Özdağ'dan İttifak Sinyali: Çerçeve Yasa Bir Turnusol Kağıdı
Gündem

Özdağ'dan İttifak Sinyali: Çerçeve Yasa Bir Turnusol Kağıdı

3

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında güncel siyasi gelişmelere dair önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden (TBMM) geçen ve kamuoyunda 'Çerçeve Yasa' olarak bilinen düzenlemeyi sert bir dille eleştiren Özdağ, bu yasanın siyasi partiler açısından bir 'turnusol kağıdı' niteliği taşıdığını vurguladı. Özdağ, "Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesini ve ilkelerini savunan herkesle görüşürüz" diyerek, olası ittifaklara kapı araladı. Bu açıklama, siyasi kulislerde geniş yankı buldu.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepoğlu Ataman'ın, söz konusu yasanın TBMM'de kabul edilmesinin ardından terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik teşekkür ifadeleri kullanması, Özdağ'ın sert tepkisini çekti. Özdağ, "Hanımefendi, siz kimin milletvekilisiniz? Siz Diyarbakır'da, Mardin'de, Şırnak'ta, Hakkari'de yaşanan vahşetleri kimin gerçekleştirdiğini unuttunuz mu? Pınarcık, Çevrimli, Başbağlar gibi yerlerde beşikteki kundaktaki bebekleri dahi acımasızca katleden terör örgütü elebaşının Öcalan olduğunu nasıl unutursunuz?" diyerek, milletvekilini bu köylere giderek vatandaşların yüzüne aynı ifadeleri söylemeye davet etti. Bebek ve çocuk katili bir terör örgütünün liderinden Allah'ın razı olmayacağını belirten Özdağ, bu tür düşüncelere sahip kişileri ise Allah'a havale ettiğini dile getirdi. Bu sözler, siyasi gerilimi daha da tırmandırdı.

Özdağ, TBMM'de 'Çerçeve Yasa'ya 'evet' oyu veren ancak bu durumdan rahatsızlık duyan milletvekilleri olduğuna dair duyumlarını da paylaştı. Tesadüfen karşılaştığı bir AK Partili milletvekilinin kendisine, "Allah yardımcınız olsun" dediğini aktaran Özdağ, bu tür milletvekillerinin 1 Mart tezkeresinde olduğu gibi milli iradenin yanında durmalarını beklediğini ancak bunun gerçekleşmediğini ifade etti. Özdağ, bu tutumun tarih ve millet nezdinde affedilmeyeceğini söyledi. Partisinin duruşunu net bir şekilde ortaya koyan Özdağ, "PKK'ya af getirmeye çalışan, katil teröristleri topluma yeniden entegre etmeye çalışan, onlara siyaset yapma imkanı tanımayı planlayan, Öcalan'a önce çalışma ofisi ve yaşam alanı tahsis edip ardından yasal düzenlemelerle umut hakkı vermeye çalışan ve nihayetinde yeni bir anayasa ile milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti'ni, yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerde bulunanlar şunu bilmelidir ki, bu ülkenin kaderini belirleyecek son sözü Türk milleti söyleyecektir" şeklinde konuştu. Bu ifadelerle, milli egemenlik ve Cumhuriyet'in temel değerlerine vurgu yaptı.

İktidarın "Terörsüz Türkiye" adını verdiği süreci de eleştiren Özdağ, kendilerine dayatılan ana konunun ulus devlet yapısını, Öcalan'ın tasarladığı "demokratik ulus" modeliyle değiştirmek olduğunu belirtti. Bu modelin, çok etnisiteli, çok mezhepli ve Lübnan, Yugoslavya, Irak gibi örneklerde görüldüğü gibi çözülmeye ve dağılmaya müsait bir yapı olduğunu savundu. Bu bağlamda, "halkların kendi kaderini tayin hakkı" taleplerinin yanı sıra "doğal kaynakların kullanım hakkı" gibi konulara da değinildiğini hatırlattı. Meclis'te yasa görüşmeleri sırasında dahi Türkiye'nin "Fırat'ın doğusu ve batısı" şeklinde bölündüğünü öne süren Özdağ, bu saldırgan ve bölücü ifadelere öfkeyle yaklaştıklarını ifade etti. Zafer Partisi olarak, "Türkiye'de halklar değil, tek bir millet vardır. Türkiye bir halklar mozaiği değil, Büyük Atatürk'ün de ifade ettiği gibi, 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir'" diyerek, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'i kimseye böldürtmeyeceklerini kararlılıkla vurguladı. Bu duruş, milli birlik ve beraberlik mesajı olarak algılandı.

