Mpox Virüsü Yeniden Yükselişte: 3 Ülkede Görüldü, Çocuklar Risk Altında
Dünya

Mpox Virüsü Yeniden Yükselişte: 3 Ülkede Görüldü, Çocuklar Risk Altında

7

Gine-Bissau'da ilk kez tespit edilen maymun çiçeği (mpox) virüsü vakaları, hastalığın uluslararası alanda yeniden yayılma potansiyeli ve bölgesel riskleri konusunda ciddi endişelere yol açtı. Bu gelişme, 2022 yılından bu yana dünya genelinde 145 ülkeye yayılarak yaklaşık 190 bin doğrulanmış vakaya ulaşan virüsün küresel seyrini yeniden gündeme taşıdı. Mpox, başlangıçta grip benzeri ateş, titreme ve kas ağrıları gibi belirtilerle kendini gösterip ardından vücutta kabarcıklı döküntülere neden olan bir enfeksiyon olarak biliniyor. Salgın öncesinde virüsün genellikle endemik olduğu birkaç Afrika ülkesiyle sınırlı kalan mpox, son yıllarda insanlar arasındaki temasın yoğunlaşmasıyla birlikte küresel bir tehdit haline geldi. Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), virüsün Amerika Birleşik Devletleri'nde de yerleşik hale gelme yolunda ilerlediğini belirtiyor.

Mpox virüsünün Clade I ve Clade II olarak adlandırılan iki ana türü bulunuyor. Clade II türü, 2022'de cinsel temas başta olmak üzere yakın temas yoluyla hızla yayılmış ve yaklaşık 90 bin yeni vakaya neden olmuştu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Temmuz 2022'de ilan ettiği acil durum statüsünü, yoğun temas takibi ve aşı kampanyaları sayesinde Mayıs 2023'te kaldırmıştı. Ancak, Haziran 2024'te Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DKC) Clade I türünün daha hızlı yayılan yeni bir varyantının ortaya çıkmasıyla durum değişti. DSÖ, 14 Ağustos 2024 tarihinde tekrar uluslararası kamu sağlığı acil durumu ilan etmek zorunda kaldı. Vakaların ve ölümlerin kontrol altına alınmasıyla bu statü Eylül 2025'te yeniden kaldırıldı. Uzmanlar, özellikle Batı Afrika'da mpox vakalarının daha fazla ülkede görülmesinin beklendiğini ifade ediyor. Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu ile University College London Hastanesi'nden Profesör Michael Marks, yakın fiziksel temasın virüsün yayılmasında kilit rol oynadığını vurguluyor. Bu durumun, virüsün 2022'deki küresel salgında görüldüğü gibi yakın cinsel ağlarda veya son yıllarda DKC salgınında olduğu gibi mültecilerin ve yerinden edilmiş insanların bir arada yaşadığı kalabalık ortamlarda kolayca yayılmasına zemin hazırladığını belirtiyor.

Daha önce hiç mpox vakası bildirilmemiş olan Gine-Bissau'da yaşanan son gelişmeler, özellikle çocukları hedef almasıyla büyük endişe yaratıyor. UNICEF'in bildirdiğine göre, Gine-Bissau'da tespit edilen 46 şüpheli vakadan 23'ünün 15 yaş altı çocuklardan oluşması ve bunların çoğunluğunun dört yaşın altında olması dikkat çekici. Imperial College London'dan Dr. Aula Abbara, çocukların mpox nedeniyle ciddi hastalık ve ölüm riski taşıyan en savunmasız grup olduğunu belirtiyor. Küçük çocukların, sağlıklı yetişkinlere göre çok daha ağır seyreden hastalıklar yaşayabileceği uyarısında bulunuyor. Dr. Abbara ayrıca, Gine-Bissau gibi sınırlı sağlık kaynaklarına sahip bölgelerde, ailelerin hasta çocukları için sağlık kuruluşlarına başvurma eğiliminin, yetişkin vakalarına kıyasla verilerde bir sapmaya yol açabileceğini de ekliyor. Profesör Marks ise, bölgedeki dar yaşam koşullarının çocuklar arasındaki yakın teması artırarak virüsün bulaşmasını kolaylaştırdığına dikkat çekiyor. Doğrulanmış vakalar arasında henüz tespit edilemeyen bağlantılar olması, virüsün toplum içinde fark edilmeden yayıldığına işaret ediyor.

Mpox'a karşı Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmış iki aşı bulunmasına rağmen, aşı tedarikinde yaşanan küresel eşitsizlikler önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Profesör Marks, en büyük zorluğun, yüksek gelirli ülkelerde aşı erişiminin daha iyi olması, ancak virüsün yayılma riskinin ve bulaşma koşullarının en yüksek olduğu düşük gelirli ortamlarda ise erişimin yetersiz kalması olduğunu ifade ediyor. Önümüzdeki haftalarda devreye girmesi beklenen küresel bir aşı stoğu ile hızlı dağıtımın hedeflendiği belirtiliyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde yapılan testlerde tecovirimat isimli antiviral ilacın, plasboya kıyasla belirgin bir üstünlük sağlamadığı ancak iyi bir destekleyici bakımın hastaların hayatta kalma şansını artırdığı gözlemlenmiştir. Dr. Abbara, aşıların önemini kabul etmekle birlikte, salgınların yalnızca aşılarla kontrol altına alınamayacağını vurguluyor. Erken teşhis, temas takibi, etkili destekleyici bakım ve güçlü halk sağlığı gözetim sistemlerinin salgınla mücadelede hayati önem taşıdığını sözlerine ekliyor.

Paylaş

İlgili Haberler