Yargıtay'dan Emlak Komisyonu Davasında Emsal Karar
Gündem

Yargıtay'dan Emlak Komisyonu Davasında Emsal Karar

4

Taşınmaz satışlarında emlak komisyonu alacakları konusunda yaşanan hukuki uyuşmazlıklara Yargıtay'dan emsal niteliğinde bir karar geldi. İzmir'de yaşanan bir konut satışının ardından emlak komisyonunun tahsil edilememesi üzerine başlayan hukuki süreçte, Yüksek Mahkeme'nin verdiği karar, benzer durumdaki tüm emlakçıların ve konut alıcılarının dikkatini çekecek nitelikte. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, bir alacak için icra takibi başlatılmış olmasının, Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurulmasına engel teşkil etmediği vurgulandı. Bu doğrultuda, yerel mahkemenin icra takibini gerekçe göstererek Tüketici Hakem Heyeti'ne yapılan başvuruyu usulden reddetmesi, kanun yararına bozuldu.

Olay, 2025 yılında İzmir'de bir konutun satış süreciyle başladı. Emlakçı, aracılık ettiği satış sonrası komisyon bedelini alamayınca hukuki yollara başvurdu. İlk olarak Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuran emlakçı, heyetin talebini reddetmesi üzerine, kararın hukuka aykırı olduğunu savunarak 104 bin 250 liralık bir icra takibi başlattı. Satın alan taraf ise savunmasında, emlakçının alım-satım sürecinde aktif rol almadığını ve satış sözleşmesinde satıcı olarak görünen kişinin aslında taşınmazın gerçek sahibi olmadığını iddia ederek sözleşmeyi geçersiz kılmaya çalıştı.

Yerel mahkeme, emlak sözleşmesinden doğan alacak talebini, davalı aleyhine daha önce başlatılmış olan icra takibini gerekçe göstererek reddetti. Tüketici Hakem Heyeti'nin kararını bu gerekçeyle onaylayan mahkeme, davacının itirazını da geri çevirdi. Ancak Adalet Bakanlığı, bu noktada devreye girerek önemli bir değerlendirmede bulundu. Bakanlık, davacının hem İcra ve İflas Kanunu'ndan doğan haklarını kullanabileceğini hem de Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabileceğini belirtti. Bu iki hukuki sürecin birbirini engellemeyeceğini, yani 'derdestlik' oluşturmayacağını vurgulayan Bakanlık, yerel mahkemenin dosyayı esastan incelemesi gerektiği yönünde itirazda bulundu.

Yargıtay, Adalet Bakanlığı'nın itirazını haklı bularak emsal bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, yaptığı incelemede, davacının 8 Mayıs 2025 tarihinde başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ve takibin 10 Haziran 2025 tarihinde durdurulduğunu tespit etti. Ardından, itirazın iptali davası açılmadığı ve talep edilen bedelin yasal sınırlar dahilinde kaldığı gerekçesiyle 20 Haziran 2025 tarihinde Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurulduğunu belirledi. Yargıtay, icra takibinin durdurulduğu sırada devam eden başka bir dava olmadığı için derdestlik halinin söz konusu olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Yapılan resmi açıklamada, icra takibi başlatılmasının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince alacak davası açılmasına engel teşkil etmediği ifade edildi. Ayrıca, 2025 yılı itibarıyla belirli bir limitin altındaki uyuşmazlıklarda, 6502 sayılı Kanun'un ilgili maddesi uyarınca davacının hem icra hukuku yollarını hem de hakem heyetlerine başvurma hakkını aynı anda kullanabileceği, bu iki hakkın birbirine derdestlik oluşturmayacağı prensibine dikkat çekildi. Bu nedenlerle, yerel mahkemenin işin esasına girmeden usulden red kararı vermesinin hukuka aykırı olduğuna hükmederek, kararı kanun yararına bozdu.

Paylaş

İlgili Haberler