Usta Gazeteci Bekir Coşkun Eşi Andree Coşkun Tarafından Anıldı
Türk basınının duayen isimlerinden, usta gazeteci Bekir Coşkun, aramızdan ayrılışının altıncı yılında sevenleri tarafından rahmetle anılıyor. Coşkun'un eşi Andree Coşkun, Ayvalık'taki evlerinde yaptığı özel açıklamalarla, merhum gazetecinin yaşamından, mesleki duruşundan ve özel anılarından kesitler paylaştı. Bekir Coşkun'un gazetecilik kariyerindeki dik duruşunu ve eserlerinden asla taviz vermediğini vurgulayan Andree Coşkun, Coşkun'un en mutlu günlerini Sözcü gazetesinde yaşadığını ve yazılarına hiçbir müdahale olmadığını belirtti. Coşkun, eşini, 'Kalbiyle konuşmayı seven, her zaman içten ve samimi bir insandı' sözleriyle tanımladı.
Andree Coşkun, eşi Bekir Coşkun'un kişiliğini ve ona duyduğu derin sevgiyi şu sözlerle ifade etti: 'Bekir, ruhuma dokunan bir enerjiye sahipti. İlk tanıştığımız anda bile ses tonundaki sıcaklık, gözlerindeki ışıltı ve içten gülüşüyle kalbime işledi. Birbirimize çok aşık olduk ve o bana kendimi unutturacak kadar huzur verdi. Kalbiyle konuşmayı bilen, romantik ve duygu dolu bir insandı. Sevdiği insanları ne kadar değerli ve özel hissettirdiğini anlatamam. Özel anlar yaratmayı severdi; bazen beklenmedik bir bakışla, bazen de duvarlara yazdığı 'Seni çok seviyorum' gibi mesajlarla bunu gösterirdi.' Andree Coşkun, Coşkun'un mizahi yönüne de değinerek, en sıradan anlarda bile espri yakalayabildiğini ve gergin ortamlarda bile insanları rahatlatabildiğini söyledi.
Gazetecilik hayatı boyunca siyasi baskılar ve soruşturmalarla karşılaştığı dönemlerde bile Bekir Coşkun'un kaleminden asla ödün vermediğini ve eğilmediğini belirten Andree Coşkun, bu durumun onun için bir direnme savaşı olduğunu ifade etti. Coşkun, 'Baskı arttıkça mesleğine daha sıkı sarıldı. Bu tür baskıların sadece bireyi değil, toplumdaki bilgi akışını da etkilediğinin, toplumun haber alma özgürlüğünün daralmaması için kendinden çok şey verdiğinin bilincindeydi' dedi. En zorlu dönemin ise sağlık sorunları olduğunu belirten Coşkun, 2017 yılından itibaren kanserle mücadele ederken yazılarına ara vermek zorunda kaldığını hatırlatarak, bu günleri anımsamanın kendisini derinden üzdüğünü dile getirdi. Bekir Coşkun'un yazılarında okurların kendilerini bulduğunu söyleyen Andree Coşkun, 'Dostluk, adalet, özgürlük, doğa sevgisi, çevre bilinci gibi evrensel konuları ele alırdı. Sade, kısa, akıcı ve mizahi bir üslupla en ağır konuları bile anlaşılır hale getirirdi. Düşüncelerini ve duygularını dürüstçe paylaşan, empati gücü yüksek biriydi. Bu özellikleri yazılarına yansıyor ve okuyucunun duygularına dokunuyordu' diye konuştu.
Bekir Coşkun'un köpekleri Postal ve Pako'ya yazdığı mektupların büyük ilgi gördüğünü hatırlatan Andree Coşkun, köpeklerinin de kendileri için ailenin bir parçası olduğunu söyledi. Bekir Coşkun hastalığını öğrendiği zaman 'Ölmekten korkmuyorum, seni kaybetmek beni korkutuyor' dediğini aktaran Andree Coşkun, onun yokluğunun ardından yaşadığı derin üzüntüyü ve yalnızlığı dile getirdi. Bekir'in kardeşleri ve yeğenlerinin kendisine büyük destek olduğunu belirten Coşkun, 40 yıllık evliliklerinin ardından onun yokluğuna alışmakta zorlandığını, her yerin kendisini eşine hatırlattığını söyledi. Özellikle eşinin memleketi Urfa'ya gittiğinde kendini daha iyi hissettiğini ve Urfalı gibi hissetmeye başladığını ifade etti. Bekir Coşkun'un vefatından sonra meslektaşlarının ve arkadaşlarının da kendisini yalnız bırakmadığını söyleyen Andree Coşkun, 'Bekir gitti, ben onda kaldım ve sanırım hiçbir zaman çıkamayacağım' diyerek duygusal anlar yaşadı. Vefatının ardından geçen yıllara rağmen eşinin anısının yaşatılması, onun için büyük önem taşıyor.