Özdağ'dan Sert Tepki: Af, Teröre Teslim Olmaktır
Gündem

Özdağ'dan Sert Tepki: Af, Teröre Teslim Olmaktır

4

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, terör örgütü PKK'nın silah bırakmadan çıkarılması planlanan bir af düzenlemesine sert tepki gösterdi. Özdağ, böyle bir adımın Türkiye'yi teröre teslimiyet noktasına getireceğini ve toplumsal bir öfkeye yol açacağını savundu. Terör örgütü elebaşılarından Karayılan'ın 'silah bırakacağız demedik' şeklindeki açıklamalarını hatırlatan Özdağ, örgütün Suriye'de dört ayrı silahlı tugay oluşturduğunu belirtti. "Terörsüz Türkiye" adı altında başlatılan ve içeriği kamuoyundan gizlenen yasa teklifinin, Abdullah Öcalan, PKK'nın Kandil yönetimi, DEM Parti ve hatta AKP'nin bazı eski milletvekilleri tarafından bilindiğini öne sürdü.

Özdağ, "Terörsüz Türkiye" süreci olarak adlandırılan ve 21 ay önce başlayan girişimde, başlangıçta terör örgütüyle herhangi bir pazarlık yapılmayacağının ve örgütün feshedileceğinin duyurulduğunu ancak gelinen noktada sürecin tamamen bir pazarlığa dönüştüğünü ifade etti. Özdağ, bu süreçte ilk şart olarak Abdullah Öcalan'a özgürlük verilmesi ve siyaset hakkı tanınması gibi taleplerin dikte edilmeye çalışıldığını söyledi. Kamuoyuna, PKK'nın tüm silahlarını yaktığı izlenimini vermek amacıyla göstermelik bir silah yakma eylemi gerçekleştirildiğini ancak gerçekte Meclis'e sunulacak bir yasa taslağı ile PKK terör örgütüne örtülü bir af çıkarılmasının amaçlandığını belirtti. Bu yasa taslağında, dağdaki teröristlerden suça karışmamış olanların affedilerek topluma yeniden entegre edilmesinin yanı sıra, cezaevindeki hükümlüler için de infaz düzenlemeleri üzerinde çalışıldığı yönünde bilgilere ulaştığını kaydetti.

Özdağ, terör örgütü üyelerinin hangi suçlara karıştığının nasıl tespit edileceği ve örgüt elebaşlarının topluma kabul edilip edilmeyeceği konusundaki sorulara, Türk Ceza Kanunu'nun terör örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçlarına ilişkin maddelerine atıfta bulunarak yanıt verdi. Terörle Mücadele Kanunu'nun da benzer hükümleri içerdiğini hatırlatan Özdağ, çerçeve yasa taslağının bu suçlara yönelik bir af düzenlemesi barındırdığını tahmin ettiğini dile getirdi. Adalet Bakanı'nın genel bir af düşünülmediğini ancak PKK'ya yönelik bir düzenleme üzerinde çalışıldığını belirttiğini aktaran Özdağ, terör örgütü üyeliği suç olmasına rağmen, PKK mensupları için bir cezasızlık hazırlığı yapıldığına dair güçlü emareler olduğunu söyledi. Terör örgütü mensuplarının fiili olarak silahlı terör eylemlerine doğrudan katılıp katılmadığını anlamanın zorluğuna dikkat çeken Özdağ, bunun için terör örgütü mensuplarının silahlarıyla birlikte teslim olması ve bu silahların adli incelemeden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak böyle bir çalışmanın yapılmayacağını, en iyi ihtimalle elebaşlar hariç, beyan esasına dayalı bir işlem yapılacağını ve muhtemelen 5 yıllık bir denetimli serbestlik uygulamasının öngörülebileceğini tahmin ettiğini sözlerine ekledi.

PKK terör örgütünün silah bırakmadığı ve bu yönde bir niyeti olmadığını açıkça ifade ettiği bir ortamda, çerçeve yasa ile örtülü bir af çıkarılmasının "Terörsüz Türkiye"yi oluşturup oluşturmayacağı sorusuna Özdağ, PKK'nın silah bırakmadığını ve Karayılan'ın "Biz silah bırakacağız demedik, silahlı mücadele stratejisine ara verdik" şeklindeki sözleriyle de bunu teyit ettiğini belirtti. PKK'lı teröristlerin büyük bir kısmının Türkiye'den Suriye'ye geçerek dört ayrı terör tugayı şeklinde yeniden yapılanmaya gittiğini söyleyen Özdağ, PKK'nın silah bırakmayacağının net bir şekilde anlaşıldığını ifade etti. Bu durumdayken, çerçeve yasa ile PKK'ya af getirilmesi ve dağdaki teröristlerin topluma katılmaya başlaması halinde, PKK'nın siyasi kanadının, yani DEM Parti'nin güç kazanabileceğini öngördü. Bu tablonun, Türk devletinin terör örgütünün şartlarını kabul ederek dize geldiği şeklinde bir mesaja yol açacağını ve bu durumun kahraman gaziler, şehit aileleri başta olmak üzere toplumun genelinde büyük bir hayal kırıklığı, yaygın bir öfke ve tepkiye neden olacağının muhakkak olduğunu vurguladı.

