Siyasi Geçişler Soruşturmaları ve Beraatler: Çifte Standart İddiaları
Türkiye'de siyasi partiler arasındaki geçişler ve bu geçişlerin hukuki sonuçları, son dönemde kamuoyunun dikkatini çeken önemli konuların başında geliyor. Özellikle Üsküdar Belediyesi'nde yaşanan gelişmeler, muhalefet partilerinin uzun süredir dile getirdiği 'Ya bize katıl, ya hapse atıl' şeklindeki siyasi söylemin geçerliliğini bir kez daha tartışmaya açtı. Bu kapsamda, daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) bünyesinde siyaset yaparken Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) geçen Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik'in tutuklanması, beraberinde pek çok soruyu getirdi.
Amine Cansu Çelik'in Üsküdar Belediyesi'ne yönelik yürütülen bir soruşturma çerçevesinde tutuklanması, siyasi çevrelerde ve özellikle muhalefet partilerinde büyük yankı uyandırdı. Çelik ile birlikte Ruhsat Müdürü Burak Aydın, işletmeci Erdem Koyunyerli ve Meclis Üyesi Ekrem Baki'nin de tutuklananlar arasında yer alması, olayın boyutunu gözler önüne serdi. Özellikle Çelik'in dört yaşında bir çocuğu olması, bu tutuklama kararının insani boyutunu da ön plana çıkardı. Yeni Parti Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü, Çelik'in sadece bir belediye başkan yardımcısı değil, aynı zamanda bir anne olduğunu vurgulayarak duruma tepki gösterdi. Yeni Parti Kadın Kolları Başkanı Asu Kaya ise, hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığı sorusunu sorarak, iktidar karşısında eğilmeyenlere karşı farklı bir hukuki muamele yapıldığına dair endişeleri dile getirdi. Tutuklanan genç annenin babasının da sağlık sorunları yaşadığı bilgisi, olayın hassasiyetini artırdı.
Siyasi kariyerine 2015 yılında AKP Üsküdar Mahalle Kadın Kolları Yönetim Kurulu Üyesi olarak başlayan Amine Cansu Çelik, partide çeşitli kademelerde görev aldı. 2018 yılında ilçe yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinin ardından yerel yönetimlerden sorumlu ilçe başkan yardımcılığı görevini üstlendi. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde AKP kontenjanından İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Üsküdar Belediye Meclis Üyeliği'ne seçilen Çelik, 28 Mart 2022 tarihinde partisinden istifa ederek iki yıl boyunca bağımsız meclis üyesi olarak görev yaptı. 2024 yerel seçimlerinde ise CHP'den Üsküdar Belediye Meclis Üyesi adayı oldu ve seçilerek Belediye Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Çelik'in partisinden ayrılırken yaptığı açıklamada, adaletten uzaklaşma, liyakatsizlik ve umudun yok edilmesi gibi nedenlere işaret etmesi dikkat çekmişti. Bu ayrılışın ardından yaşanan tutuklama, siyasi geçişlerin hukuki sonuçları hakkında önemli soruları beraberinde getirdi.
Öte yandan, siyasi partilerinden istifa edip AKP'ye geçen bazı belediye başkanlarının ise çeşitli davalardan beraat etmesi, kamuoyunda bir 'çifte standart' tartışmasını alevlendirdi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, AKP'ye geçtikten sonra yaklaşık sekiz yıldır süren 'ihaleye fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma' davasından ve 'ihaleye fesat karıştırmak' ile 'resmi belgede sahtecilik' suçlamalarıyla açılan başka bir davadan beraat etti. İlginç bir şekilde, aynı ikinci davada yargılanan diğer sanıklar ağır hapis cezalarına çarptırılırken, Çerçioğlu'nun ailesine ait bir şirkete 'Dış Ticaret Sermaye Şirketi' statüsü verilmesi de dikkatlerden kaçmadı. Benzer şekilde, Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel'in CHP'den istifa edip AKP'ye katıldıktan sonra çeşitli soruşturmalarda olumlu gelişmeler yaşaması ve Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın eşi hakkında gözaltı kararı varken, parti değiştirmesinin ardından bu kararın uygulanmaması gibi durumlar, siyasi geçişlerin hukuki sonuçları üzerindeki tartışmaları daha da derinleştiriyor. Bu gelişmeler, siyasi tercihler ile hukuki süreçler arasındaki ilişkinin şeffaflığı ve adaletin eşitliği konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor.