PISA 2025 Sonuçları: Eğitimde Başarı mı, Hazırlık mı? Tartışmalar Sürüyor
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarının açıklanmasının ardından Türkiye'nin matematik, fen bilimleri ve okuma becerileri alanlarında 2022'ye kıyasla kaydettiği ilerleme, eğitim camiasında yeni bir tartışma başlattı. Türkiye, bu üç alanda da puanını artıran nadir ülkelerden biri olarak öne çıkarken, elde edilen başarının 'organik' olup olmadığı sorusu gündeme geldi. Eski Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Daire Başkanı Dr. Kadir Çetin, bu sonuçların ardında özel hazırlık çalışmalarının yattığını iddia ederek, öğrencilerin sınava yoğun bir şekilde tabi tutulduğunu savundu.
Dr. Kadir Çetin, daha önceki PISA uygulamalarında da benzer hazırlık süreçlerine tanık olduğunu ancak 2025 yılındaki çalışmaların kapsam ve yoğunluk açısından belirgin şekilde arttığını belirtti. Çetin'e göre, seçilen öğrencilere PISA sınavına özel olarak odaklanan ek eğitimler verildiği ve hatta bazı öğrencilerin sınav öncesinde yoğunlaştırılmış hazırlık kamplarına alındığı yönünde bulgular mevcut. Bu iddialar, uluslararası standartlara göre öğrencilerin belirli bir sınava yönelik özel olarak eğitilmesinin şeffaflık ve adalet ilkeleri açısından sorgulanmasına neden oluyor.
Öte yandan, eğitim alanında çalışmalar yürüten Prof. Dr. Devrim Akgündüz'ün yaptığı incelemeler, bazı okulların resmi belgelerinde PISA hazırlıklarına dair detayların yer aldığını ortaya koydu. Bu belgelere göre, seçilmiş öğrencilere geçmiş PISA sorularının çözdürülmesi, dijital izleme (e-izleme) içeriklerinin uygulanması, deneme sınavları yapılması, soru tipleri ve cevaplama stratejileri üzerine eğitimler verilmesi gibi faaliyetler planlanmış. Hatta bazı okulların eylem planlarında bu hazırlıkların altı haftaya yayıldığı ve belirli sayıda öğrenciye odaklanıldığı bilgisine yer verilmiş.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ocak 2025'te düzenlediği bir çalıştayda da sınava katılacak okullardan gelen 601 öğretmenin bir araya gelerek geçmiş yıllara ait örnek soruları incelediği bilgisi de bu hazırlık iddialarını destekler nitelikte. Ancak OECD'nin PISA teknik standartları, öğrencilerin puanlarını artırmak amacıyla ölçülen bilgi ve becerilere yönelik özel eğitim verilmesinin uygun olmadığını belirtiyor. Buna karşın Prof. Dr. Akgündüz, mevcut belgelerin Türkiye'nin bu standartları kesin olarak ihlal ettiğini söylemek için yeterli olmadığını, hazırlıkların içeriğinin ve öğrencilere sunulan geri bildirimlerin daha detaylı incelenmesi gerektiğini vurguluyor. OECD'nin Türkiye'nin PISA 2025 verilerinin tüm kalite standartlarını karşıladığını açıklaması ise konuyu daha da karmaşık hale getiriyor.