Özdağ, bu süreçteki tavırları nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve diğer bazı partilere de eleştiriler yöneltti. TBMM'de Sevr Anlaşması'nın yıl dönümünde PKK'ya af yasasının arkasında durulmasını, PKK'nın kullandığı "eşit vatandaşlık" kavramının parti programlarına dahil edilmesini ve Öcalan'ın talep ettiği Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'ndaki çekincelerin kaldırılmasını eleştiren Özdağ, bu partilerin "muhalefet partisi" olarak anılamayacağını, aksine iktidarın destekçisi konumunda olduklarını savundu. Bu söylemler, muhalefet içindeki ayrışmaları ve ittifak arayışlarını daha da karmaşık hale getirdi.

AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala'nın, halkın yüzde 75,9'unun süreci desteklediği yönündeki açıklamasını hatırlatan Özdağ, "Eğer bu kadar kendinize güveniyorsanız, bu yasayı halkoylamasına, yani referanduma götürün" çağrısında bulundu. Bu çağrı, iktidarın "milli irade" vurgusuna karşı bir meydan okuma olarak değerlendirildi.

Özdağ, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, bu anlaşmanın oldukça riskli olduğunu belirtti. Pakistan ve Hindistan arasındaki bir çatışmada Pakistan'ın yanında yer almanın insani bir durum olduğunu ancak bunun için askeri bir ittifaka gerek olmadığını savundu. Anlaşmanın içeriğine dair sorular soran Özdağ, Türkiye'nin Yunanistan ile bir çatışma yaşaması durumunda Pakistan Silahlı Kuvvetleri'nin Ege'de Türkiye'ye yardım edip etmeyeceğini, Suudi Arabistan'ın Ege'de Türkiye'nin yanında olup olmayacağını veya Kıbrıs'ta bir çatışma çıktığında Suudi Arabistan'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin savunmasında rol alıp almayacağını sordu. Bu sorularla, anlaşmanın Türkiye'nin güvenliği açısından potansiyel risklerine dikkat çekti.

Bir basın mensubunun erken seçim ve siyasi ittifak arayışlarına dair sorusu üzerine Özdağ, "Çerçeve Yasa"nın kendileri için bir turnusol kağıdı işlevi gördüğünü yineledi. Türkiye'de erken genel seçimin milletin zihninde başladığını ve Zafer Partisi olarak kendilerinin de erken seçimden yana olduklarını belirtti. Ancak mevcut sistemin ve Türkiye'nin koşullarının siyasi ittifakları adeta zorunlu hale getirdiğini ifade etti. Özdağ, Zafer Partisi olarak aylardır muhalefeti Atatürk çizgisinde bir araya gelmeye çağırdıklarını hatırlatarak, son Meclis'e gelen kanun teklifinin kimin gerçek muhalif, kimin sahte muhalif olduğunu görmek açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Kimin iktidarın yanında yer aldığını, kimin cesaretle karşısında durduğunu anlamak istediklerini söyledi. Bu yasanın bir devlet projesi değil, iktidarın kendi bekasını sürdürme projesi olduğunu savunan Özdağ, bu projeye karşı durmayanların "Biz muhalifiz" dememesi gerektiğini başından beri söylediklerini hatırlattı. Son olarak, bu noktada tutarlı bir duruş sergileyen, milli yönetim anlayışını ve Cumhuriyet'in kuruluş felsefesini savunan herkesle görüşmeye ve diyalog kurmaya açık olduklarını yineledi. Bu açıklamalar, Zafer Partisi'nin siyasi stratejisine dair önemli ipuçları verdi.

Paylaş

İlgili Haberler