Çerçeve yasa taslağının içeriğinin henüz kimse tarafından görülmediği ancak Abdullah Öcalan tarafından görüldüğü bilgisinin kendisine ulaştığını belirten Özdağ, bu durumu "skandal" olarak nitelendirdi. Aylardır konuşulan ve hazırlığı yapılan taslak metninin içeriğini siyasi partilerin, baroların, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın büyük çoğunluğunun bilmediğini, hatta Meclis Başkanı'nın bazı siyasi partileri ziyaretinde bile bir metin sunulmadan görüşmeler yapıldığını söyledi. Eli kanlı bir katilden, henüz topluma bile açıklanmamış bir taslak için onay alınmasının ve ardından bunu Meclis'e getirmeye çalışılmasının, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesini yok saymak veya Öcalan'ı Meclis iradesinin üstünde tutmak anlamına geldiğini savundu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin daha önce dile getirdiği "siyasi koordinatör" ve "siyasi statü" taleplerinin bu şekilde gerçekleşmeye başladığını iddia eden Özdağ, bu durumun büyük bir hukuki ve siyasi tecavüz olarak değerlendirilebileceğini ve TBMM'nin değerli vekillerinin bu duruma nasıl sessiz kalacağını merak ettiğini belirtti.

Diğer yandan, bir terör örgütünün silah bırakmadan ve bırakmayacağını açıkça ilan etmişken ona af çıkarmak ve hukuki ile siyasi ayrıcalıklar tanımaya başlamanın, "Teröre Teslim Olmak" anlamına geleceğini yineledi. Bu teslimiyetin anlaşılır gibi olmadığını söyleyen Özdağ, PKK'nın 1984-1999 arasındaki ilk şiddet döneminin, 1999'da Öcalan'ın yakalanması, örgütün büyük ölçüde dağılması ve Türkiye'den çekilerek eylem yapamaz hale gelmesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üstünlüğüyle tamamlandığını hatırlattı. Ardından yaşanan Hendek çatışmalarının da ikinci kez TSK'nın net bir zaferiyle sonuçlandığını belirtti. Mevcut durumda, silah bırakmayan PKK'ya verilmesi düşünülen hukuki ve siyasi ayrıcalıkların, Türkiye'nin teröre teslim olduğunun bir göstergesi olacağını savundu. Teslim olmuş bir Türkiye'de bir seçim daha kazanmanın kimseye bir fayda sağlamayacağını görmenin önemine işaret etti.

Çerçeve yasa taslağının TBMM'den geçmesi ve PKK'nın yeniden kentlere inmesi durumunda maalesef büyük bir kaosun yaşanacağını öngören Özdağ, ancak bu taslağın nihai hedef değil, geçiş dönemi hukuku olarak tasarlandığını belirtti. Asıl hedefin, yeni bir anayasayla etnik ve mezhep gruplarına siyasi tanıma, hak ve ayrıcalıklar verilmesi suretiyle ulus devletin feshi yönünde gelişebileceğini iddia etti. Yani terör örgütünün feshini amaçlayan bu yolda, Türkiye Cumhuriyeti'nin kendisinin fesih olabileceği uyarısında bulundu. Daha açık bir ifadeyle, bu sürecin milli, üniter ve laik devletin ortadan kaldırılmasına kadar uzanabileceğini ve Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin, Lübnan, Irak veya Libya benzeri gevşek bir federasyon veya konfederasyona dönüşebileceğini söyledi. Özdağ, Türkiye Cumhuriyeti'nin 103. yılında ağır bir beka sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirterek, birleşik muhalefet için seçimleri beklemenin büyük bir yanılgı ve gaflet olabileceğini ifade etti. Bu nedenle Zafer Partisi'nin bu süreci koordine etmeye ve Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'i korumaya hazır olduğunu sözlerine ekledi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'ın bu konudaki görüşlerinin Cuma günü aynı köşede yer alacağı bilgisi de paylaşıldı.

Paylaş

İlgili Haberler