Süleymancıların Eski Liderinin Ölümünde Yeni Soruşturma: Alihan Kuriş Şüpheli
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, uzun yıllar Süleymancı cemaatinin önde gelen isimlerinden olan ve eski Ulaştırma Bakanlığı görevinde de bulunmuş Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılında meydana gelen vefatına ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Başsavcılık, Denizolgun'un ölüm nedeninin şüpheli bulunması üzerine yeni bir soruşturma başlattı. Bu kapsamda, cemaatin güncel lideri olduğu belirtilen Alihan Kuriş ile birlikte adı geçen diğer şüpheliler hakkında 'kasten adam öldürme' suçlamasıyla inceleme başlatıldığı bildirildi. Bu gelişme, olayın üzerinden yaklaşık sekiz yıl geçtikten sonra yaşanması nedeniyle dikkat çekiyor.
Soruşturmanın derinleştirilmesinde kilit rol oynayan unsur, Adli Tıp Kurumu'nun ölüm sonrası hazırladığı ilk rapor ile son inceleme raporu arasındaki çelişki oldu. 2016 yılında hazırlanan ilk otopsi raporunda Arif Ahmet Denizolgun'un vefatının 'beyin kanaması sonucu doğal ölüm' olduğu yönünde bir kanaat belirtilmişti. Ancak, savcılık talebi üzerine otopsi görüntülerinin yeniden incelenmesiyle farklı bir sonuca ulaşıldı. 25 Ağustos 2026 tarihli yeni bilirkişi raporu, Denizolgun'un ölümünü 'şüpheli ölüm' olarak nitelendirdi. Bu yeni değerlendirme, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi ve daha önce takipsizlikle sonuçlanması muhtemel bir dosyanın yeniden açılmasına neden oldu.
Başsavcılık açıklamasında, otopsi görüntülerinin elde edilme süreciyle ilgili yaşananlara da ışık tutuldu. Savcılık makamı, 2026 yılı içerisinde çeşitli tarihlerde (24 Şubat, 1 Haziran ve 14 Temmuz) otopsiye ait video kayıtlarının gönderilmesi yönünde taleplerde bulundu. İlk etapta bu taleplere 'kayıt mevcut değil' şeklinde yanıt verildiği, ancak daha sonra, 18 Ağustos 2026 tarihinde kayıtların bulunduğu bilgisinin iletildiği ve görüntülerin savcılığa ulaştırıldığı belirtildi. Bu durum, soruşturma açısından kritik öneme sahip olan delillerin elde edilmesinde yaşanan gecikmeleri ve karmaşıklığı gözler önüne seriyor. Bu süreçte, ilk raporu imzalayan doktorlar ve kayıtların bulunmadığı yönünde beyan veren Adli Tıp Kurumu yöneticileri hakkında da 'resmi belgede sahtecilik' suçlamasıyla ayrı bir soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın kapsamını daha da genişletme kararı aldığını ve bu doğrultuda çeşitli incelemelerin sürdüğünü açıkladı. Bu kapsamda, merhum Denizolgun'un mezarının açılarak 'fethi kabir' işleminin gerçekleştirildiği ve elde edilecek bulguların değerlendirileceği belirtildi. Ayrıca, Adli Tıp Kurumu ile yapılan yazışmaların detayları, olayın meydana geldiği ilk anda müdahale eden Riva Polis Merkezi'nden alınan bilgiler ve cep telefonu sinyal kayıtları (HTS) da soruşturma dosyasında titizlikle inceleniyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan iletişimler ve Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki tereke (miras) dosyasına gönderilen bilgi taleplerine verilen yanıtlar da delil havuzuna ekleniyor. Başsavcılık, mevcut deliller ve alınacak yeni ifadeler doğrultusunda soruşturmanın daha da genişletileceğini ve tüm yönleriyle aydınlatılması için hassasiyetle çalışılacağını vurguladı. Soruşturma süreci, elde edilecek yeni bulgularla birlikte kamuoyu ile paylaşılmaya devam edecek.