Yargıtay'dan İşçinin Dijital Mahremiyetine İlişkin EmSal Karar
Gündem

Yargıtay'dan İşçinin Dijital Mahremiyetine İlişkin EmSal Karar

4

Yüksek Mahkeme, çalışanların işverence sağlanan teknolojik aletlerdeki özel yazışmalarının ve kişisel bilgilerinin, mülkiyet hakkı bahanesiyle habersizce kontrol edilemeyeceği yönünde emsal bir karara imza attı. Bu kararla birlikte, dijital ortamdaki kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla elde edilmesi ve iş akdinin sonlandırılması için gerekçe gösterilmesi artık mümkün olmayacak. Bu önemli hukuki düzenleme, iş dünyasında çalışanların dijital mahremiyet alanını net bir şekilde çizerek, bireylerin özel hayatlarının korunması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Kararın temelini oluşturan olay, beş yıl boyunca aynı firmada mühendis olarak görev yapan bir çalışanın başlattığı hukuki süreçle ortaya çıktı. İşçi, görev tanımı dışında ek işler yapmaya zorlandığını, hak ettiği primlerin ödenmediğini ve iş sözleşmesinin feshedildiği gün kendisine ait şahsi verileri cihazdan temizlemesine fırsat verilmeden şirket tarafından tahsis edilen telefonuna el konulduğunu belirterek dava açtı. Davacı taraf, sadece alacaklarını değil, aynı zamanda kişilik haklarına yapılan bir saldırı olduğu gerekçesiyle manevi tazminat talebinde de bulundu. Bu durum, işverenlerin teknolojik araçlar üzerinden çalışanların özel alanlarına ne ölçüde müdahale edebileceği sorusunu gündeme getirdi.

Davalı şirket yetkilileri ise savunmalarında, iş akdinin feshedilme nedeninin ahlaki değerlere ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar olduğunu öne sürdü. Şirket avukatı, geri alınan şirket telefonunda yapılan incelemeler neticesinde işçinin WhatsApp yazışmalarının tespit edildiğini iddia etti. Bu yazışmalarda işçinin hem işverene hem de çalışma arkadaşlarına karşı rencide edici ifadeler kullandığı ve ayrıca kadın çalışanların fotoğraflarını izinsiz bir şekilde çekip üçüncü şahıslarla paylaştığı iddiaları dile getirildi. Şirket, cihazın kendilerine ait olması sebebiyle içindeki verilerin de kendilerine ait olduğunu ve bu tespitler üzerine iş akdini haklı nedenle sonlandırdıklarını belirtti. Ancak bu savunma, yerel mahkemede kabul görmedi.

Yerel mahkeme, işverenin bu savunmasını yeterli bulmayarak, iş akdinin feshedilmesinin haksız olduğuna ve işverenin ayrıca manevi tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi. Mahkemenin gerekçesinde, bir teknolojik cihazın mülkiyetinin işverene ait olmasının, o cihazı kullanan kişinin özel hayatına müdahale etme, kişisel mesajlarını okuma ve bu bilgileri kayıt altına alma hakkını doğurmayacağı vurgulandı. Bu tür bir eylemin özel hayatın gizliliğini açıkça ihlal ettiği ve hukuka aykırı yollarla elde edilen verilerin işten çıkarma gerekçesi olarak kullanılamayacağı belirtildi. Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddederek bu kararı onadı. Yargıtay ise alt mahkemelerin bu kararlarını hukuki açıdan isabetli buldu ve işverenin temyiz talebini oy birliğiyle reddederek kararı kesinleştirdi. Bu nihai karar, çalışanların dijital mahremiyetinin Anayasal güvence altında olduğunu ve işverenlerin bu alana sınırsızca müdahale edemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. İşçinin dijital verilerinin izinsiz incelenmesi, sadece iş akdinin haksız sona erdirilmesine yol açmakla kalmayıp, aynı zamanda kişilik haklarına yönelik bir saldırı olarak kabul edilerek manevi tazminat yükümlülüğü de doğurmaktadır.

Paylaş

İlgili Haberler