Üniversite Öğrencisi Rojin'in Ölümündeki Gizem: Otopsi Raporu Şoke Etti
Van'da kaybolduktan sonra cansız bedeni bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturmada, otopsi raporundan elde edilen bulgular kan dondurdu. Ailenin avukatı tarafından kamuoyuyla paylaşılan bilgiler, genç öğrencinin ölümünün sıradan bir olay olmadığını, vahim bir tabloyu işaret ettiğini gösteriyor. Elde edilen ilk bulgular, Kabaiş'in ölümünün şüpheli olarak kayıtlara geçmesinin ardından dosyadaki seyrini değiştirecek nitelikte.
21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı öğrenci yurdundan ayrıldıktan sonra kayıplara karışmıştı. Yaklaşık üç hafta süren arama çalışmalarının ardından, 15 Ekim 2024 tarihinde Van Gölü'nün Mollakasım sahili kıyısında cansız bedenine ulaşılmıştı. Ölümü kayıtlara 'şüpheli ölüm' olarak geçen genç öğrencinin dosyasında, Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) hazırladığı biyokimyasal analiz raporları, olayın vahametini gözler önüne serdi. Raporda, Kabaiş'in iç organlarında ve midesinde tespit edilen kimyasal maddeler, dikkatleri bu yöne çekti.
Ailenin hukuk danışmanı Abdurrahman Karabulut, otopsi ve adli tıp raporlarına dair önemli detayları aktardı. Yapılan incelemelerde, Rojin Kabaiş'in midesinde ve çeşitli iç organlarında 'Rocuronium' adlı maddeye rastlandığı belirtildi. Bunun yanı sıra, midesinde 'Ornidazole' isimli başka bir kimyasal maddenin de bulunduğu tespit edildi. Karabulut, özellikle Rocuronium maddesinin, normal şartlarda sadece hastane ameliyathanelerinde kullanılan, solunum kaslarını saniyeler içinde etkisiz hale getirebilen ve son derece ölümcül bir kas gevşetici olduğuna vurgu yaptı. Bu maddenin hastane ortamı dışında bulunması, olayın şüphe boyutunu artırdı.
Karabulut, Kabaiş'in ölümünden kısa bir süre önce, 11 Eylül 2024 tarihinde geçirdiği cerrahi bir operasyona dair tıbbi kayıtları da incelediklerini ifade etti. Ancak, Rocuronium maddesinin ameliyattan haftalar sonra otopsi sırasında taze olarak mide içinde bulunmasının biyokimyasal olarak mümkün olmadığını belirtti. Rocuronium'un yarılanma ömrünün oldukça kısa, yani 30 ila 90 dakika civarında olduğunu hatırlatan avukat, bu durumun ilacın ölümden hemen önce veya çok yakın bir zamanda vücuda verildiğini kuvvetle gösterdiğini söyledi. Bu bulgular, genç öğrencinin kasıtlı olarak zehirlenmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Elde edilen adli verilerin, bu kimyasallara erişimi olan kişiler tarafından, mide yoluyla verilen bir ilaçla bayıltılarak ve solunumunun felç edilerek katledildiğini kanıtladığını ifade eden Karabulut, soruşturmanın bu doğrultuda derinleştirilerek sürdürüldüğünü sözlerine ekledi.