Türk Jetleri İsrail'e Karşı Kalkışma Eşiğine Geldi: Gerilim Hattında Kritik Dakikalar
Suriye topraklarında, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede bulunan Ebu Zuhur askeri üssüne yönelik 18 Ağustos gecesi gerçekleşen İsrail saldırısı, bölgedeki hassas dengeleri yeniden gündeme taşıdı. Bu kritik gelişmenin ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi olarak görev yapan Tom Barrack, saldırı anında yaşanan ve kamuoyundan gizlenen detayları aydınlattı. Barrack'ın açıklamalarına göre, Türkiye bu saldırıya karşı bir misilleme olarak kendi savaş uçaklarını havalandırmayı ciddi şekilde değerlendirme noktasına gelmişti.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği hava operasyonunun temel gerekçesi olarak sunduğu, bölgede Türk askeri unsurlarının varlığı iddiasının ABD istihbaratı tarafından teyit edilmediğini net bir dille ifade etti. X platformunda yaptığı siyasi analizler ve röportajlarla tanınan Mario Nawfal'a özel bir demeç veren Barrack, son günlerde Suriye üzerinden tırmanan Türkiye-İsrail arasındaki gerilimin perde arkasında yaşananları detaylandırdı. Barrack, İsrail'in öne sürdüğü Türk askeri varlığına dair istihbaratın ABD tarafından doğrulanmadığını vurgulayarak, 'Sahada böyle bir durumun olmadığını biliyoruz' şeklinde konuştu.
Yaklaşık altı gün önce İsrail'in, ABD'ye Suriye'de Türk askeri varlığı olabileceğine dair istihbarat bilgisi aktardığını belirten Barrack, İsrail'in bu konuda duyduğu endişeyi, 'Bu bölgeye bir Türk intikalinin gerçekleşebileceğine dair bazı istihbaratlar mevcut ve bu durumdan derin endişe duyuyoruz' şeklinde dile getirdiğini aktardı. ABD'nin kendi istihbarat birimleri aracılığıyla bu iddiayı titizlikle incelediğini kaydeden Barrack, yapılan araştırmalar sonucunda sahada herhangi bir Türk askeri personelinin veya askeri gücünün bulunduğu yönünde bir bulguya rastlanmadığını yineledi. Bu sonuç üzerine Barrack, 'Durumun böyle olmadığını biliyoruz' açıklamasını yaptı.
Barrack'ın aktardığı bilgilere göre, İsrail savaş uçaklarının Türkiye sınırına doğru ilerlemesi üzerine, Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi savaş uçaklarını havalandırma seçeneğini değerlendirdiği ortaya çıktı. Bu gelişmenin ardından, İsrail uçaklarının Türkiye topraklarına doğru yöneldiği gözlemlendi ve bu durum karşısında Türkiye'nin meşru bir savunma olarak misilleme yapmaya hazırlandığı anlaşıldı. Neyse ki, sağduyunun hakim olmasıyla birlikte durumun daha da tırmanmasının önüne geçildiği ve olası bir büyük çatışmanın engellendiği belirtildi. Barrack, bu olayın ardında yatan potansiyel nedenlerden birinin, Türkiye'yi bir tuzağa çekme girişimi olabileceği teorisini ortaya attı. Bu tür bir hamlenin, yaklaşan seçimler öncesinde siyasi bir fayda sağlama amacı taşıyabileceğini ifade eden Barrack, bu teorinin oldukça saldırgan bir nitelik taşıdığını da ekledi.
Gerilimin kontrol dışına çıkmasının yaratabileceği küresel risklere de dikkat çeken Barrack, İkinci Dünya Savaşı'ndaki olayları örnek göstererek, tek bir kasıtsız eylemin dahi daha büyük bir çatışmayı tetikleyebileceği olasılığını gündeme getirdi. Ancak ABD'nin genel değerlendirmesinin, ilgili taraflardan hiçbirinin bu tür bir askeri çatışmaya girmek istemediği yönünde olduğunu da sözlerine ekledi. Öte yandan Barrack, ABD Başkanı Donald Trump ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleştiğini söylediği bir görüşmeye de ışık tuttu. Trump'ın Erdoğan'a, Suriye'nin neden doğrudan kontrol altına alınmadığını sorduğunu ve Erdoğan'ın ise 'Çünkü bunu istemiyoruz. Suriye'nin, bu zorlu coğrafyanın tam merkezinde bağımsız ve egemen bir ülke olarak kalmasını arzu ediyoruz' şeklinde yanıt verdiğini aktardı. Barrack, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgedeki tansiyonu düşürme yönündeki çabalarını takdirle karşıladığını ve bu konuda başarılı bir rol üstlendiğini belirtti.