Nüfusu Edirne Kadar Olan İzlanda AB Kapısında: Referandum Heyecanı
Kuzey Atlantik'in stratejik konuma sahip ada ülkesi İzlanda, Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkilerinde tarihi bir dönemeçten geçiyor. Yaklaşık 400 bin kişilik nüfusuyla Türkiye'nin Edirne ili kadar bir nüfusa sahip olan ülke, hafta sonu gerçekleştirilecek referandumla AB'ye katılım sürecini yeniden başlatıp başlatmama kararını halkın onayına sunacak. Artan küresel güvenlik endişeleri ve yaşam maliyetlerindeki yükseliş gibi faktörlerin belirleyici olduğu bu oylama, İzlanda'nın gelecekteki dış politikası ve ekonomik yönelimi açısından büyük önem taşıyor.
Yapılan kamuoyu araştırmaları, referandum sonucunun oldukça çekişmeli geçebileceğine işaret ediyor. Seçmenler, sandık başına giderek İzlanda'nın Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine yeniden başlanması yönünde oy kullanıp kullanmayacaklarını belirleyecek. Bu referandumun sonucu, İzlanda'nın AB üyeliğini doğrudan kesinleştirmeyecek. Bunun yerine, halkın iradesi, hükümete Brüksel ile balıkçılık gibi ülkenin hassas çıkarlarını ilgilendiren konuları da içeren şartları müzakere etme yetkisinin verilip verilmeyeceğini ortaya koyacak.
Eğer referandumdan 'Evet' kararı çıkarsa, İzlanda'nın Avrupa Birliği ile kapsamlı bir müzakere süreci başlayacak. Bu sürecin en az iki yıl sürmesi bekleniyor. Müzakereler sonucunda bir katılım anlaşması metni hazırlanması durumunda, bu anlaşmanın nihai olarak halkın onayına sunulması gerekecek. Bu ikinci referandumun ise 2028 yılı içerisinde yapılması öngörülüyor. Sürecin tüm aşamalarının başarıyla tamamlanabilmesi için İzlanda anayasasında önemli değişiklikler yapılması ve tüm mevcut AB üyesi ülkelerin de bu anlaşmayı oy birliğiyle onaylaması gerekecek.
İzlanda daha önce de Avrupa Birliği'ne üyelik konusunda adımlar atmıştı. 2008 küresel finans krizinin ardından, 2009 yılında resmi üyelik başvurusunda bulunan ülke, 2010'da başlayan müzakereleri 2013'te Avrupa Birliği'ne karşı daha şüpheci bir tutum sergileyen bir hükümetin göreve gelmesiyle askıya almıştı. Aradan geçen yıllarda, özellikle Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik müdahalesi Avrupa'nın güvenlik algısını derinden etkiledi. Buna ek olarak, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın komşu Grönland ile ilgili yaptığı açıklamalar da İzlanda'daki güvenlik kaygılarını artırdı. Düzenli bir ordusu bulunmayan ve savunmasını büyük ölçüde NATO ile ABD arasında 1951'de imzalanan ikili anlaşmaya dayandıran İzlanda için, Arktik bölgesindeki jeopolitik gelişmeler referandumun zamanlamasını daha da kritik hale getiriyor.