Marmara Fayı'nın Derin Hareketleri: Beklenenden Hızlı Kayıyor, Deprem Riski Yeniden Değerlendiriliyor
Marmara Denizi'nin altındaki Ana Marmara Fayı'nın davranış biçimine dair çarpıcı bulgular ortaya çıktı. Ünlü deprem bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, fayın derin katmanlarında gerçekleşen hareketlerin, bilimsel modellerde öngörülen hızın çok üzerinde olduğunu dile getirdi. Bektaş'ın analizleri, fayın büyük bir kısmının enerjisini deprem oluşturmadan, daha yavaş ve sürekli bir sürtünme hareketiyle boşaltıyor olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Bu yeni değerlendirmeler, İstanbul ve çevresindeki olası büyük deprem senaryolarının yeniden gözden geçirilmesine neden olabilir.
Prof. Dr. Osman Bektaş, yaptığı bilimsel paylaşımlarda, Ana Marmara Fayı'nın kayma hızının bazı bölgelerde Anadolu ve Avrasya levhaları arasındaki genel hareket hızının iki katına kadar çıkabildiğini vurguladı. Bu durum, fay hattında ani ve yıkıcı kırılmalar yerine, daha çok yavaşlamalı bir sürtünme dinamiğinin hakim olduğunu düşündürüyor. Bektaş'a göre, fayın derinliklerindeki bu hızlı kayma hareketinin önemli bir bölümü, henüz tam olarak katılaşmamış, yaklaşık 8 kilometrelik bir kalınlığa sahip tortul tabaka içerisinde daha küçük sarsıntılar ve yüzeye yakın deformasyonlarla (creep) enerjisini atıyor olabilir.
'ANA MARMARA FAYI KARADAKİNDEN HIZLI KAYIYOR' başlığıyla yaptığı bir paylaşımda, Prof. Dr. Bektaş, fayın deniz altındaki hareketlerinin karasal kesimlere göre daha süratli olduğuna dikkat çekti. Batı sırtı ve Orta Marmara Çukuru bölgesinde tekrarlayan depremlerin (repeaters) incelenmesi sonucunda, Ana Marmara Fayı'nın 10 ila 20 kilometre derinlikte yılda 33 ila 57 milimetre gibi dikkat çekici bir hızla kaydığı tespit edildi. Bu değerler, fayın genel hareketliliği ve potansiyel deprem üretme kapasitesi hakkında yeni bir perspektif sunuyor.
İstanbul'da beklenen olası büyük deprem riskine değinen Prof. Dr. Bektaş, 2019 yılında Yamamoto tarafından yapılan bir çalışmaya atıfta bulundu. Bu çalışmaya göre, faydaki hareketin tamamının büyük bir deprem yaratmayabileceği, yalnızca yaklaşık üç kilometre kalınlığındaki soğuk, kırılgan ve tamamen kilitlenmiş kabuk bölümünün 6 ve üzeri büyüklükte depremlere yol açma potansiyeli taşıdığı belirtiliyor. Bu ayrım, fayın farklı derinliklerindeki davranışlarının anlaşılmasının, deprem riskini daha doğru bir şekilde modellemek açısından kritik önem taşıdığını gösteriyor.