Şili'de Doğal Malzemelerle Kendi Evlerini İnşa Ettiler
Şili'nin Patagonya bölgesinde, La Junta kasabası yakınlarındaki sarp bir yamaçta Paul Coleman ve Konomi Kikuchi adlı bir çift, doğadan ilham alarak kendi yaşam alanlarını inşa etti. İnşaat sürecinde yaklaşık 500 ton ağırlığındaki toprağı tamamen insan gücüyle taşıyan çift, bu zorlu projeyi tamamlayarak dikkatleri üzerine çekti. Arazi koşulları ve iklimin getirdiği zorluklara rağmen, çiftin azmi ve yaratıcılığı, sıradışı bir konutun ortaya çıkmasını sağladı. İnşaat malzemelerinin büyük bir kısmı, bulundukları araziden temin edildi. Sahada bulunmayan ancak gerekli olan malzemeler ise, 150 metrelik dik bir eğimden yukarı taşınarak projeye dahil edildi.
2000'li yılların sonlarında başlayan bu yenilikçi yapı projesinde, çift toprak çuval tekniğini benimsedi. Bu yöntemde, nemli toprak özel çuvallara doldurulup sıkıştırıldıktan sonra üst üste dizilerek sağlam duvarlar oluşturuldu. Başlangıçta kış bahçesi, kavisli duvarlar ve dört kubbeden oluşan iki yatak odalı bir konut planlayan çift, bölgenin zorlu iklim koşulları ve yoğun iş yükü nedeniyle tasarımda bazı değişiklikler yapma gereği duydu. Nakliye ihtiyacını en aza indirmek amacıyla, inşaat alanının tesviyesi sırasında çıkan toprak ve temel kazılarından elde edilen malzeme doğrudan kullanıldı. Bu sayede hem malzeme temini kolaylaştı hem de çevresel etki azaltıldı.
Uygulama aşamasında 50 kilogramlık çuvalların taşınmasının zorluğu anlaşıldığında, daha küçük ve yönetilebilir 25 kilogramlık çuvallara geçiş yapıldı. Bu çuvallar, ahşap kalıplar yardımıyla istenen şekiller verilerek kullanıldı. İnşaat boyunca ve istinat duvarlarında yaklaşık bin adet geri dönüştürülmüş polipropilen çuvalın kullanıldığı belirtildi. Yapılan analizlerde, kullanılan toprağın yaklaşık %25 oranında kil içerdiği saptandı. Yapısal bütünlüğü ve dayanıklılığı artırmak amacıyla, üst toprak katmanındaki bitki kökleri dikkatlice temizlendi. Kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkan ve Melimoyu Yanardağı'na ait olduğu düşünülen gözenekli pomza taşları, hafiflikleri ve ısı yalıtım özellikleriyle duvar yapımında ve çuvalların içinde dolgu malzemesi olarak değerlendirildi.
Bölgenin yüksek nem oranının, kullanılan nemli toprağın kurumasına engel olması üzerine, ana yapının etrafına ikinci bir kavisli duvar örüldü. Duvarların arasındaki boşluk, ısı yalıtımını artırmak amacıyla özel malzemelerle dolduruldu ve dış yüzey, hava koşullarına karşı koruma sağlaması için plastik membran ile kaplandı. Yapının en üst kısmına ise, İzlanda'daki geleneksel çim evlerden esinlenilerek, araziden elde edilen bitki örtüsü blokları yerleştirildi. Toprağın doğal ısı depolama kapasitesinden faydalanmayı amaçlayan 'Pasif Yıllık Isı Depolama' prensipleri uygulandı. Ayrıca, yapının içinde su birikmesini önlemek ve nem kontrolünü sağlamak için etkili drenaj sistemleri kuruldu. İnşaat süreci boyunca çiftin arkadaşları da duvarların örülmesi ve diğer yapı işlerinde destek verdi. Yapı, taşınmalarının ardından geçen yıllarda kış bahçesi, mutfak ve sera gibi ek alanlar eklenerek zamanla genişletildi. Yapılan sıcaklık ölçümleri, bu sürdürülebilir yapının zorlu kış koşullarında bile iç mekan sıcaklığını önemli ölçüde koruyabildiğini gösterdi. Örneğin, 2010 kışında dış sıcaklık -5 °C iken iç sıcaklık 2 °C'ye kadar düşerken, 2020'de benzer dış koşullarda sobanın kısa süreli yakılmasıyla iç sıcaklığın 12 °C seviyesinde tutulabildiği gözlemlendi.
Paul Coleman ve Konomi Kikuchi çifti, inşa ettikleri bu benzersiz evde yaşamlarını sürdürmeye devam ediyor. Aynı zamanda, arazilerinde yerel ağaçlar, meyve bahçeleri, seralar ve su depoları ile desteklenen sürdürülebilir tarım faaliyetlerini de yürütüyorlar. Bu proje, doğal malzemelerin kullanımı, insan gücüne dayalı inşaat yöntemleri ve pasif iklimlendirme teknikleriyle, çevreye duyarlı yaşam alanları oluşturma konusunda ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Çiftin bu fedakarlığı ve vizyonu, modern inşaat tekniklerine alternatif olabilecek potansiyel çözümleri gözler önüne seriyor ve gelecek nesiller için sürdürülebilir yaşam modelleri sunuyor.