Otomotiv Sektöründe DTÖ Kararı: Türkiye-Çin Geriliminde Yeni Perde
Otomobil

Otomotiv Sektöründe DTÖ Kararı: Türkiye-Çin Geriliminde Yeni Perde

1

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Çin'in Türkiye aleyhine açtığı kritik ticaret davasında kararını verdi. Örgütün oluşturduğu anlaşmazlık paneli, Türkiye'nin Çin menşeli elektrikli ve bazı hibrit otomobillere uyguladığı ek gümrük vergileri ile getirdiği sıkı ithalat şartlarının uluslararası ticaret kurallarıyla çeliştiği yönünde bir hüküm oluşturdu. Bu karar, küresel otomotiv pazarında tansiyonu yükseltirken, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.

Çin Ticaret Bakanlığı, DTÖ'nün bu kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Türkiye'yi korumacı önlemlerini derhal DTÖ düzenlemelerine uygun hale getirmeye çağırdı. Sürecin temelinde, Türkiye'nin yerli üretimi destekleme ve dış ticaret açığını kontrol altına alma stratejisi yatıyor. Türkiye, son dönemde Çin'den ithal edilen araçlara yönelik bir dizi tedbir almıştı. Bu tedbirler kapsamında 2023'te Çin menşeli elektrikli otomobillere yüzde 40 ek gümrük vergisi uygulanmaya başlandı. Haziran 2024'te ise bu vergi uygulaması benzinli ve hibrit araçları da kapsayacak şekilde genişletildi. Ayrıca, İthalat İzin Sistemi (IPLS) adı altında, ithalatçı firmalara Türkiye'nin yedi farklı coğrafi bölgesinde en az 20 yetkili servis noktası kurma, bir çağrı merkezi oluşturma, ülkeye özgü bir temsilcilik bulundurma ve batarya garanti taahhüdü gibi ağır yükümlülükler getirildi. Çin yönetimi ise bu adımların kendi üreticilerine yönelik ayrımcı bir politika olduğunu savunarak konuyu DTÖ'ye taşımıştı.

DTÖ panelinin kapsamlı hukuki incelemesi sonucunda, Türkiye'nin uyguladığı bazı politikaların küresel ticaret taahhütlerini ihlal ettiği tespit edildi. Elektrikli araçlara uygulanan yüzde 40'lık ek verginin, Türkiye'nin Genel Tarifeler ve Ticaret Anlaşması (GATT 1994) kapsamındaki gümrük tavan sınırlarını aştığı belirtildi. Hibrit araçlara uygulanan vergilerin de benzer şekilde kural ihlali teşkil ettiği vurgulandı. Ancak, içten yanmalı motorlu araçlara yönelik bazı Çin iddialarının Türkiye lehine sonuçlandığı ve Çin'in tüm taleplerinin kabul edilmediği de kararda yer aldı. Satış sonrası hizmetlere ilişkin şartlar da mercek altına alındı. Panel, 20 servis noktası ve çağrı merkezi gibi zorunlulukların, Çin'den gelen araçlara, Türkiye iç pazarındaki benzer araçlara kıyasla dezavantajlı bir muamele oluşturduğuna hükmetti. Türkiye'nin bu uygulamaların tüketicinin korunması amacıyla zorunlu olduğunu kanıtlayamadığı ifade edildi. Serbest ticaret anlaşması bulunan ülkelerden gelen araçlara uygulanan vergi muafiyetleri ise büyük ölçüde GATT istisnaları kapsamında haklı gerekçelere dayandığı için onaylandı, ancak bu muafiyetlerin kapsamı dışında tutulan Venezuela örneği dikkat çekti.

Bu DTÖ kararının hemen uygulamaya konulması beklenmiyor. Kararın resmiyet kazanabilmesi için DTÖ Anlaşmazlıkların Halli Organı tarafından onaylanması veya tarafların temyiz süreçlerini tamamlaması gerekiyor. Ancak küresel ticarette önemli bir hukuki belirsizlik söz konusu. DTÖ'nün en üst temyiz organı, uzun süredir yeni hakim atamalarının veto edilmesi nedeniyle 2019'dan bu yana işlevsel olamıyor. Bu durum, Türkiye'nin kararı temyiz etmesi halinde davanın belirsiz bir süreyle askıya alınabileceği ve hukuki sürecin yıllarca uzayabileceği anlamına geliyor. Bu nedenle, yakın vadede piyasada ani bir mevzuat değişikliği öngörülmüyor. Türkiye'nin korumacı politikaları, Çinli otomotiv markalarının Türkiye pazarındaki büyüme hedeflerini olumsuz etkiledi. Sektör verilerine göre, Çinli markaların Türkiye otomotiv pazarındaki payı son bir yılda %7,8'den %5,1'e geriledi ve pazarda yer alan Çinli marka sayısı 10'dan 7'ye düştü. Manisa'da büyük bir fabrika yatırımı planlayan BYD, bu durumdan en çok etkilenen marka olarak öne çıktı ve satışlarında önemli bir düşüş yaşadı. Chery Grubu ise ana markasındaki düşüşü Omoda ve Jaecoo gibi alt markalarıyla dengeleyerek toplam satış hacmini korumayı başardı. Küresel ölçekte benzer vergi engelleriyle karşılaşan Çin için bu DTÖ kararı, diğer pazarlarda da emsal teşkil edebilecek hukuki bir zafer olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin temyiz yoluna başvuracağı mı yoksa Çinli üreticilerle yerli yatırım şartlarını hafifleterek bir orta yol bulacağı merak konusu.

Paylaş

İlgili Haberler