Özgür Özel'den Olağanüstü Kurultay Açıklaması: Tüzük Vurgusu Yaptı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı bir televizyon programında gündemdeki önemli konulara dair değerlendirmelerde bulundu. Parti içinde yaşanan ve olağanüstü kurultay ihtimalini de gündeme getiren gelişmeler üzerine açıklamalarda bulunan Özel, özellikle mevcut parti tüzüğünün bağlayıcılığına dikkat çekti. Kılıçdaroğlu yönetimine yönelik olarak, alınan tedbir kararının tüzüğü geçersiz kılmadığını belirten Özel, bu konudaki hassasiyetlerini dile getirdi.
Özel, partisinin Adalet ve Kalkınma Partisi'ni 24 yıl sonra ilk kez yenmiş olmasını ve 47 yıl sonra partiyi birinci parti konumuna taşımasını eleştirilerin odağı olarak gördüğünü ifade etti. Bu başarıların, bazı çevrelerce hazmedilemediğini ve partinin içinden gelen bazı unsurlarla birlikte devletin gücünün partiye karşı kullanıldığını iddia etti. "Bizim suçumuz; Adalet ve Kalkınma Partisi'ni 24 yıl sonra yenmiş olmak" şeklindeki sözleriyle bu durumu özetleyen Özel, partinin elde ettiği başarıların aslında birer suçmuş gibi algılandığını savundu. Ayrıca, "mutlak butlan" kararı çıkan geçmişteki bir kurultaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Partisinin geçmişteki seçim yenilgilerine rağmen gerekli özeleştiriyi yapmadığını ve güven tazeleyemediğini belirten Özgür Özel, kendisinin genel başkanlık sürecinde değişim vaadiyle yola çıktıklarını anlattı. Kurultay sürecinde gençlerin, kadınların, gelişimin, yeni tüzüğün ve yeni programın önemini vurguladıklarını ve bu vaatleri yerine getirdiklerini söyledi. Muharrem İnce'nin geçmişte söylediği, "Atatürk kalkıp gelse bu delegeyle seçimi kazanamaz" sözünü hatırlatan Özel, kurultay salonundaki atmosferi ve "Delege sokağın sesini dinle" sloganının gün boyu yankılanmasını aktardı. Bu sürecin, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin başkanının seçimle değiştirilebildiği bir an olduğunu vurguladı. İzmir'de belediye başkanlıkları kazanılmasının ve Türkiye'nin nüfusunun büyük çoğunluğuna ve ekonomisinin önemli bir kısmına hizmet edebilecek bir başarı elde edilmesinin, kendilerinin esas işlediği "suç" olduğunu belirtti.
Özel, tek adam rejiminin devam etmesini isteyenlerle, partide yaşanan değişimi kabullenemeyenlerin bir araya gelerek, kendilerine karşı ciddi bir karalama kampanyası yürüttüğünü ifade etti. Mahkeme kararı olmaksızın kurultayın iptal edildiğini öne sürdü. Bu durum karşısında, "Bu kurultayla Kemal Bey ile yarıştım kazandım. Bu kurultayı veya ötekini veya son kurultayı kaybetseydim biriyle yarışsaydık be o seçilseydi, siz nasıl o kazananın elinden galibiyeti alır da öteki adaya verirsiniz?" diyerek haksızlığa dikkat çekti. Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki planlarına uyum sağlamayı reddetmelerinin de bir diğer "suç" olduğunu sözlerine ekledi. Parti içindeki muhaliflerin, kendilerini partiden uzaklaştırmak için çeşitli oyunlar oynadığını ve yargı mekanizmalarını kullanmaya çalıştığını iddia etti. Bu kişilerin, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını dahi kaldıramayan bir iktidara karşı, kendi parti yöneticilerini yargının önüne atmaya çalıştığını dile getirdi. "Butlan sözcüsü utanmaz biçimde kendi arkadaşlarını AKP yargısının kucağına atmanın iznini veriyor. Yazıklar olsun." diyerek tepkisini dile getirdi.
Siyasi Partiler Kanunu'na göre, iki kongrenin üst üste yapılmaması durumunda partinin seçime giremeyeceği riskine dikkat çeken Özel, bu nedenle 25 Temmuz'dan önce bir olağanüstü kurultay yapmanın kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Aksi takdirde, partinin seçime girememe gibi bir durumla karşı karşıya kalabileceğini ve bunun partiye ihanet anlamına geleceğini belirtti. Faik Öztrak'ın kendisi hakkındaki ifadelerine de değinen Özel, "Özgür Özel kim ki bir bahçıvanın torunu, emekli öğretmen çocuğundan Genel Başkan mı olur" şeklindeki sözlere karşılık, sokaktaki halkın kendisini kucakladığını ve bu desteğin kibirli bakışları telafi ettiğini söyledi. Yaşanan tüm bu olayların, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiğini öne sürdü. Parti içinde yaşananların, AKP ve yargı organları ile Erdoğan'ın talimatı ve onayıyla ilerlediğini iddia etti. Bu partinin kolay kolay terk edilip bırakılacak bir parti olmadığını, Sivas Kongresi'ne dayanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurguladı. Kendilerine karşı yapılanların, seçim sisteminin bir parçası olduğunu ve meşruiyeti olmayan istinaf kararlarıyla geçmiş kurultayların yok sayıldığını belirtti. Bu durumun, kendilerini partiden ayrılmaya zorlamak için bir girişim olduğunu söyledi. Son olarak, yoğun bakımda yatan bir sanatçı hakkında karikatür çizenlerin genel merkezde çikolata dağıttığını ve bu partinin evlatlarına yapılan iftiralara, iftira atanlarla kol kola girilmesine üzüldüğünü ifade etti. Bu nedenlerle, Atatürk'ün emanetini bu tür kişilere bırakamayacaklarını sözlerine ekledi.