Otomotiv Sektöründe Rekor İhracat: 2026'da Yatay Seyir, 2027'de Büyük Sıçrama Bekleniyor
Türk otomotiv sanayisi, yılın ilk yarısında 20,8 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşarak tarihindeki en yüksek ilk altı aylık performansı sergiledi. Bu başarı, üretimin geçici olarak bir ivme kaybı yaşadığı bir dönemde elde edildi. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, yaptığı değerlendirmede, sektördeki devasa yatırımların kesintisiz bir şekilde sürdüğünü ve bu durumun geleceğe yönelik olumlu bir bakış açısı sunduğunu belirtti. Eroldu, sektörel büyümenin asıl büyük ivmesini 2027 yılında yakalamasının beklendiğini vurguladı.
Yılın ilk yarısında toplam üretimde geçen yıla kıyasla yüzde 6'lık bir düşüş yaşandığına dikkat çeken Eroldu, bu durumun çalışma gün sayısındaki azalma ve yeni yatırımlara hazırlık süreçlerinden kaynaklandığını açıkladı. Bu etkinin geçici olduğunu ve yılın ikinci yarısında üretimde toparlanma beklendiğini sözlerine ekledi. İhracatın parasal değerinde ise geçen yıla göre yüzde 4'lük bir artış kaydedildi. Böylece Türk otomotiv sanayisi, ilk altı ayda 20 milyar dolar barajını aşarak hem parasal değer hem de hacim olarak önemli bir başarıya imza attı. Eroldu, bu rakamların önümüzdeki dönemlerde daha da yükseleceğine inandıklarını ifade etti. Toplam ihracattaki payın yüzde 17,5'e ulaşması ve yerlilik oranının yüzde 29'dan yüzde 34'e yükselmesi de dikkat çekici gelişmeler arasında yer aldı. Yerlilik oranındaki bu artışın, dış ticaret dengesinde de iyileşme sağladığı ve geçen senenin ilk beş ayındaki 149 milyon dolarlık dış ticaret açığının, bu yıl 2 milyar dolarlık bir fazlaya dönüştüğü belirtildi.
Sektörün rekabetçiliğini etkileyen önemli faktörlerden biri olan kapasite kullanım oranının yüzde 62 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Eroldu, kur ve enflasyon arasındaki makasın rekabetçilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu dile getirdi. Düşük kapasite kullanımının maliyetleri olumsuz etkilediğini ve bu durumun yönetilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Eroldu, Türk otomotiv sanayisinin yatırım yapmaya devam etmesi gerektiğini, aksi takdirde kapasite kullanımının daha da düşeceğini ve maliyet baskısının artacağını söyledi. Bu bağlamda, Hyundai'nin elektrikli araç yatırımı, Tofaş'ın üretim kapasitesini artırma hamlesi ve Oyak Renault'nun yeni model çalışmaları gibi devam eden yatırımların, hem iç pazar hem de ihracat açısından büyük önem taşıdığına işaret etti. Bu yatırımların, sektörün gelecekteki büyüme potansiyelini destekleyeceği öngörülüyor.
Avrupa Birliği'nin (AB) taslak Sanayi Hızlandırma Yasası'nın sektöre yönelik potansiyel tehditlerine de değinen Eroldu, tasarının özellikle kamu ve kurumsal alımlarda elektrikli ve hibrit araçları teşvik etmeyi amaçladığını belirtti. Ancak tasarıdaki, araçların AB içinde üretilmesi ve AB menşeli bileşenlerin belirli bir oranda kullanılması şartlarının, Türkiye'nin otomotiv tedarik sanayisi için önemli bir engel teşkil edebileceğine dikkat çekti. Eroldu, bu durumun Türk otomotiv tedarik sanayisinin rekabet gücünü zayıflatabileceği ve orta-uzun vadede sektöre zarar verebileceği endişesini dile getirdi. Türkiye'nin AB ile olan köklü entegrasyonu ve dengeli ticari ilişkileri çerçevesinde, tasarının gözden geçirilmesi için yoğun çaba gösterildiğini ve olumlu geri dönüşler alındığını sözlerine ekledi. Sektörün en büyük gündem maddelerinden birinin rekabetçilik kaybı olduğunu ve bu alanda mevzuattaki kur avantajının daha etkin çalışması, finansman desteği ve iş gücü maliyetlerinin desteklenmesi gibi konularda taleplerinin bulunduğunu ifade etti. Geleceğe yönelik piyasa beklentileri doğrultusunda, 2026 yılının 2025'e paralel bir seyir izlemesi, ancak yeni yatırımların etkisiyle 2027'de belirgin bir büyüme yaşanması öngörülüyor.