Putin'den Estonya'ya Sert Yanıt: 'Siyasi Soytarılık'
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Estonya hükümetinden gelen son açıklamalara yönelik sert bir eleştiri getirdi. Estonya'nın Rusya'ya karşı kendi başına mücadele edebileceği yönündeki söylemlerini küçümseyen Putin, bu tür değerlendirmelerin gerçekçi olmadığını ve yalnızca siyasi bir gösteriden ibaret olduğunu belirtti.
Putin, Estonya'nın demografik yapısı ile Rusya'nın askeri gücünü karşılaştırarak, Estonya'nın toplam nüfusunun dahi Rus ordusunun personel sayısından daha az olduğunu vurguladı. Bu karşılaştırmanın, Estonya'nın iddialarının ne kadar temelsiz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Putin, Estonya'nın nüfusunun yaklaşık 1 milyon 300 bin kişi olduğunu hatırlatarak, bu sayının içinde bebekler ve yaşlılar dahil olmak üzere tüm vatandaşların bulunduğunu belirtti. Buna karşılık, yalnızca Rus ordusunun mevcut personel sayısının 1 milyon 535 bin kişi olduğunu hatırlatan Putin, Estonya'nın öne sürdüğü iddiaların tamamen mantıksız ve gerçek dışı olduğunu sert bir dille dile getirdi.
Rusya lideri, bu durumu, Türkçede kullanılan 'Sirk gitti ama palyaçolar kaldı' deyimine benzeterek, Estonya yönetiminin sergilediği tutumu 'siyasi bir soytarılık' olarak nitelendirdi. Putin, ne yazık ki günümüz siyasetinde bu tür gerçek dışı ve mesnetsiz iddialarla muhatap olmak durumunda kaldıklarını üzülerek ifade etti. Bu açıklamalarla Estonya'nın, Rusya gibi küresel bir güç karşısında tek başına hareket edebileceği yönündeki söylemlerinin ciddiye alınamayacak kadar uzak olduğu mesajını verdi.
Estonya Savunma Bakanı Martin Herem'in daha önce yaptığı, 'Estonya tek başına Rusya'ya karşı mücadele edebilir. Sınırı geçerseniz, hepinizi öldüreceğiz' şeklindeki açıklaması, Putin'in bu sert tepkisinin temelini oluşturdu. Putin'in bu ifadeleri, uluslararası arenada gerginliği artırabilecek nitelikte olup, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde de yeni bir dönemin başlangıcı olabileceği yorumlarına yol açtı. Rusya'nın bu denli güçlü bir karşı çıkışta bulunması, Estonya'nın bölgesel güvenlik politikalarına yönelik endişelerini de artırdı.