Vekillerden Profesörlere: Telefon Dolandırıcıları Kimleri Hedef Alıyor?
Son günlerde artan telefon dolandırıcılığı vakaları, toplumun her kesiminden insanları hedef almaya devam ediyor. Gelişmiş ikna kabiliyetleri ve ustaca kurguladıkları senaryolarla vatandaşları tuzağa düşüren dolandırıcılar, hiçbir ayrım gözetmeksizin herkesi mağdur edebiliyor. Bu durumun son örneklerinden biri de İYİ Parti Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz'ın yaşadığı olayla bir kez daha gözler önüne serildi. Kocamaz, kendisini terörle mücadele müdürü olarak tanıtan bir dolandırıcıya inanarak büyük bir servetini kaptırdı. Tam 10 kilogram altını, 68 bin Amerikan dolarını ve bin 900 Euro'yu elden teslim eden Kocamaz, ayrıca banka hesabından da 2 milyon 375 bin lirayı dolandırıcıların hesabına aktardı. Bu olay, dolandırıcıların ne denli profesyonel ve tehlikeli hale geldiğini bir kez daha ortaya koydu.
Milletvekili Kocamaz, yaşadığı şoku ve dolandırıcıların detaylı bilgilerine nasıl ulaştığına dair şaşkınlığını şu sözlerle dile getirdi: “Arayan şahıs kendisini Mersin Terörle Mücadele Müdürü olarak tanıttı ve inanılmaz derecede ikna edici konuştu. Benim tüm banka hesaplarımın, tapu kayıtlarımın nasıl bu kadar kolay elde edilebildiğini anlamıyorum. Hatta rahmetli annemden kalan 40-50 metrekarelik hisseyi bile biliyorlardı. Bu durum, sistemdeki çok büyük bir güvenlik zafiyeti değil midir?” Bu ifadeler, dolandırıcıların kişisel bilgilere ulaşma konusundaki rahatlığının altını çiziyor ve vatandaşların kişisel verilerinin güvenliği hakkındaki endişelerini artırıyor.
Telefon dolandırıcılarının hedef aldığı kişiler sadece siyasetçilerle sınırlı kalmıyor. Sanat dünyasından tanınmış isimler, iş dünyasının önde gelen simaları ve bürokratlar da bu tür dolandırıcılıkların mağduru olabiliyor. Bu durum, dolandırıcıların geniş bir kitleye ulaşabildiğini ve farklı sosyal çevrelerden insanları kandırabildiğini gösteriyor. Geçmişte Galata Kulesi'ni ve Boğaz Köprüsü'nü satma hikayeleriyle tanınan 'Sülün Osman' ve dönemin başbakanını dolandıran Selçuk Parsadan gibi isimler, bu tür dolandırıcılıkların tarihsel örnekleri olarak akıllarda yer etmiştir. Günümüzde ise bu tür vakalar daha organize ve teknolojik yöntemlerle karşımıza çıkıyor.
Tanınmış isimlerden Prof. Dr. Canan Karatay da daha önce bu tür bir dolandırıcılığın mağduru olmuştu. Kendisini polis olarak tanıtan kişilere 50 bin dolar ve 10 bin lira teslim eden Karatay, durumu, “Telefonda tamamen hipnotize oluyorsunuz” şeklinde özetlemişti. Benzer bir şekilde, özel bir üniversitede Sosyoloji Bölümü Başkanlığı yapan Prof. Dr. Ayşe Nilüfer Narlı, 2022 yılında “Vatana hizmet ediyorsun” yalanına kanarak dolandırıcıların ağına düşmüştü. Narlı, polis kimlik kartı gönderen dolandırıcılara yarım milyon lira nakit para ve yüklü miktarda ziynet eşyası kaptırdı. Türkiye'nin önde gelen ceza hukuku uzmanlarından Prof. Dr. Erdener Yurtcan ise 2015 yılında kendisini dönemin Anadolu Adliyesi Başsavcısı olarak tanıtan bir şahsa hesabındaki 4.5 milyon doları aktarmıştı. Yetkililer, bu tür telefonlara itibar edilmemesi ve şüpheli durumlarda derhal polise başvurulması gerektiğini vurguluyor.