Vatan Uğruna Bedel Ödeyen Gaziler: Adalet ve Eşitlik Beklentisi
Vatan savunması sırasında cephelerde yaralanarak gazi olan kahraman Mehmetçikler, yaşamlarını ve hayallerini sürdürmekte zorlanırken, karşılaştıkları bürokratik engeller ve adaletsizlikler yürek burkuyor. Gazi ve Şehit Aileleri Platformu Başkanı Erdem Çerçioğlu'nun 28 yıldır taşıdığı kolundaki yara izi, bu mücadelenin sadece fiziksel değil, aynı zamanda manevi bir boyutu olduğunu gözler önüne seriyor. Çerçioğlu ve onun gibi birçok er gazi, vatan için kolunu, bacağını feda etmiş olmanın gururunu yaşarken, asıl yarayı adaletsizlik ve vefasızlıkta bulduklarını ifade ediyor. Kendileri gibi kahramanlık gösteren gazilerin, devlet tarafından baş tacı edilmesi gerekirken, sorunlarının görmezden gelindiğini ve kapıdan çevrildiğini belirten Çerçioğlu, yetkililerin bu durumu bir an önce düzeltmesi çağrısında bulunuyor. Tarihin bu haksızlığı kaydedeceği endişesini taşıyan gaziler, seslerinin duyulması için mücadelelerini sürdürüyor.
Muş'ta terör örgütüyle girdiği çatışmada ağır yaralanarak sağ kolu dirseğinden parçalanan Erdem Çerçioğlu, 28 yıldır gazi olmanın getirdiği zorluklarla yaşıyor. Beş kez ameliyat geçiren ve kolunda vidalarla hayata tutunan Çerçioğlu, askerlik öncesi çalıştığı işini gazi olduktan sonra sürdüremediğini anlatıyor. Ailesine bakmak için iş bulma çabası, yaşadığı sağlık sorunları ve maddi sıkıntılarla mücadele eden Çerçioğlu, 44 bin lira gibi bir maaşla geçinmenin imkansızlığını vurguluyor. Kendilerine yönelik 'kıdar bir tavır' sergilendiğini düşünen Çerçioğlu, iktidar mensuplarının kendilerini dinlemesi ve sorunlarına çözüm bulması gerektiğini belirtiyor. Anlaşılmaz bir sessizlikle karşılaştıklarını dile getiren Çerçioğlu, bu durumun tarihe kara bir leke olarak geçeceğinden endişe ediyor.
Silopi'de mayın patlaması sonucu bacağını kaybeden Mustafa Ak'ın hikayesi de benzer bir vefasızlık tablosunu çiziyor. 1994 yılında karakola dönerken bastığı mayının infilak etmesi sonucu ağır yaralanan Ak, ayağının altının oyulduğunu ve doktorların bacağını kesmek zorunda kalacağını belirttiğini aktarıyor. Tedavi sürecinin ardından inşaat teknikerliği yapan Ak, bu süreçte köyüne gittiğinde kimsenin kendisini ziyaret etmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getiriyor. Komutanların, valilerin ve kaymakamların ilgisizliğinden yakınan Ak, 'vefasızlığı gördüm' diyor. Evlendikten sonra satın alma memuru olarak çalışan ve milli savunma bakanlığı'ndan emekli olan Ak, okçulukta dünya birinciliği elde etmesine rağmen, hala hakları için mücadele etmek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Devletten 'baba şefkati' bekleyen Ak, haklarını alana kadar mücadeleyi bırakmayacaklarını vurguluyor.
Şırnak'ta pusuya düşerek bacak ve vücudundan vurulan Soner Bardakçı, iki yıl süren tedavinin ardından hayata tutunmaya çalışıyor. Ankara'da mobilyacılık yaparak ailesine bakmak isteyen Bardakçı, üç kızının geçimini sağlamakta zorlandığını ifade ediyor. Devletin kendilerini bu durumda bırakmayacağını umduğunu ancak beklentilerinin karşılanmadığını belirten Bardakçı, haklarını alana kadar mücadele edeceklerini söylüyor. Gaziliğin ötesinde bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak seslerinin duyulmasını isteyen Bardakçı, 49 bin lira maaşla üç çocuğunu okutmanın ve kira ödemenin imkansızlığından yakınıyor. 400 bin lira borcu olduğunu ve gelecekten endişeli olduğunu belirten Bardakçı, onurlu bir yaşam tercih ettiğini ancak hak etmediği bir tabloyla karşılaştığını vurgulayarak, 'Ya oldurun ya öldürün' çağrısıyla yetkililere sesleniyor. Cemil Şenoğul ise, 1994'te Bingöl'de teröristlerin Kanas tüfeğiyle vurularak dalak ve karaciğerinin parçalandığını anlatıyor. Tekstil atölyesi hayali kurarken, bu olayla birlikte hayallerinin bittiğini belirten Şenoğul, 8 yıldır Ankara'da yaşadığını ve son 40-50 gündür yaşadıklarının uykularını kaçırdığını dile getiriyor. Şehit ve gazi olmalarına rağmen eşitlik ve adalet istediklerini belirten Şenoğul, özlük haklarının iyileştirilmesini ve kendilerine değer verilmesini talep ediyor. Haklarını vermeyen ve kendilerini görmezden gelenlere karşı sözün bittiği yerde olduklarını ancak mücadeleyi bırakmayacaklarını vurguluyor. Gaziler, rütbe ayrımı gözetilmeden eşit özlük hakları, adaletli sosyal ve ekonomik destekler, eksiksiz sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri, şehit çocuklarına gelecek güvencesi, er gazilerin bakım ve tedavi ihtiyaçlarının yeniden düzenlenmesi ve yasal düzenlemelerde temsil edilmeleri gibi taleplerini sıralıyor.