş topu' olabileceği yönündeki bir jeoloji profesörünün açıklaması, bilim camiasında önemli bir tartışmayı alevlendirdi. Prof. Dr. Osman Bektaş tarafından ortaya atılan bu dikkat çekici hipotez, özellikle jeoloji alanında uzmanlaşmış Dr. Ramazan Demirtaş'ın sert tepkisine neden oldu. Dr. Demirtaş, bu tür bir jeolojik yapının varlığının mevcut bilimsel modellere ve gözlemlere uymadığını savunarak, iddiayı bilimsel açıdan geçersiz ve gerçeklikten uzak olarak nitelendirdi.
Dr. Ramazan Demirtaş, sosyal medya platformları üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamalarla Prof. Dr. Osman Bektaş'ın Marmara Denizi'nin alt katmanlarına ilişkin ortaya koyduğu teorik modeli mercek altına aldı. Demirtaş, eğer Orta Marmara Sırtı'nın derinliklerinde, yaklaşık 60 kilometre genişliğinde ve oldukça derinlere inen sıcak bir termal kütle veya 'ateş topu' mevcut olsaydı, bu durumun bölgede çok daha belirgin ve çeşitli jeolojik olayların tetiklenmesine yol açması gerektiğini vurguladı. Bu tür bir enerji birikiminin, deniz tabanında gözlemlenebilir volkanik aktiviteler, yoğun jeotermal kaynaklar ve hatta Sındırgı'da görülen örneklere benzer, on binlerce küçük sarsıntıdan oluşan yoğun deprem fırtınaları şeklinde kendini göstermesi gerektiğini belirtti.
Demirtaş'a göre, Marmara Denizi'nin mevcut jeolojik yapısı, büyük ölçüde doğrultu atımlı Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun kontrolü altındadır. Bu fay hattının dinamikleri, bölgedeki sismik aktiviteyi belirleyen temel faktördür. Dr. Demirtaş, Prof. Dr. Bektaş'ın önerdiği modelin, bu yerleşik levha tektoniği prensipleriyle çeliştiğini ve bilimsel olarak tutarsız olduğunu ifade etti. Eğer bahsedilen büyüklükte bir magmatik yapı Marmara'nın altında gerçekten var olsaydı, bunun yaklaşık 250 derece Santigrat'a ulaşan olağanüstü bir jeotermal enerji potansiyelini de beraberinde getirmesi beklenirdi. Ancak mevcut jeolojik veriler ve gözlemler, böyle bir ısı kaynağının varlığına dair herhangi bir kanıt sunmamaktadır.
Dr. Demirtaş, bu tür spekülatif ve bilimsel temeli zayıf teorilerin, kamuoyunu ve özellikle de karar alıcıları yanlış bilgilendirme potansiyeli taşıdığı konusunda ciddi endişelerini dile getirdi. Bu tür kurgusal modellerin, gerçekçi deprem risk değerlendirmelerinin yapılmasını engelleyebileceğini ve gereksiz paniğe yol açabileceğini savundu. Ayrıca, 'Marmara'da 6,5 büyüklüğünden daha büyük bir deprem yaşanmaz' gibi bazı popüler ancak bilimsel dayanaktan yoksun söylemlerin de gerçeği yansıtmadığını ve bu tür yanıltıcı bilgilerden kaçınılması gerektiğini ekledi. Açıklamasının sonunda, bu konudaki görüşlerinin kişisel bir değerlendirme olduğunu ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığını belirterek, sosyal medyada yapılan bazı yorumlara da dolaylı olarak yanıt vermiş oldu.