Yemen Gerilimi: Türkiye'nin Mekke Anlaşması ile Bölgeye Müdahalesi Tartışılıyor
Yemen'de İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki tansiyonun yükselmesi, küresel enerji güvenliği açısından hayati öneme sahip Babülmendep Boğazı'ndaki hareketliliği ve bölgesel dengeleri yeniden şekillendirdi. Husilerin, Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, bölgedeki çatışmaların Suudi topraklarına taşınmasının yanı sıra, stratejik öneme sahip Babülmendep Boğazı'ndaki deniz trafiği üzerinde de etkili olmasına neden oldu. Bu gelişmeler, uluslararası ilişkilerde dikkatle takip edilirken, Türkiye'nin de içinde bulunduğu stratejik bir anlaşmayı yeniden gündeme taşıdı.
Yaklaşık bir ay önce Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan ve "Mekke Anlaşması" olarak bilinen mutabakat, söz konusu ülkelerden birinin saldırıya uğraması durumunda diğer iki ülkenin askeri müdahalede bulunmasını öngörüyor. Ancak, anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne henüz sunulmamış olması, içerdiği koşullar ve müdahale gerekçeleri hakkında kamuoyunda yeterli bilgi bulunmamasına yol açıyor. Bu durum, anlaşmanın Türkiye'yi olası bölgesel çatışmalara ne ölçüde dahil edebileceği konusunda endişeleri de beraberinde getiriyor.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, yaptığı değerlendirmelerde, Mekke Anlaşması'nın Türkiye için önemli riskler barındırdığını vurguladı. Gürdeniz, anlaşmanın Türkiye'nin İran ile kurduğu hassas dengeyi tehlikeye atabileceğini ve ülkeyi, Pakistan ile Hindistan arasındaki bir çatışmaya ya da Yemen'deki Husiler kaynaklı bir savaşa çekebileceği uyarısında bulundu. Anlaşmanın, "bir ülkeye yapılan saldırının tüm ülkelere yapılmış sayılacağı" yönündeki maddesinin Türkiye'yi beklenmedik krizlere sürükleyebileceğini belirten Gürdeniz, Türkiye'nin savaş ve barış kararlarını etkileyebilecek böylesi bir güvenlik taahhüdünün hangi gerekçelerle kabul edildiğini sorguladı.
Yeni Parti'den de anlaşmaya yönelik kaygılar dile getirildi. TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Utku Çakırözer, Türkiye'nin, tarafı olmadığı ihtilaflarda Suudi Arabistan ve Pakistan'ın yanında yer alması ve askeri yükümlülük altına girmesi ihtimalinin endişe verici olduğunu ifade etti. Çakırözer, "Maceracı bir diplomasi anlayışıyla, başka ülkelerin güvenlik sorunlarını kendi güvenlik sorunumuz haline getirmemeliyiz. Mehmetçiğimizin asli görevi vatanımızı ve cumhuriyetimizi korumaktır; uzak coğrafyalarda macera arayışında olmamalıdır" şeklinde konuştu. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise, anlaşmanın Pakistan'ın Hindistan ve Afganistan ile yaşadığı sorunlar ile İran ile potansiyel çatışma risklerini Türkiye'nin üzerine yükleyeceğini savundu. Emir, bölgesel çatışmaları Türkiye'nin içine çekecek ve ülkeyi bu devletlerin "paralı muhafızına" dönüştürecek bir anlaşmanın kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu bağlamda, Babülmendep Boğazı'nın küresel enerji nakliyatı açısından kritik önemi ve son dönemdeki yoğun ticari gemi trafiği, bölgedeki gelişmelerin stratejik boyutunu daha da belirgin hale getiriyor.