Tera Fon Skandalında Kritik Soru: Paranın Kontrolü Kimdeydi?
Gündem

Tera Fon Skandalında Kritik Soru: Paranın Kontrolü Kimdeydi?

3

Sermaye piyasalarında yürütülen geniş çaplı bir soruşturma, Tera Yatırım Holding bünyesindeki fonların yönetimiyle ilgili karanlık noktaları aydınlatmaya devam ediyor. Soruşturma kapsamında tutuklanan Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ve eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün savcılıkta verdikleri ifadeler, fonların topladığı devasa meblağların gerçekte kimin talimatıyla hareket ettiğine dair önemli ipuçları barındırıyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın titizlikle yürüttüğü incelemeler neticesinde, vatandaşların mağduriyetine yol açan fon soruşturmasında Emre Tezmen ve Alper Öztürk'ün ifadeleri dosyaya girdi. Savcılık, Tezmen'e yönelik, fonlarda biriken paranın Tera'nın kendi hisselerini manipüle etmek amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, şirket sahiplerinden hisse senedi fiyatlarını yükseltme vaadiyle gayriresmi yollarla para alınıp alınmadığı, yaklaşık 9 milyar liralık bir piyasa değerinden başlayıp 620 milyar liraya ulaşan astronomik yükselişlerin nasıl gerçekleştiği ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından tespit edilen milyarlarca liralık şüpheli para hareketlerinin detaylarını sordu. Tezmen, savcılık soruları karşısında suçlamaları reddederken, eski Genel Müdür Öztürk'ün bazı fon alım kararlarını 'hâkim ortağın üst yöneticilerinin iradesinin bir yansıması' olarak tanımlaması, soruşturmanın kilit noktalarından birini oluşturdu.

Emre Tezmen, yaklaşık 40 farklı şirketi bünyesinde barındıran Tera Grubu'nda stratejik yatırım kararlarının kendisi tarafından alındığını belirtmekle birlikte, fonların hangi hisse senetlerini alıp sattığı konusundaki operasyonel detaylarla ilgisinin bulunmadığını iddia etti. Tezmen, Tera Portföy Yönetimi A.Ş.'nin (PYŞ) bağımsız bir yönetim yapısına sahip olduğunu ve fon alım-satım kararlarından haberdar olmadığını ifade etti. Ancak, eski Tera PYŞ Genel Müdürü Alper Öztürk'ün Vişne Madencilik hisselerindeki fon alımına dair verdiği ifade, Tezmen'in beyanlarıyla çelişiyor. Öztürk, bu işlemin bir portföy yöneticisi tarafından gerçekleştirildiğini kabul etmekle birlikte, 'Böyle bir kararı kendi başına alması mümkün değildir. Bu karar, hâkim ortağın üst yöneticileri tarafından verilmiş bir karardır ve hâkim ortağın iradesinin bir yansımasıdır' şeklinde konuştu. Destek Faktoring işlemleri için de benzer bir değerlendirme yaparak, kararların üst düzey yönlendirmeyle alındığına işaret etti.

Savcılık makamı, Tera Yatırım'ın piyasa değerinin bir yıl içinde yaklaşık 1,4 milyar liradan 280 milyar liraya fırlamasını da Tezmen'e sordu. Tezmen, bu olağanüstü artışı şirketin genel büyümesi, yaptığı yatırımlar ve sektördeki pozisyonuyla açıkladı. Tezmen, 'Bu bir şişme yükseliş değildir. Bu değer bile hâlen ucuz' diyerek iddialı bir savunma yaptı. Ancak savcılık, TRHOL'ün 450 milyon liradan 135 milyar liraya, TEHOL'ün 1,9 milyar liradan 103 milyar liraya ve PEKER'in yaklaşık 5 milyar liradan 100 milyar liraya yükselmesi gibi diğer şirketlerdeki benzer devasa artışları da Tezmen'in önüne koydu. Tezmen, bu artışları şirketlerin genel faaliyetleri, büyüme stratejileri ve yatırımcı güvenindeki artışla gerekçelendirmeye çalıştı. Soruşturmanın en kritik noktalarından biri ise, vatandaşlardan toplanan fon paralarının, Tezmen'in kontrolündeki grup şirketlerinin hisselerini almak ve bu hisselerin fiyatlarını yapay olarak yükseltmek amacıyla kullanılıp kullanılmadığı sorusu oldu. Tezmen bu iddiayı kesin bir dille reddetti ve Tera fonlarının grup şirketlerinin hisselerini almasının hukuken bir engel teşkil etmediğini, ayrıca bu hisse fiyatlarındaki artışların kendisine herhangi bir menfaat sağlamadığını savundu. Savcılık, daha da ileri giderek, hisse fiyatlarını yükseltme karşılığında şirket sahiplerinden gayriresmi yollarla para alınıp alınmadığını sorguladı. Yani, 'Biz sizin hisselerinizi fonlarımızla alıp fiyatını yükseltelim, siz de bize karşılığında elden para verin' şeklinde bir anlaşma olup olmadığı soruldu. Tezmen bu tür bir pazarlığı da kesin olarak reddetti.

