Sisten Su Elde Etme Teknolojisiyle Hayatlar Değişti
Dünya

Sisten Su Elde Etme Teknolojisiyle Hayatlar Değişti

2

Fas'ın Boutmezguida Dağı'nda uygulanan yenilikçi bir proje, atmosferdeki su buharını yoğunlaştırarak temiz içme suyu elde etme potansiyelini gözler önüne seriyor. Atlantik Okyanusu'ndan gelen sisin, özel olarak tasarlanmış dev polimer ağlar aracılığıyla yakalanmasıyla motor veya derin kuyu ihtiyacı olmaksızın köylere su ulaştırılıyor. Bu teknoloji, özellikle su kaynaklarının kısıtlı olduğu ve nesillerdir su temini için zorlu coğrafyalarda mücadele veren bölgeler için bir umut ışığı niteliği taşıyor.

Projenin hayata geçirildiği Ait Baamrane bölgesi, uzun yıllardır süregelen kuraklık ve su kıtlığı ile mücadele ediyordu. Bölge halkı, özellikle kadınlar ve kız çocukları, günlük su ihtiyaçlarını karşılamak için uzak mesafelerdeki kuyulardan ağır su varillerini taşımak zorunda kalıyorlardı. Bu durum, hem zaman kaybına yol açıyor hem de fiziksel olarak büyük bir yük getiriyordu. Ancak sis hasadı projesi sayesinde kurulan boru hatları, kadınların ve genç kızların bu ağır sorumluluktan kurtulmasını sağlayarak yaşam kalitelerinde önemli bir iyileşme sağladı.

Boutmezguida Dağı'nın yaklaşık 1.200 metrelik yüksekliğine yerleştirilen çelik direklere asılı olan 600 metrekarelik dev polimer ağlar, okyanustan esen nemli rüzgarları yakalamak üzere tasarlanmış durumda. Bu ağların özel yapısı sayesinde, havadaki su molekülleri yoğunlaşarak damlacıklara dönüşüyor. Toplanan bu su, yerçekimi prensibiyle çalışan 10 kilometrelik bir boru hattı aracılığıyla doğrudan köylerdeki musluklara kadar ulaşıyor. Bu sayede, enerji tüketimi gerektiren pompalar veya yer altı su kaynaklarına bağımlılık ortadan kalkıyor.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Mühendislik Fakültesi'nden Prof. Gareth McKinley, projenin başarısında ağların gözenek yapısı, lif boyutu ve uygulanan kimyasal kaplamalar gibi mühendislik detaylarının kritik rol oynadığını belirtiyor. Yapılan geliştirmeler sayesinde sis toplama verimliliğinin %500 oranında artırıldığı ifade ediliyor. Mevcut sistem, her bir metrekare alandan 24 saatlik bir süre zarfında yaklaşık 77 litreye kadar su toplayabiliyor. Bu da, bölgenin su ihtiyacını karşılamada önemli bir potansiyel sunuyor.

Bölgede 2006 yılından bu yana faaliyet gösteren Dar Si Hmad adlı yerel sivil toplum kuruluşu, bu projenin hayata geçirilmesinde öncü rol oynuyor. Yüzyıllardır çölleşme tehdidiyle karşı karşıya olan bu topraklarda, proje sürdürülebilir bir su kaynağı oluşturmayı hedefliyor. Sistemin enerji ihtiyacının büyük bir kısmı güneş panellerinden karşılanıyor ve kullanılan malzemelerin yerel halk tarafından kolayca tamir edilebilecek dayanıklılığa sahip olması, projenin uzun ömürlü olmasını destekliyor. Bu yenilikçi yaklaşım, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) tarafından da kuraklık mücadelelerinde bir 'iklim uyum modeli' olarak tanınarak uluslararası alanda takdir topladı.

Projenin başlangıç aşamalarında, topraktan gelmediği için 'cansız' ve mineral açısından fakir olduğu yönündeki yerel inanışlar nedeniyle bir miktar toplumsal direnç yaşanmış olsa da, zamanla suyun analiz sonuçlarının paylaşılması ve yaygın kullanımının getirdiği faydaların görülmesiyle bu endişeler giderildi. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, bir toplumun tarım, hayvancılık ve günlük insani ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için kişi başına günde ortalama 75 litre suya ihtiyaç duyuluyor. Bu projenin ulaştığı köylerde, elde edilen su miktarı bu temel eşiği karşılayabilecek seviyeye ulaşmış durumda, bu da bölge halkının yaşam standartlarını önemli ölçüde yükseltme potansiyeli taşıyor.

Paylaş

İlgili Haberler