Türkiye'den Doğu Akdeniz'de Stratejik Hamle: Oruç Reis Görevde
Dünya

Türkiye'den Doğu Akdeniz'de Stratejik Hamle: Oruç Reis Görevde

8

Türkiye, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarında stratejik bir adım daha atarak sismik araştırma faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Bu çerçevede, Oruç Reis sismik araştırma gemisi ve ona eşlik eden diğer üç araştırma gemisiyle birlikte yeni bir seyir planı dahilinde bölgeye gönderildi. Bu görevlendirme, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin planlanan doğal gaz boru hattı güzergahını da içine alan geniş bir alanı kapsayacak şekilde belirlendi.

Antalya Hidrografik İstasyonu tarafından duyurulan ve 1 Ekim ile 25 Ekim tarihleri arasını kapsayan Navigasyon ve Hidrografi Bildirisi (NAVTEX), bölgedeki bilimsel araştırma ve jeolojik incelemelerin ne kadar süreyle devam edeceğini netleştirdi. Bildiri, 26 Ekim tarihine kadar geçerli olacak ve Oruç Reis ile birlikte Denar Pathfinder, Denar Echo ve Kırıcı isimli gemilerin de bu çalışmalarda yer alacağı belirtildi. Bu kapsamlı araştırma, Doğu Akdeniz'in potansiyel enerji kaynaklarının belirlenmesi ve deniz tabanı yapısının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilecek.

Türkiye'nin bu yeni hamlesi, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle, Türkiye ile Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında planlanan ve yaklaşık 97 kilometre uzunluğundaki doğal gaz boru hattının geçeceği düşünülen bölgedeki araştırmalar Atina'da endişe yarattı. Yunanistan'daki yayın organları, bu gelişmeyi Türkiye'nin bölgedeki enerji denklemine doğrudan müdahil olma yönündeki stratejik bir hamlesi olarak yorumluyor. Bu durum, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında planlanan ve elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı hedefleyen Great Sea Interconnector (GSI) projesi etrafındaki gerilimin arttığı bir döneme denk gelmesiyle daha da önem kazandı.

Emekli Tümamiral ve 'Mavi Vatan' kavramının yaratıcısı Cem Gürdeniz, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki haklarından taviz vermeyeceğini vurguladı. Gürdeniz, GSI projesinin Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail'i birbirine bağlama amacı taşıdığını belirterek, projenin ana hissedarlarından birinin Fransız bir şirket olduğunu hatırlattı. Yunan hükümetinin, Türkiye'nin kıta sahanlığından geçecek araştırma faaliyetleri için Ankara'dan izin alınmasına gerek duymadığı yönündeki tutumunu eleştiren Gürdeniz, Oruç Reis'in bölgeye yeniden gönderilmesinin bu yaklaşıma güçlü bir yanıt niteliği taşıdığını ifade etti. Türkiye'nin 18 Mart 2020'de Birleşmiş Milletler'e (BM) bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarının görmezden gelinemeyeceğini kaydeden Gürdeniz, deniz parkları ile kıta sahanlığının farklı hukuki statülere sahip olduğunu ve Türkiye'den usulüne uygun izin talep edilmesi durumunda Ankara'nın buna karşı çıkmayacağını, ancak asıl amacın Türkiye'yi yok saymak olduğunu belirtti. Bu nedenle Türkiye'nin bu duruma kesinlikle müsaade etmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Paylaş

İlgili Haberler