Vizesiz Avrupa Hayali Sönüyor: Hukuki Adımlar Atılmayınca Kapılar Kapandı
Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde uzun yıllardır tartışılan vizesiz seyahat hakkı, son Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raporuyla birlikte yeniden gündeme geldi. 13 yıl önce Türkiye'de havai fişeklerle kutlanan 'AB'ye giriş' coşkusu, yerini hayal kırıklığına bırakırken, AB'nin talep ettiği altı temel kriterin hala tam olarak yerine getirilemediği belirtiliyor. Bu durum, Türk vatandaşlarının Avrupa ülkelerine seyahat ederken vize başvurusu yapma zorunluluğunu devam ettiriyor ve vizesiz Avrupa hayalini uzaklaştırıyor.
CHP Bartın Milletvekili ve AP Türk Grubu üyesi Aysu Bankoğlu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile benzer konumda bulunan Bosna Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya, Moldova, Sırbistan, Ukrayna ve Kosova gibi aday ülkelerin gerekli uyum yasalarını tamamlayarak vize serbestisi elde ettiğini hatırlattı. Bankoğlu, Türkiye'deki mevcut durumun temelinde hukuk devleti ilkesinin tam anlamıyla benimsenmemesi ve insan hakları ile özgürlüklere yönelik adımların atılmaması yattığını vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması ve üyelik müzakerelerinin durma noktasına gelmesi, vatandaşların vize kuyruklarında yaşadığı zorlukları artırıyor.
Avrupa Parlamentosu ve AB tarafından serbest dolaşım hakkının tanınması için şart koşulan altı ana kriterden biri, terörle mücadele yasasında gerekli değişikliklerin yapılması olarak öne çıkıyor. Bu değişikliğin, özellikle Osman Kavala, Can Atalay ve Tayfun Kahraman gibi isimlerin hukuki durumlarını etkileyebileceği yorumları yapılıyor. Diğer önemli kriterler arasında yolsuzlukla etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve GRECO ilkelerinin hayata geçirilmesi, AB üyesi ülkelerle adli işbirliği altyapısının güçlendirilmesi, Europol'ün Türkiye'de ortak operasyonlar yürütebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun tam olarak uygulanması ve geri kabul anlaşmalarının güncellenmesi yer alıyor.
Bu altı kriter arasında, Türkiye'nin AB üyesi Güney Kıbrıs ile belirli konularda işbirliği yapmasını gerektirecek düzenlemeler de bulunuyor. Bu durum, Türkiye'nin Kıbrıs meselesindeki hassasiyetleri göz önüne alındığında, sürecin daha da karmaşık hale gelmesine neden olabiliyor. Hukuk devletinin temel prensiplerine bağlı kalınmadan, insan hakları ve özgürlükler alanında somut adımlar atılmadan Avrupa Birliği ile tam üyelik ve vize serbestisi gibi hedeflere ulaşmanın mümkün görünmediği, mevcut tabloyla bir kez daha ortaya konmuş oldu.