Tera PYŞ'nin mali yükümlülüklerini yerine getirememesi (temerrüt) sonucu parasını geri alamayan binlerce yatırımcının mağduriyetinde kendisinin sorumlu olup olmadığı sorulduğunda Tezmen, yaşananlardan üzüntü duyduğunu ancak Tera veya yöneticilerinin bir kusuru olmadığını savundu. Olayları piyasadaki ani panik havasına bağlayan Tezmen, bir gün içinde yaklaşık 300 milyar liralık toplu para çekme talebi geldiğini ileri sürdü. MASAK raporuna göre, Tezmen'in 28 Ağustos 2026 tarihinde Özen Kuzu'ya tek seferde 1 milyar 159 milyon 772 bin lira transfer ettiği bilgisi de savcılık tarafından sorgulandı. Bu transferin nedenine, karşılığında ne alındığına, sözleşme ve belgesinin nerede olduğuna dair sorular yöneltildi. Tezmen, işlemin Prive Sigorta'nın satın alma süreciyle ilgili olabileceğini düşündüğünü ancak detayları hatırlamadığını belirtti. Ayrıca, Tezmen'in Tera Yatırım Bankası'na 2,8 milyar lira gönderdiği, Tera Yatırım Holding'den yaklaşık 2 milyar lira, Tera Yatırım Menkul Değerler'den ise yaklaşık 2,77 milyar lira aldığına dair bilgiler de dosyaya girdi. Bu devasa grup içi para trafiğinin nedenleri de Tezmen'e soruldu. Tezmen, bu işlemlerin bankanın sermaye artırımıyla ilişkili olabileceği yönünde bir tahminde bulundu. Savcılık, Tezmen'in toplam para transfer hacminin 2024 yılında 210 milyon lira iken, 2025 yılında 5,87 milyar liraya fırlamasını da sorguladı.

Eski Genel Müdür Alper Öztürk'ün ifadeleri de dosyada ayrı bir önem taşıyor. Öztürk, Tera PYŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaparken, 'Portföy yöneticiliğim sadece kâğıt üzerinde, formaliteden ibaretti' diyerek, fon yönetimi üzerindeki gerçek kontrolün kendisinde olmadığını ima etti. Öztürk, özellikle Vişne hisselerindeki fon alım işlemlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdiğini, şirket çalışanlarını bu konuda uyardığını ve söz konusu işlemlerin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından incelemeye alındığını belirtti. SPK incelemesi sonucunda idari para cezası uygulandığı da Öztürk'ün beyanları arasında yer aldı. SPK'nın Tera PYŞ'den savunma talep etmesinin ardından Öztürk'ün, tüm portföy yöneticiliği görevlerinden ayrılma kararı aldığı ortaya çıktı. 12 Ocak 2026 tarihinde Tera PYŞ Genel Müdürlüğü ve Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrılan Öztürk, ifadesinin alındığı tarihte Tera Portföy'de danışmanlık görevini sürdürdüğünü ifade etti. Öztürk ayrıca, yurt dışı bankalardan finansman sağlama ve girişim sermayesi projelerine destek verme konularında da faaliyet gösterdiğini belirtti. Bu durum, SPK incelemesi sonrası fon yöneticiliğini bıraktığını söylemesine rağmen, Tera Grubu ile olan çalışma ilişkisinin tamamen sona ermediğini gösteriyor.

Sonuç olarak, Tera fon skandalının düğüm noktası, toplanan paranın gerçek kontrolünün kimde olduğu sorusu etrafında yoğunlaşıyor. Emre Tezmen, fon alımlarından haberi olmadığını ve kararların tamamen PYŞ yönetimi tarafından alındığını savunurken, Alper Öztürk ise bazı fon alımlarında fon yöneticisinin tek başına karar vermesinin imkansız olduğunu ve bu kararların 'hâkim ortağın iradesini' yansıttığını öne sürüyor. Savcılık ise bu karmaşık yapıda, vatandaşlardan toplanan fonların Tera'nın kendi hisselerine yönlendirilip yönlendirilmediğini, para piyasası fonlarından grup şirketlerine yasa dışı kaynak aktarılıp aktarılmadığını, hisse fiyatlarının manipülatif olarak yükseltilmesi karşılığında elden para pazarlığı yapılıp yapılmadığını ve milyarlarca liralık para trafiğinin altında yatan gerçek ekonomik nedenleri ortaya çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Paylaş

İlgili Haberler