Toprak Altından 3 Bin Gümüş Sikke Çıktı: Tarihi Bir Hazine Keşfi
İngiltere'nin güneyinde, 1866 yılında Chancton Çiftliği'nde tarım işçilerinin rutin bir temizlik çalışması sırasında, tarihin tozlu sayfalarından çıkmış büyüleyici bir keşif yapıldı. İşçilerin kazmaları, toprağın derinliklerinde gizlenmiş eski bir çömleğe çarptı. Bu beklenmedik temas, çömleğin kırılmasına ve içindeki binlerce yıllık bir servetin gün ışığına çıkmasına neden oldu. Kırılan çömlekten etrafa saçılan tam 3.000 adet gümüş sikke, ilk bakışta sıradan metal parçaları gibi görünse de, aslında İngiltere tarihinin en önemli Anglo-Sakson hazinelerinden birini oluşturuyordu.
Olayın hemen ardından, bulunan sikkelerin gerçek tarihi ve maddi değerinden habersiz olan işçiler, bu değerli metal yığınını günlük harcamalarında kullanma gafletine düştüler. Bir kısmı yerel bir barda ödeme aracı olarak kullanılmaya çalışıldı. Ancak bu olağanüstü keşif kısa sürede yetkililerin dikkatini çekti. Durumun resmi makamlara bildirilmesi üzerine, bulunan sikkeler derhal koruma altına alındı ve ülkenin en önemli kültürel miras kurumlarından biri olan British Museum'a nakledildi. Bu olay, hem bulunan hazinenin önemini hem de tarihi eserlerin korunması gerekliliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Yapılan detaylı nümismatik incelemeler, bu definenin ardında yatan tarihi dramı ve dönemin çalkantılı atmosferini aydınlatıyor. Sikkelerin büyük çoğunluğunun, Anglo-Sakson kralları Günahkar Edward ve II. Harold dönemlerine ait olduğu tespit edildi. Sikkelerin üzerindeki en dikkat çekici bulgulardan biri ise, hiçbirinin 1066 yılında gerçekleşen ünlü Hastings Muharebesi'nden daha sonrasına tarihlenmiyor olması. Bu durum, hazinenin Norman İstilası'nın yarattığı büyük kaos ve belirsizlik ortamında, muhtemelen savaş öncesinde veya hemen sonrasında aceleyle toprağa gömüldüğünü kesin bir dille kanıtlıyor. Steyning Müzesi'nden Andrew Woodfield gibi uzmanlar, paraların tam olarak hangi çatışma anında gizlendiğine dair kesin bir delil olmasa da, tarihi kayıtların bu senaryoyu güçlü bir şekilde desteklediğini belirtiyor.
Orta Çağ İngiltere'sinin en güvenilir kayıtlarından biri olan Domesday Book (Kıyamet Kitabı) verileri, bu hazinenin olası sahibine dair önemli ipuçları sunuyor. Kayıtlara göre, 1066 yılında Chancton Malikanesi'nin sahibi, dönemin İngiltere Kralı Harold'ın kardeşi Prens Gyrth idi. Malikanenin günlük yönetiminden ise Aeschere adında bir baş kiracı sorumluydu. Prens Gyrth, Hastings Muharebesi'nde Normanlara karşı savaşırken hayatını kaybetti. Muhtemelen, mülk yöneticisi Aeschere, istilacı Norman ordusunun hızla yaklaştığını haber alınca, bu büyük serveti güvence altına almak amacıyla paraları gizlice çalılıkların arasına gömdü. Ancak kendisi de savaştan sağ kurtulamayınca veya geri dönme fırsatı bulamayınca, bu devasa hazine tam 800 yıl boyunca unutulmuş bir şekilde toprak altında kaldı.
Bu keşfin dönemin ekonomik koşullarındaki değeri ise hayranlık uyandırıcı. O dönemin para birimi olan gümüş peniler üzerinden yapılan hesaplamalara göre, 240 gümüş peni 1 pound'a denk geliyordu. Bu oranla, çömlekte bulunan 3.000 gümüş sikke, toplamda 12 pound 10 shilling'lik bir servete karşılık geliyordu. Karşılaştırma yapmak gerekirse, resmi Domesday kayıtlarında Chancton Malikanesi'nin yıllık toplam değeri sadece 4 pound olarak belirtilmişti. Bu da, çalılıkların arasına gizlenen bu nakit paranın, koca bir malikanenin ve üzerindeki tüm arazilerin yıllık gelirinin üç katından daha fazla bir değere sahip olduğunu gösteriyor.
Ne yazık ki, bugün bu hazinenin tamamını tek bir yerde görmek mümkün değil. 19. yüzyılda, tarihi eserlerin devlete bildirilmesini zorunlu kılan katı yasaların henüz yürürlükte olmaması nedeniyle, müze yetkilileri duruma müdahale etmeden önce halkın bir kısmı paraların bir kısmını el altından sattı. Sonuç olarak, Chancton kökenli bu eşsiz sikkeler, günümüzde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki özel koleksiyonların yanı sıra Berlin ve Stockholm gibi Avrupa'nın önde gelen devlet müzelerine dağılmış durumda. Ancak bu keşfin tarihçiler için değeri paha biçilmez. Sikkeler üzerindeki darp izleri, o dönemde sakin bir taşra kasabası olan Steyning'in, Anglo-Sakson krallıkları döneminde ülkenin en önemli ve stratejik darphanelerinden birine ev sahipliği yaptığını bilimsel olarak kanıtlamıştır. Bu keşif, bölgenin tarihi önemini ortaya koyarken, aynı zamanda Anglo-Sakson dönemine ışık tutan önemli bir arkeolojik bulgu olarak kayıtlara geçmiştir.